Advert

Gümüşhane gezilecek yerler

Gümüşhane’nin gezilecek tarihi ve turistik yerleri

Gümüşhane gezilecek yerler

Türkiye'nin kuzey doğusunda kalan Gümüşhane'nin gezilecek yerleri merak ediliyor. Doğuda Bizer ve Muşkilerin yaşadığı Skidides ile batıda Pariyadres dağlarına uzanan ve Güneyde Satala (Sadak) ovası ile çevrili ve tam bir kavimler mozaiği olan Gümüşhane'nin tarihi ve turistik yerlerini sizler için derledik...

Roma ve Bizans dönemlerinde adı Argyropolis (Yunanca argyros: “gümüş” ve polis: “kent” demektir.) olan Gümüşhane’nin önemli özelliği tarihi bir ticaret yolu üzerinde bulunması ve madenleriyle ün yapmış olmasıdır. Şimdi Gümüşhane’nin tarihi ve turistik yerlerini birlikte öğrenelim…

 

GÜMÜŞHANE’NİN GEZİLECEK YERLERİ…

AYDINLAR KİLİSESİ

Torul Atalar Köyü, Aydınlar Mahallesi'nde bulunan kilise, merkez ilçeye 27 kilometre mesafededir. Duvarları düzgün kesme taştan ve moloz taştan yapılmıştır. Üzeri ise beşik çatılı olarak inşa edilen kilise, günümüze kadar sağlam bir vaziyette gelmiştir. Kilisenin tavanında ve duvarlarında fresk tekniğinde resimler mevcuttur. Sütunları birbirine bağlayan orijinal gergiler halen mevcuttur.

 

KOV KALESİ

Kov Kalesi il merkezine 21 kilometre mesafede Gümüşhane – Erzincan Devlet Karayolu üzerindedir. Kale ve civarı ‘Arkeolojik Sit Alanı'dır. Kov Kalesi, Doğu Karadeniz Bölgesi'nin halen ayakta duran en görkemli kalesidir. 1361 yılında 3. Aleksios tarafından yapıldığı tahmin edilen kalenin, Selçuklu Dönemi'nde kullanıldığı bilinmektedir. Kale dikdörtgen planlı ve duvarları köşeli, yuvarlak ve düzgün burçlarla desteklidir. Kalenin dış duvarları 150 cm kalınlığında olup, iç mekân bölümleri 90 cm kalınlığındadır. Atatürk Üniversitesi tarafından kale içi ve çevresinde yapılan yüzey araştırmalarında Ortaçağ ve yakın döneme ait keramik parçaları bulunmuştur.

SATALA (SADAK) ANTİK KENTİ


Kelkit İlçesinin 26 kilometre Güneydoğusunda bulunan Sadak Köyü Meşe içi dağlarının doğu eteğinde kurulmuş olan antik kent aynı zamanda fırat sınırını muhafaza amacıyla kurulmuş bir karakol kentidir. Roma devri özelliğini taşıyan buluntular yok denecek kadar azdır. Yüzeyde görünebilenler birkaç mezar steli hamam, su kameri ve kale surlarıdır.

KARACA MAĞARASI

Mağara, şehir merkezine 17 kilometre mesafede, Torul'un Cebeli Köyü sınırları içerisinde bulunmaktadır. Denizden 1550 metre yükseklikteki bu yeraltı sarayı; çok çeşitli renklerde sarkıtlar, dikitler, org desenli duvarlar, bayrak şekilleri perde damlataşları, mağara çiçekleri, mağara incileri, fil kulakları, traverten havuzları, traverten basamakları, sütunlar, mağara gülleri görünüm ve seyirleri ile görenleri büyülemektedir. Mağaranın doğal klima özelliği ile özellikle astım hastalarına iyi geldiği biliniyor.

 

SARIÇİÇEK KÖY ODALARI

Sarıçiçek Köyünde bulunan odalar Hacı Ömer Ağa tarafından yaptırılmıştır. Evler 1873 yılında yapılmış olup, iki adettir. Köye gelen misafirlerin ağırlanması için yaptırılan odalar 200 yıllık tarihe sahiptir. Köy merkezinde birbirine 40-50 metre kadar uzaklıkta bulunan ve ölçüleri de çok birbirine benzeyen odaların süslemeleri ilk yapıldığı günün özelliklerini korumaktadır. Odalar, sedir, tavan, dolap, ocak ve kahve köşkü gibi iç düzenlemeleriyle dikkat çeker.

KROM VADİSİ


Krom Vadisi'nin maden kaynakları bakımından zengin olması nedeniyle yüzyıllar önce binlerce kişiye ev sahipliği yaptığı rivayet edilir. Bölgede tescillenmiş 15 kilise ve şapel bulunmaktadır. Bu ibadethanelerin dışında bir kemer köprü ve Nanak Köyü'nde surlarının bir kısmı hala ayakta olan bir kale bulunmaktadır. Vadide, Rumlardan kalma taş evler hala orijinalliğini korumaktadır. Bölge ile ilgili çok fazla bilgi bulunmamasına rağmen yapılan araştırmalarda Krom Vadisi’nde, Osmanlılardan önce yerleşmiş bulunan ve madenlerde çalışan yerli halkın, Bizans Dönemi'nde ilkel dinlerini bırakarak Hıristiyanlaştığı ve zamanla Hıristiyan papazların etkisiyle dillerini unutarak bugünkü Yunanca'ya çok yakın Rumca kullanmaya başladıkları bilinmektedir. Bölge, yüksek rakımı ve temiz havası nedeniyle yaz aylarında çevre illerden gelen göçerler tarafından kullanılmaktadır.


GÜMÜŞHANE TARİHİ

Gümüşhane yöresindeki arkeolojik buluntular, yerleşik yaşamın M.Ö. 3000 yıllarına dek uzandığını göstermektedir. Bölgede bilinen ilk halk MÖ. 2. binin ortalarında ortaya çıkan Azzi ve Hayaşalardır. Bu nedenle, Gümüşhane'yi de içine alan bölgeye Azzi-Hayaşa ülkesi deniyordu.

Hititler zamanında Gümüşhane çevresindeki gümüş yataklarının işletilmesiyle, bölge zenginleşmiştir. Hititlerden sonra bölgeye Urartular hâkim olmuş, M.Ö. 8. yüzyıl sonlarına doğru Kimmer-İskit akınları başlamıştır. Bu dönemde halkın büyük çoğunluğu göçe başlamıştır. Daha sonra Medler, Persler ve Pontos Krallığı bölgeye egemen olmuştur. M.Ö. 1. yüzyılda bölgede Romalıların hakimiyeti görülmektedir. M.S. 395'te Bizans İmparatorluğu’nun sınırları içerisindeydi.


MS. 7. ve 8. yüzyıllarda Arap egemenliğine giren bölge toprakları, sonradan yeniden Bizans egemenliğine girmiş, 11. yüzyılda Saltuklular tarafından fethedilmiştir. 1461 yılında Fatih Sultan Mehmet Trabzon Rum İmparatorluğu'nu yıkarak yöreyi Osmanlı egemenliği altına almıştır. 7 Temmuz 1916'da Ruslar tarafından işgal edilen Gümüşhane, 15 Şubat 1918'de işgalden kurtarılmıştır.

Katip Çelebi Cihannüma adlı eserinde “Kaza-i Urla” diye adlandırdığı Gümüşhane için “Urla bir güzel kazadır yakınında gümüş olmakla Gümüşhane dahi derler” demektedir. Bir rivayete göre ise; Gümüşhane’de doğan her çocuğun gümüşten kaşığının çatalının ve tabağının olmasıdır.

Osmanlı hakimiyetinin ilk zamanlarında Erzurum Eyaletine bağlı iken sonraları Trabzon’a bağlanan Gümüşhane sancağı 20 Nisan 1924 ve 491 sayılı kanunun 89.maddesinde “Vilayet” başlığı altındaki kanunla 1925 yılında il olmuştur.

 

sözcü

 

Atatürk Atatürk Üniversitesi Erzincan Erzurum Giresun Gümüşhane kahve kaza maden Polis Roma TRABZON Türkiye Urla Yunanca
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
Supertotobet Giriş - Bahis Siteleri - Tipobet
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Yine Burak Yılmaz krizi mi?
Yine Burak Yılmaz krizi mi?
Ünlü dizide sürpriz gelişme
Ünlü dizide sürpriz gelişme