MANŞET  |  HABER İNDEKSİ  |  ARŞİV  |  REKLAM  |  KÜNYE  |  BİZE ULAŞIN

 

İnsanlığa Adanmış Kutlu Bir Yürek      Seçimler Hep Seviyeli Geçti      Sezonu Açtılar      Sporun Amacı Sevgi, Saygı ve Dayanışmadır      Bütün Belediye Başkanlıklarına Talibiz      Gümüşhane’de tescilli 63 halk oyunu var      İftariyeliği erken al zamsız al uyarısı      "Takımlar Henüz Hazır Değil"      FEM dershanesi öğrencileri Vali Salihoğlu’nu ziyaret etti.       64 Yaşında Ruhsat Aldı     

 

ANA SAYFA

YAZARLAR

SARI SAFYALAR

GÜNCEL

HABER BÖLGE

DÜNYADAN

EĞİTİM

POLİTİKA

BİLİM ÇEVRE

EKONOMİ

KÜLTÜR SANAT

SAĞLIK

SPOR

SÖYLEŞİ

ARAŞTIRMA

GEZELİM GÖRELİM

DİĞER

DEĞERLERİMİZ

Site İçi Arama

GÜNDOGUMU GAZETESİ

ARŞİV

Özlü Sözler

Vallahi dünya için Allah demem.

Terzi Baba

Çok Okunanlar

ÇokYorumlananlar

 
 
DEĞERLERİMİZ
Ahmet Şevki Akagün - Sanatçı
Gümüşhane'li olan Ahmet Şevki Akagün; 1956 yılında Ankara'da doğdu. İlk, orta ve lise eğitimini Gümüşhane'de Güzel Sanatlar eğitimini İstanbul'da tamamladı. İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi Uesyo Grafik Tasarım bölümünden 1979 yılında mezun oldu.

Akademide eğitim pedegojisi programına katılarak sanat eğitimi öğretmenlik sertifikası aldı. Sanatsal Deseni; Reşat Atalık ve Kemal Bilensoy'dan, Grafik tasarımı; Yurdaer Altıntaş'tan, Amblem tasarımını; Bülent Erkmen'den, Afiş ve görsel bildirişimi; Turgay Betil'den, Sanatsal baskıyı; Fethi Kayaalp'ten, Fotoğrafı; Erdemir Akagün, Levent Tuna, Ahmet Kayacık ve Cafer Türkmen'den, Grafik Resimi; Dincer Erimez'den öğrendi.

Ressam Ulvi Soyarslan Atelyesinde çalıştı. Okul öncesi Hüseyin Parıltan'dan desenin gizemini öğrendi. Endüstri tasarımın temelerini babası Nidai Akagün'den ve İnsanlar arası iletişimin inceliklerini annesi Leman Bayrakdar Akagün' den öğrendi. Farklı zamanlarda karma ve yarışma sergilerine katıldı. Sanat felsefesi ve sanat eğitimi konusunda teorik çalışmalar ve sanatsal eleştiriler yazan Ahmet Şevki Akagün, endüstriyel grafik tasarım, fotoğraf çalışmaları yanı sıra sanat ve tasarım eğitimleri de vermektedir.

Tasarım, heykel ve resim çalışmalarına devam etmektedir.


Nurettin Özdemir - Şair
1927 yılında Gümüşhane'nin Kelkit ilçesinde doğdu. 1951 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitirdi; Nurettin Özdemir'in şiiri, bir bakıma Yahya Kemal, A.H. Tanpınar ve R.M. Rilke sentezidir. Bugüne kadar 5 şiir kitabı yayınlandı ve bazı şiirleri de bestelendi. Ayrıca, çeşitli gazete ve dergilerde siyaset, sanat, ahlak konuları ile ülkenin ekonomik sorunları üzerine makale ve mektupları yayınlandı; birçok radyo ve televizyon programında konuşmalar yaptı.

Eserleri; Hayat Şiiri (Şiir–1949), Yağmur Sonrası (Şiir–1955), Yitik Sevgi (Şiir–1959), Artık Vakit Geçti Yorgunum (Seçme Şiirler–1981), Zaman ve Aşk (Bütün Şiirleri–1997)

FARKINDA MISIN?

Gecenin tadı yok farkında mısın?
Saçların bambaşka karanlıklarda
Ve unutmuş gibi sanki gözbebeklerin
Huzuru en eski hatıralarda
Sırrını kaybettik mesafelerin
Bilmem uzakta mı yakında mısın?
Gecenin tadı yok farkında mısın?

Gecenin tadı yok farkında mısın?
Bakışların garip mahsun ümitsiz
Söylediğin her şarkı yarım
Artık bu bahçede mesut değiliz
İşte son daveti hatıraların

Geriye dönecek çağında mısın?
Gecenin tadı yok farkında mısın?


ERTUĞRUL SAĞLAM - MİLİ FUTBOLCU-TEKNİK ADAM
Ertuğrul Sağlam, 19 Kasım 1969da Zonguldak Ereğli'de doğdu. Aslen Gümüşhane'nin Torul ilçesine bağlı olmakla beraber Zonguldak Ereğli'de doğup büyüdü. 4 çocuklu ailenin üçüncü çocuğu. İlk, orta, lise eğitimini Ereğli'de tamamladıktan sonra bu dönem içerisinde Ereğli Erdemirspor'un minik, yıldız, genç, amatör takımlarında futbol oynayıp daha sonra Yıldız Teknik Üniversitesi Metalürji Mühendisliği bölümünü kazandı. İstanbul'a geçiş yaptı. İstanbul'da Yıldız Teknik Üniversitesi'ne kayıt yaptırırken o dönemde Fenerbahçe'nin altyapısında görevli olan Yılmaz Yücetürk'ün tavsiyesi ile Fenerbahçe'nin genç takımına gitti. Burada hem futbol hayatı hem de üniversite hayatını devam ettirdi. Aynı zamanda genç milli takımda da görev yaptı. Bir sezon sonra çeşitli sebeplerden dolayı Fenerbahçe'den 1986 senesinde Gaziantepspor'a transfer oldu. İlk profesyonel futbol hayatı böylece başlamış oldu. 86-87 sezonu Gaziantep'te ilk profesyonelliğe geçişi idi. Daha sonra Gaziantep'te bir sene daha oynadıktan sonra Samsunspor'un ilk transferi olarak 89-90 sezonunda bu takıma geldi. O dönem içerisinde her yıl artan bir grafikle 5 sezon görev yaptı. 5 sezon sonrasında da o zamanki Türk futbol tarihinin en fazla ücretiyle Beşiktaş'a transfer oldu. 6 sene görev yaptı. Daha sonra tekrar 2000 yılında Samsunspor'a dönüş yaptı. 3 sezon daha Samsunspor'da futbol oynadıktan sonra 2002?2003 sezonunun sonunda futbol hayatına noktayı koydu. Futbolu bıraktığı günden hemen sonraki gün antrenörlüğe geçiş yaptı. İlk sezonda Vanoski'yle daha sonra Cici Multescu ile yardımcı antrenörlük görevinde bulundu. Daha sonra 2004-2005 sezonunda ilk olarak Samsunspor'da teknik sorumlu olarak görev yapmaya başladı. Geçen sezon da Kayserispor'da göreve başladı. Bu dönem içerisinde Türkiye liglerinde 128 gole imza attı. Milli takımda da 26 maçta 11 gol atma başarısını gösterdi.

ZİYA DOĞAN - MİLLİ FUTBOLCU-TEKNİK ADAM
Gümüşhane'nin Köse İlçesi Bizgili Köyü'nde 1961 yılında dünyaya gelen Ziya Doğan, 1975 yılında Beşiktaş'ın altyapısında futbol hayatına başladı. Beşiktaş'ta 12 yıl futbol oynayan Doğan, Adnan Dinçer, Serpil Hamdi Tüzün, Metin Türel, Dorde Miliç, Stankoviç ve Milutinoviç gibi ünlü teknik direktörlerle çalıştı. Daha sonra sırasıyla Ankaragücü, Kocaelispor ve Zeytinburnuspor'da top koşturan Doğan, 8 Ağustos 1993'de yine Beşiktaş formasıyla futbola veda etti. 1993-1999 yılları arasında Kadri Aytaç, Adnan Dinçer, Ali Kemal Denizci, Saffet Susiç, Leo Benhaeker, Herbert Neumann gibi teknik direktörlerle birlikte antrenör olarak İstanbulspor'da çalışan Ziya Doğan, ilk teknik direktörlük sınavını 1999'da Adanaspor'da yaşadı. Küme düşme potasındaki takımın ligde kalmasını sağlayan Doğan, 1999-2000 sezonunda, İstanbulspor'un teknik direktörlüğüne getirildi.

Ziya Doğan, 2000-2001 sezonunda ise İtalyan Nevıo Scala'nın yardımcısı olarak Beşiktaş'ta antrenörlük yaptı. Daha sonra 2001-2002 sezonunun 7. haftasında Malatyaspor'da göreve başlayan Doğan, 2.5 sezonluk görev süresinde Malatyaspor'u tarihinde ilk kez UEFA Kupası'nda mücadele etmesini sağladı. Trabzonspor Teknik Direktörü Ziya Doğan, teknik direktörlük kariyerinde ilk kez bir takımın başında Türkiye Kupası'nda finale yükseldi ve kupayı kazandı.Bir süre Gençlerbirliği ve Malatyaspor Teknik Direktörlüğü yaptıktan sonra tekrar Trabzonspor'a geri döndü.


AHMED ZİYÂÜDDÎN-İ GÜMÜŞHÂNEVÎ - İSLAM ALİMİ
Beynelmilel şöhrete sahip, nâdirü’l-emsâl, meşhur bir İslam âlimi, gerçek bir âbid ve zâhid, cihâd-ı ekberi ve cihâd-ı küffârı bihakkın eda etmiş örnek bir mücâhid, turuk-ı aliyyemiz silsilelerinde kendi adına özel bir şube teşkil edecek kadar ileri mertebede bir şeyhler şeyhi, aşkın en yüksek tasavvufî makam olduğuna dair bir eser yazmış olmasına rağmen, şöhret ve şatafata kapılmamış, ilm-i zâhiri ve ilm-i bâtını, tasavvufu, tarikatı ve şeriatı beraber götürmüş, ehl- i sahh ve ehl-i temkinden, çok ciddi ve çok vakur bir ârif-i kâmil; yüzden fazla kâmil mürebbî ve halîfe yetiştirmiş bir mürşid-i kâmil ve mükemmil, nice nice hadis, kelam, fıkıh ve tasavvuf eseri yazmış çok velud bir müellif; muhaddis, mütekellim, fakih, kutbü’l-aktâb, gavsü’l-vâsılîn” Ahmed b. Mustafa b. Abdurrahman el-Gümüşhânevî 1228/1813 senesinde Gümüşhane’nin Emirler Mahallesinde dünyaya gelmiştir.

Ondokuzuncu yüzyıl gibi Osmanlı Devleti’nin çalkantılı, buhranlı bir devrinde yaşamış olan Gümüşhânevî hazretleri; tarikat anlayışı, tekkesi, irşad hususiyeti, bir milyondan fazla müridi, padişahlar nezdindeki nüfûzu, tasavvuf, fıkıh ve hadise dair eserleri ve dünyanın çeşitli bölgelerine gönderdiği yüz on altı halifesiyle günümüzde de halen canlılığını m uhafaza eden bir tesir ve şöhrete sahiptir.

Gümüşhânevî hazretleri 7 Zilka de 1311/13 Mayıs 1893 senesinde sabahleyin saat on sularında ansızın gözünü açıp “Hepsini isterim Ya Kibriyâ’!” diyerek dâr-ı bekâya irtihal eylemiştir. Kabri, Süleymaniye Camii avlusunda Kanûnî Sultan Süleyman Türbesi’nin kıble tarafındadır. Yanlarındaki kabirde zevceleri Havva Seher Hanım yatmaktadır.

Bu Fakir ve Zaif Ahmet Ziyaüddin der ki:

İnsanların yararlanması için ve bir de benden taleb edilmesi üzerine bir kısım hadis kitaplarından seçmek ve kısa olanlarını tercih etmek sureti ile hadisleri derleyip toplamak istedim.

Allah Tealâdan hayrı taleb ettikten sonra, muteber hadis kitaplarından hükümleri ve mealleri açık olan ve ancak isnadları haz edilmek sureti ile hadisleri cem etmeğe başladım. Topladığım bu hadislerin, hıfz edilmesi kolay, faydası umumi ve bereketinin de şumullü olması için, dinin esaslannı ve onun usul ve kaidelerini ihtiva edenlerini toplamış oldum.

Allaha Hamd olsun, güzel bir hadis kitabı böylece husule geldi. Bu hadislerden her birinin sonunda, hadis âlimi imamlardan hangi imamın o hadisi kitabına derc etmiş olduğunu ve sahabeden olan ravilerini (yerine göre) bir raviden dokuz raviye kadar zikrettim. Keza hadisin, sahih, hasen, veya kavi ve zaif gibi nevilerine de işaret ettim.


HAFIZ FİDAN - KENT YAPI DENETİM YÖN.KRL.BŞK. ( YÜKSEK MİMAR)

1949 Kelkit (Karaçayır Köyü) Gümüşhane doğumluyum. İlköğretim Eğitimimi Kelkit'te bitirdim. Lise tahsilimi, 1971 yılında Erzincan Lisesinde tamamladım. 1971 yılında Yüksek Tahsilimi yapmak üzere Almanya'nın Berlin Şehrine gittim.

Üç yıllık lisan Eğitimi ve Okul öncesi stajımı tamamladıktan sonra, Berlin T.F.H.'de yüksek öğrenime başladım. 1981 Yılında adı geçen üniversiteden Yüksek Mimar olarak mezun oldum.

Aynı yıl Memleketim olan Kelkit'e kesin dönüş yaptım. 1982 yılından 1988 yılına kadar Kelkit İlçesi ve çevresindeki İlçe ve Belde Belediyelerinde sözleşmeli mimar olarak çalıştım ve İmar Müdürlüğü görevlerinde bulundum. Aynı süre içerisinde devam eden S.S. Kelkit Küçük Sanayi Sitesi 212 İşyeri ve Sosyal Tesisler İnşaatının Kontrol Mühendisliği'ni yaptım. 1989 yılında İstanbul-Ümraniye'de Serbest Mimarlık Bürosu kurdum.

1 Kasım 1992 tarihinde yapılan ara seçimlerde R.P.sinden Kelkit Belediyesi Başkan adayı olarak seçimlere katıldım.

1994 Nisan seçimlerinde R.P.sinden Ümraniye Belediyesi Meclis üyesi adayı olarak seçimlere katıldım. Seçimleri kazanmamızın akabinde; Ümraniye Belediye'sinde, Meclis üyesi olarak dönem sonuna kadar görev yaptım.3 Kasım 2002 Genel Seçimlerinde A.K.P.'den İstanbul 1. Bölgeden Milletvekili adayı oldum.

Mayıs 2000 yılından bu yana Yapıların Denetimi ile ilgili olarak kurduğumuz, Kent Yapı Denetim Şirketi yoluyla İstanbul genelinde çalışmaya devam ediyorum.

Evli dört çocuk babasıyım. Almanca bilmekteyim.

 



Erdal Demirkıran - EĞİTİMCİ-(Dünyanın En Akıllı İnsanı)
 
Erdal Demirkıran 

Bugün
Erdal Demirkıran, hayatı ve kendini alabildiğine seviyor. “Ben Dünyanın En Akıllı İnsanıyım” ,“Adam Dediğin Benim Gibi Olur” , "İflas Etmenin Yolları", "Dünyanın En Akıllı İnsanı'ndan Masallar" , "Sadece Aptallar 8 Saat Uyur" ve "Yerim Seni ÖSS" adında altı kitabı bulunan Demirkıran, birinci kitabını yurtdışı pazarına çıkarmak için yurtdışında faaliyet gösteren çılgın bir yayınevi arıyor.

Dünyanın En Akıllı İnsanı, kolej, dershane, şirket, belediye, siyasi partiler gibi kurum ve kuruluşlarda “dahi” yetiştiriyor. İstanbul Yeşilköy’de bulunan Kashna Dahi Fabrikası’nda, Kashna Öğretileri’ni insanlarla paylaşırken dünyayı değiştirmeye çalışıyor.

2006
Türkiye’deki faaliyetleri devam eden Erdal Demirkıran, dünyaya açılmaya hazırlanıyor. Bu arada altıncı kitabını da yayınlayan Demirkıran, kendi kitapları dışında başkalarının yazdığı ama Kashna çizgisine uyan kitaplar da yayınlıyor.

2008
Eğitim sektöründe tüm dünyanın bir dünya devi olarak kabul ettiği Kashna Dahi Fabrikası, eğitim çalışmalarını dünyanın her yerinde sürdürmeye devam ediyor. Erdal Demirkıran’ın senaryosunu yazdığı sinema filmi 35 ülkede gösterime girdi. Kashna Kitap Ağacı, 12 tanesi Erdal Demirkıran’a ait olmak üzere 150 özgün meyve verdi.

2010
Dünya Liderleri Erdal Demirkıran’dan eğitim almaya başladı.

2015
Kitapları 25 dile çevrilen ve dünyanın en fazla satan yazarı olarak tarihe geçen Erdal Demirkıran yazmaya doymuyor.

2018
Dünyanın her yerinde enstitüler kuran Erdal Demirkıran, kitapları, filmleri, seminerleriyle yüz milyonlarca insana ulaştı.

2020
Dünyaca ünlü starlar, konserlerinden önce Kashna Öğretisi’nden mesajlar veriyorlar.

2022
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri, Erdal Demirkıran’la yaptığı üçüncü görüşmesinden sonra bir demeç vererek, “Benim dönemimde, hangi gerekçeyle olursa olsun savaşa onay verilmeyecektir!” dedi.

2026
Kashna o kadar etkili bir öğreti oldu ki, dünyada silah üretimi yapılmıyor artık, hatta üretilmiş olan silahlar da ortak bir deklarasyonla toplatılıp imha ediliyor. Her yıl silaha ayrılan bütçe aç ülkelere dağıtılıyor, aç ülke kavramı tarihe karışıyor...

2029
Suç oranı minimize edildiği gibi, suç işleme akıl hastalığı statüsünde değerlendiriliyor. İnsanlar artık sinirlenmiyor. Özgüven artık özel bir vasıf değil. Cinayet, intihar ya da benzeri kavramlar iflas etti.

15 Mart 2030
İstanbul’da, “Barış Vadisi”nde saat 10:00 itibariyle Dünya Barış Zirvesi başladı. Ülkemiz adına Cumhurbaşkanımız açılış konuşmasını yaptıktan sonra, kürsüye gelen Erdal Demirkıran, sözlerine “Başardık Çocuklar*diye başladı. 26 dakika süren konuşmasından sonra tüm Devlet Başkanları, daha önce imzalamayı kabul ettikleri Barış Bildirisi’ni imzaladılar.

15 Mart 2030, saat 16.00 itibariyle dünya artık savaşmıyor…

* Çocuklar asla savaşmaz.

Dün Bugün ve Yarın
Kimsenin geçmişi ilgilendirmiyor beni. Ben hep bugüne ve yarına bakarım. Benim için geçmiş, sadece zamanın ne kadar çabuk geçtiğini ispat eden bir aracıdır.

Senin neler yapabileceğin sadece bugünkü tutumuna bağlıdır...

Dün için pişman olma, yarın için kaygılanma, bugünü yaşa. Bugünü sanki en son gününmüş gibi yaşa! Unutma ki, yarın bugüne “dün” diyeceksin. Tıpkı dün, bugün için “yarın” dediğin gibi...

“Daima Büyük Düşünen İnsanlarla Karşılaşabilmen Umuduyla...”


ERDAL DEMİRKIRAN
Dünyanın En Akıllı İnsanı



Mahmut Polat - T.H.M Sanatçısı

Gümüşhane ilinin Kelkit ilçesinin sal ördek köyünde 1959 yılında dünyaya deldim altı aylıkken zaten( ekin işleri için köyde olan ailemle ) TRABZON gitmişiz çocukluğum burada geçti ilk okul 2 sınıfta okul korosuna seçti beni öğretmen'im ,yine aynı yıllarda abim AHMET POLAT ın eve getirdiği balgama ile tanıştım.

Babamın onca hakaretine ve çingene misiniz siz ne bu çalgı çulgu nidaları arasında atılan şamarlar gözümü yıldırmış sadece öğrenmeye çalışanları izlemek durumunda kalmıştım ama saz sanki beni içten içe sarıyor ve bütün cazibesiyle içine çekiyordu tüm benliğimi yavaş yavaş. Radyoda dinlediğim ozanlar ve yurttan sesler korosu ise büyülü destanlar memleketinin bana ulaşan öyküleri gibiydi ozanlar kahraman türküler ninni anlatılanlar ise destandı bende dinlerken hayal aleminde o dünyada gezen yaşayan bir çocuk misali idim.içimdeki ilham bedenimi rahatsız ediyor her elime kalemi aldığımda sözden çok mani şiir dökülüyordu iç güdüsel olarak birde dudaklarımdan dökülen melodi ile birleşince uçuyordum kurduğum dünyam da.ancak hala aleni saz çalamıyor sadece izliyor ve kimsenin olmadığı zamanlarda ise sazı elime alıp çalıyordum çok da ilerletmiştim ama bunu kimseye söyleyemiyordum korkum dan.ilk okul bitti(1969) babam İstanbul Pendik ten yer alınca ver elini İstanbul göç ettiğimiz yıllar abim iyi saz çalmaya başlamıştı babama rağmen.

Orta okula yazıldıktan sonra babamın iş hayatının yoğunluğuyla da etkin denetimi elinden bırakmıştı bende Pendik halk evininin folklor kurslarına başlamıştım hem folklor oynuyor hem t h m korosunda saz çalıyordum.bir çok ünlünün uğradığı bu yerde ünlü sanatçılara sazla eşlik arkadaşlarda vardı şanslıydım ben çok iyi bir gözlemci olarak kulağım ve gözüm onların ellerin de nağmelerin de idi bu uzun yıllar sürdü çok saz taşıdım her bölgeyi oynayacak kadarda folklor ünü öğrendiğim gibi de oyun müziklerini de örgenmiş balgama ile icra ediyordum.1076 yılında

Pendik lisesin den tuzla lisesine yollandıktan sonra okuma keyfim kaçmıştı o yılki konservatuar imtihanlarına girerek şan bölümünü kazanmıştım ve kayıt yaptırıp Nişantaşı devlet konservatuarına gitmeye başlamıştım iyi ama şan bölümü batı müziği ve orada okuyanlarda hep sosyete zengin çocuğu idi ayak uydurmak ne kelime tam bir köylü kültürü içinde aralarında Anadolu'yu sanki tek başına temsil ediyordum bir ev parasına bir piyano alıyor ve her okul çıkışı diskoteklere gidiyorlardı. Babam ise okuldan memnun değil di ve bana para vermiyor… ne olacaksın cingene misin çalgıcı mısın diyrek de dışlıyor. kınanıyor ve küçümsüyordu .

Maddi yetersizlikler ve arkadaşlarıma mahcubiyetlerimin sayısı artmaya başlayınca okuldan ayrıl dım Babamın işleriyle meşgul olmaya başladım.ama halk evindeki çalışmalarıma devam ediyordum.burada 8 defa yurt dışına çıkmış milli folklör çü olarak ülkemizi temsil etmiş birinçilik ler almıştık pendikte ikamet eden istabul radyosu THM sanatcısı SONER ÖZBİLENDEN NOTA SOLFEJ dersleri alarak bilgi birimimi yeterli seviyeye getirme gayretlerimi de sürdürmekteydim. Nerdeyse bütün yöresel türküleri, oyunları örgenmiş içra ediyordum.popiler müzikten zevk alamıyor geleneksel likten radyo repertuarından da vaz geçmiyor dum bu arada yaktıgğım türküleri müzisyen arkadaşlarımla içra edip kayıt yaptıktan sonra SONER ÖZBİLEN dinletiyordum nasıl diye soruyordum bir nevi nabız yokluyor yaptıgım müzik ve sözlerin sanatsal degerlerini ögrenmeye çalışyordum.Bir gün ERZURUMA yolum düşüp de aşıklar kahvesindeki atışmaları dinledikten sonra . yaptıgım çalışmaların ne oldugu anladım.tanıştıgım AŞIK EROL ŞAHİNER.NURİ ÇIRAGI.ile yerel kültüre dogru yönümü tamamen çevirdim ve bu uzun yolculuğa çıkma kararımı ta o günlerde verdim köksüz hiçbir şey olamayacağını anlamış ve mensubiyet dugusu ile türkülere bir başka sarılmıştım PİR SULTAN ABDAL ı YUNUS EMREYİ .DADAL OGLUNU KÖR OGLU nu kısacası türk kültür oluşumundaki mihenk taşı olan bütün ustaları dinliyor ve onları yaşadıklarını anlamaya çalışıyordum.1990 bir dünletide yaptıgım eserleri begenen kasetcinin teklifi ile(emleketim)adlı albümümü cıkardım bu benim cesaretimi artırmış çalışmalarıma hız vermiştim olaylar .yaşlananlar karşısında duygulanır ve bir şeyler karalıyor ve müzikle bunu kendi kendime okuyordum zamanla etkilendiğim bu büyük zatlarla beslenen bu kabiliyetim folklör bilgimle de birleşin ce ozan MAHMUT POLAT ınhalkın gönlünde doguşu oldu çünkü etrafımdaki dinleyenlerim bana ozan mahlasını takmıştı bile.karadeniz sınırları içinde olan memleketim GÜMÜŞHANE ye olan tutkum ve katıldığım yerel konser festivaller kurtuluş günlerinde anladım ki memleketimizin özgün türküleri yok ve kimse buna el atmamış ve memleketimin insanları kendi türküleri yerine diğer yöre türkülerini aşıklarını dinliyor sanki bizim yerel kimligimiz ve kültürümüz yok gibiydi yitik bir şehrin olmayan yerelligin ve kültürün çocukları gibiydik nerelisin ozan dediklerinde göhsümü gere gere GÜMÜŞHANELİYİM dedigimde GÜMÜŞHANEDEN sanatcımı çıkar sözleri işle karşılaşıp üzülüyordum.taki KOCAELİNİN-KÖRFEZ ilçesindeki bir konserde sahneye çıkan sanatcıların o devrin popiler türkülerini adaptasyon ederek ( şu fıratın suyu demek yerine_şu Kelkit in suyu diyerek adaptasyon la uyduruk şeyler mırıldanıyorlardı bende körfez belediyesinin kültür müdürlüğünü yapıyordum o dönemlerde davet ettigim üst seviye bir memur ozan ben Gümüşhane kültürünü tanımayacagımı sanıyordum gecenizde ama senin söyledigin türküler haric ben kendi yöremi yaşadım sizin bu kültür geceniz de yörenizin dernek başkanlarına teşekkür ederim diyerek gülümsedi .bu beni dehşet üzmüştü o gün karar verdim memleket olurda türküsü ve kültürü olmaz mı ve bu halk kendi kültürünü sevmez mi ilgi duymaz mı diye o günden sonra bütün yaşlı deleri neneleri ve yerel düğünleri toplantıları dolandım sadece benim dogduğum köyden 10 türkü derledim o günden bu zaman kadar yaktığım türkülerin motifsel yapılarını geleneksel Gümüşhane kültür özelliklerini taşımasına özen gösterip türkü,hikaye,agıt,fıkra,oyun ve yaşanmış öykülerini derleye başladım şimdi çok iyi bir arşiv e sahibim . 2000 yılında kültür bakanlıgını mülakatlarını kaznarak bakanlıgın yerel sanatısı ünvanında kazanmış oldum derlediğim türküleri kültür bakanlığını halk kültürleri araştırma geliştirme müdürlügünün türkü repertuarına meleketim adına 10 larca türkü kazandırdım. Bizden sonra gelenler uyduruk türkü okumak zorunda kalmayacaklar bunu için memleketime olan gönül borcumu ödediğime inanıyorum bu çalışmalarım hala devam etmektedir şu an derledigim türkülrede yer vererek 7. kasetimin alt yapı çalışmalarını yapmaktayım kıt kanaat imkanlarım la /''ya bırak şu GÜMÜŞHANE yi ekmegine bak'' diye bana tavsiyede bulunan kendi kültüründen utanan saygı değer !!!! bazı hemşerilerime rağmen ben hala bu çalışmalarıma devam ediyorum hiç mandi yardım görmeden manevide kösteklere ragmen yaktıgım CAN GÜMÜŞHANE türküsü milli marş gibi olmuş hem yöresel agızlar da hemde meleketlimin dilinden düşmemektedir radyolarda en cok istek alan türkü haline gelmiş hatta bir hemşerim bana ozan şu (CAN GÜMÜŞHANE) türkün sayesinde biz de Karadenizli olduk diyerek menuniyetini bildirmiştir yaptığım mücadelenin boşa gitmediğini bu şekilde anlıyorum tükiyeyi defalarca balgama çalıp türkü söyleyerek dolandım gitmedigim şehir veya kasaba kalmadı hayranlıkla dinlediğim ozan aşık ve ünlü popiler sanatcılarla defalarca aynı sahneyi paylaşmak nasip oldu . yurt dışın defalarca konser verdim . Çalışmalarım ömrüm oldukça türkü tadında sürecek bütün katılğım etkinliklerde her şeye ragmen yerel türküleri okumaya ve özgün bestelerini söylemeye çığırmaya devam edeceğim kültürümüz kimliğimizidir bunu aklımdan çıkarmadım ve kimligimden de hiç utanmadım .

Saygılarımla



Süleyman Aydın - AVUKAT
Avukat Süleyman Aydın 1943 yılında Gümüşhane'nin Torul İlçesine bağlı eski adı Manastır resmi adı Demirkapı Köyünde Recep Besire Aydın'ın beşinci çocuğu olarak dünyaya gelir. İlkokul ve Orta okulu Torul'da tamamlayan Süleyman Aydın Gümüşhane lisesini bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesini kazanır ve mezun olur. Üniversite yıllarında oldukça hareketli ve lider bir öğrenci profili sergileyen Aydın, üniversitede oluşturulan öğrenci birliğinde ve  yurt  öğrenci temsilciliğinde başkanlık yapar. O dönemde İstanbul'da az sayıda olan Gümüşhaneli öğrenci olmasına rağmen yapılan seçimlerde dönemin hocası Profesör Doktor İlhan Postacıoğlu'nun da dikkatini çekecek kadar oy toplar. Hocası Postacıoğlu Aydın'ın üstün becerisi karşısında da şaşkınlığını gizleyemez ve onu tebrik eder. Üniversite yaşamından sonra Gümüşhaneye dönen Süleyman Aydın burada bir süre avukatlık ve Gümüşhane Baro Başkanlığı görevinde bulunur. Hiç unutamadığı Necati Akagündüz 'ün "Ölmekten değil benim bu yaşıma kadar edindiğim bilgiler benimle  birlikte toprağa gidecek , insanlara veremediğim kaybolan bilgilerime acırım" sözünü hiç unutamaz. Siyasi yaşamıda bir hayli hareketli geçen Aydın  milletvekilliği adaylığı yanı sıra 1974 yılında C.H.P ve  D.SP de çeşitli kademelerde görevlerde bulunur. Gümüşhane 'de bulunduğu süre içerisinde sanat yönüde ağır basan Aydın burada şiir ve desen sergisi açarak bu sevdasına ulaşır. Onun için Gümüşhanede fiili olarak yürüttüğü görevi hariç insanlara yardım eden onları dinleyen çözüm arayan tavırları özellikle bu sorunların üst kademelerde çözüm arama çabaları yaşamının en güzel yıllarıdır.
1992 yılında İstanbula gelen ve yaşamını Avukat olarak sürdüren Süleyman Aydın Gümüşhane Sanayici ve İşadamları Derneğinde kurucu üye olur ve halen bu görevini sürdürmektedir. Süleyman Aydın'ın her zaman Gümüşhane sevdası ön plandadır. Öyleki kendisini ziyarete gelen her insanda kendi sevgi ve saygısını daima belli eder.
İstanbul'da derneklerle iç içe olmayıda ihmal etmeyen Süleyman Aydın  çeşitli organizasyonlarda görev alır
Süleyman Aydın Gümüşhane' nin kalkınmasının önündeki engeli coğrafyasının engellemesine bağlar ve bu bizim için bir kader der. Gümüşhanede bulunduğu süre içerisinde temasta bulunduğu parlementerlerle bu sıkıntıları paylaşan Aydın adeta mesleğindende fedakarlık yapar. Geçmiş dönemdeki Gümüşhane ile şimdiki Gümüşhaneyi kıyaslamanın mümkün olmadığını belirten Aydın gelişmiş liğin yanında hizmetlerin artırılması konusunda çalışmaların sürdürülmesini istemektedir. Gümüşhane insanının milli birlik ve beraberlik içerisinde yaşamlarını sürdürdüğünü belirten Aydın hemşehrilerinin devletine ve milletine bağlılığından da mutluluk duyuyor.
Gümüşhane insanının karamsar olmasından çekinmesi gerektiğini belirten Aydın her türlü fikre açık olarak kutuplaşma yapmadan hayatlarını devam ettirmesini diliyor Gümüşhaneli gençlerin siyaset yapma konusunda istekli olmasını da isteyen Aydın bu konudada başarılı olacaklarına inanmakta
 
Evli ve iki çocuk babası olan Avukat Süleyman Aydın'a Gündoğumu gazetesi olarak başarılar diliyor ve teşekkürlerimizi sunuyoruz.
 
GÜNDOĞUMU HABER/İSTANBUL


Aydın DOĞAN - Doğan Holding Yön.Kur.Bşk
Aydın Doğan, 1936 yılında Kelkit'te, bölgenin köklü ailelerinden birinin oğlu olarak dünyaya geldi. İlk ve  orta öğrenimini Kelkit'te, lise öğrenimini Erzincan'da tamamladı. 1956-60 yılları arasında İstanbul Yüksek İktisat ve Ticaret Mektebi’nde okudu. Öğrencilik yıllarında "Talebe Cemiyeti" başkanlığı yaptı. 1958'de, daha öğrenimini bitirmeden, iş hayatına atıldı. Nakliyecilik, müteahhitlik, otomobil, ticari araç, iş ve inşaat makineleri gibi değişik sektörlerde ticaret yaptı.1961 yılında ilk şahsi şirketini kurdu. 1970 yılına kadar şirket toptan ticaret alanında varlık gösterdi..
 
    1974'de yeni şirketi ile sanayi alanına adım attı. 1974’ü izleyen yıllarda İstanbul Ticaret Odası Meclis ve Yönetim Kurulu Üyeliği’ne, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Yönetim Kurulu Üyeliği’ne seçildi.
 
    1979 yılında Milliyet Gazetesi'ni devralarak basın ve yayıncılık dünyasına girdi. Çalışmaları ile bu alanda yükselen bir grafik çizdi. 1986-96 yılları arasında Türkiye Gazete Sahipleri Sendikası Başkanlığı'nı yürüttü. 1998 yılında Tokyo'da yapılan  Dünya Yayıncılık Birliği (World Association of Newspapers - WAN)  toplantısında seçimle Yönetim Kurulu Üyeliği’ne getirilen ilk Türk oldu.

1999 yılında T.C. Devlet Üstün Hizmet Madalyası ile ödüllendirildi.1999 yılında Girne Amerikan Üniversitesi'nden, 2000 yılında Ege Üniversitesi'nden, 2001 yılında ise Bakü Devlet Üniversitesi’nden ve 2005 yılında Marmara Üniversitesinden fahri doktor unvanı aldı.
 
    1996 yılında Aydın Doğan Vakfı’nı kurarak, kültür, eğitim, sosyal alanlarında yapmakta olduğu hizmetleri bir şemsiye altında topladı. Kendisinin ve aile fertlerinin ismini taşıyan sekiz okul, beş kız öğrenci yurdu yaptırdı. Vakıf, her yıl dünyanın en saygın ödüllerinden biri olan Aydın Doğan Uluslararası Karikatür Yarışması düzenliyor, Genç İletişimciler Yarışması ile iletişim öğrenimi görenlere destek veriyor. Ayrıca verdiği  Aydın Doğan Ödülü’ yle edebiyattan müziğe, mimarlıktan sosyal bilimlere çeşitli kültür ve sanat alanlarına da destek veriyor.

 Aydın Doğan, 1977 yılından bu yana İstanbul Ticaret Odası vergi rekortmenleri arasındadır. 1961 yılında üç kişiden oluşan şirketini, bu gün 15.000'i aşkın çalışanıyla Türkiye’nin en büyük gruplarından biri haline getirmiştir. Doğan Grubu’nun, medyadan finansa, endüstriden turizme, telekomünikasyondan enerjiye kadar geniş bir sektörel yelpazede üretim yapan ya da hizmet veren şirketleri bulunmaktadır.

 Aydın Doğan evlidir, dört çocuk ve dört torun sahibidir




Hasan Soydaş - Şair

1936 Gümüşhane Tekke Beldesinde doğdu. Sofuoğulları soyundan gelmektedir. 1948 yılında Tekke’de İlkokulu bitirdikten sonra öğrenim görme imkânı bulamamıştır. 1956 yılında başlayan uzun bir gurbet hayatı yaşamıştır.

           Gurbette geçen yılları, sıla hasreti, çeşitli sıkıntılar, gördüğü çeşitli haksızlıklar şiir yazma yeteneğini beslemiş ve geliştirmiştir. Şiirlerini daha çok 11li hece ölçüsüyle yazmıştır. 400 civarında şiiri vardır ve bunlar Gümüşhane Kuşakkaya Gazetesi’nde Bitlis, Van, Merzifon ve Samsun yerel gazetelerinde yayımlanmıştır.

             Çevresine saz çalan olmadığı için saz çalmayı öğrenemedi. Aşk, doğa, toplumsal yergi ve dini konularda şiir yazan ozan geleneksel halk ozanı çizgisini izlemektedir. Gurbet ve gerçek yaşamı anlatan şiirlerinde daha başarılı olduğu söylenebilir. Şiirlerini Gönül Bağımdan (1992) adlı kitapta bir araya getirmiştir.



Dilaver Cebeci - Şair

1943 Kelkit doğumludur. Erzincan Lisesi’ni bitirdi. Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden 1970’de mezun oldu. İstanbul İktisat Fakültesinde mastır ve doktora yaptı. Marmara Üniversitesinde öğretim üyeliği yaptı. Millî ve tarihî motiflerle bezeli lirik şiirleriyle tanındı.

            Çok yönlü bir sanatçı olan Cebeci'nin, Hun Aşkı (Şiir, 1973), Mavi Türkü (Mensure, 1983), Devranname (Mizah, 1984), Şafağa Çekilenler (Şiir, 1984), Büyü (Oyun, 1984), ... Ve Sığınırım İçime (Şiir, 1992), Kandehar Dağlarında Sabah Namazı (Kaset, 1993), Sitare (Şiir, 1997), Tanzimat ve Türk Ailesi (İlmî Araştırma, 1993), Seyrânnâme (Mizah, 1997) gibi eserleri neşredildi. Büyü” adlı bir oyunu ve Evliya Çelebi üslubuyla kaleme aldığı mizah yazılarını iki ayrı kitap şeklinde neşretti. Defne, Türk Yurdu, Töre, Türk Edebiyatı, Bozkurt gibi dergilerde; Devlet, Hergün, Ortadoğu, Türkiye gibi gazetelerde şiir, düzyazı, hikâye ve mizah türünde eserleri yayınlandı. Evli, 2 çocuk sahibi. İstanbul'da oturuyor.



Sağ

 




TRT'de, Yeni Kurulan Üniversite Tartışması

Berrin YILMAZ
Turan TUĞLU
Ali Coşkun HİRİK
Ahmet OKUMUŞ
Önder TURHAN
 
 
 
 
 
 
 


Türkiye ve Dünyadan Son Gelişmeler

 

Site İstatistikleri

 

Aktif Ziyaretçi
Bugün Tekil201 
Ayrıntı

 Copyright © 2007 GÜNDOĞUMU 

Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak  gösterilmeden kullanılamaz.