Advert

Adeta 2. lale devri

İYİ Parti Divanı, gündemde öne çıkan konu başlıklarına ilişkin olarak basın açıklamasında bulundu.

Adeta 2. lale devri
İYİ Parti Divanı, gündemde öne çıkan konu başlıklarına ilişkin olarak basın açıklamasında bulundu.
 
Başkanlık Açıklamasının tam metni şöyle:
 
 
 
Değerli Basın Mensupları!..
 
Teşriflerinizden dolayı her birinize ayrı ayrı teşekkürlerimi sunuyorum. Hoş geldiniz.
Kıymetli basın mensupları!
 
Her ne kadar Cumhurbaşkanı ve hükümeti memlekette “kriz – mriz yok, her şey güllük gülüstanlık” dese de, krizin dik alasını, tüm sonuçları ile birlikte, hep beraber yaşamaktayız. 
 
Bir gün geçmiyor ki; fabrikalar üretimlerini durdurmasın, 
 
Koca koca işletmeler kapılarına kilit vurmasın,
İşsizler ordusuna her gün binlerce yeni işsiz katılmasın!... 
İş yerlerinin kepenklerini kapattığı, sokakların yüzlerce “satılık – kiralık işyeri” tabelaları ile dolduğuna şahitlik yapıyoruz, üzülerek…
 
Yağmur gibi gelen zamlar karşısında, vatandaşlarımız, maalesef, tezgahlardan elini ayağını çekiyor, çarşı pazara küserek evine kapanıyor… 
 
İşçiler, memurlar ve emeklilerin artan hayat pahalılığı karşısında takati kesilmiş, çocuğuna harçlık veremeyen ana babaların yaşama sevinci sönüyor. 
 
Sabah açılan dükkanlar akşam siftahsız kapanıyor, geliri giderini karşılamayınca bakkal, manav, kasap gittikçe borç batağına saplanıyor.
 
Aziz milletimizin tamamı bu sıkıntıları yaşarken, millete “sabır ve fedakarlık” öneren AK Parti hükümeti ne yapıyor?
 
Saraylarına yeni saraylar, lüks araçlarına yüz milyonlarca dolarlık yeni uçaklar ekliyor, dudak uçuklatan gelirleriyle debdebe ve şatafat içerisinde yüzüyorlar. 
 
 
ADETA 2. LALE DEVRİ…
 
Cumhurbaşkanlığı bütçesi, 2019 yılında, bir önceki yıla göre 3.5 kat artarak 3 milyar liraya çıkarılıyor. 
“Padişahım çok yaşa!” demek dışında bir niteliği olmayan yandaşlar Cumhurbaşkanlığı Politika kurullarına astronomik maaşlarla atanıyorlar. 
 
Emeklilikte yaşa takılanlar  mevzubahis olduğunda ise, yüzleri kızarmadan “yapamayız, bütçeye 700 milyarlık külfet getirir” diyerek milletin sıkıntılarıyla alay ediyorlar. 
 
Kendiniz için para buluyorsunuz, milletin vergilerini Suriyeli sığınmacılara aktarmakta bir beis görmüyorsunuz, ama emeklimize gelince kendi insanımıza gelince para yok!
 
Millete hakaret eden iş adamının 500 milyon liralık vergi borcunu silerken para buluyorsunuz da emekliye gelince para yok!
 
 
Değerli arkadaşlar!..
 
Son günlerde dillerine doladıkları bir tanımlama var ki, kime ne mesajlar verilmek isteniyor, anlaşılır gibi değil. Bir taraftan kriz olduğu inkar ediliyor, öte yandan “Krizi fırsata çevirmekten” bahsediyorlar.
 
Devlet ciddiyeti içerisinde, ekonomi biliminin icaplarını yerine getirelim gibi bir gayretleri yok ama papağan misali tekrarlıyorlar.
 
Krizi fırsata çevirin…!
Ne demek bu, değerli basın mensupları?...
Karaborsacı ol, kriz ortamında kazancını beşe katla!...
Fahiş fiyatla sat, yolunu bul!..
Tefeci ol, zor durumda olana bir tekme de sen at!..
İhale kap, devlet kaynaklarından sebeplen mi demek isteniyor?
AK parti hükümeti ve onun genel başkanına sesleniyoruz.
Ehil olmayan ellerle, deneme – yanılma yollarıyla ekonomi yönetilemez.
Gittiğiniz yol yol değildir, basiretsiz ve beceriksiz politikalarınızla, hem bu ülkeye zaman ve irtifa kaybettiriyor, hem de insanlarımızı umutsuzluğa sevk ediyorsunuz.
 
Değerli basın mensupları!..
Bir süredir, kamuoyu AK parti sayesinde Papaz Brunson ismini ezberledi. Papazla yattı, papazla kalktı.
AK Parti yandaşı medyada, “Casus” denildi, “Fetöcü” denildi, “PKK 
Duruşma günü birden baktık ki, henüz mahkeme kararını vermeden Brunson’u ABD’ye götürecek uçak piste çekilmiş, motorlar çalıştırılmış, uçuşa hazır… Valizler toplanmış, kapının arkasında bekliyor.
Hatta daha duruşma başlamadan ABD basını papazın tahliyesini açıklıyor. Ve karar aynen söylendiği gibi çıkıyor. Tanıklar ifadelerini değiştirip tahliyenin önünü açıyorlar. Yani tam bir kara mizah…
Papazın uçtuğuna mı yanalım, aklımızla alay edildiğine mi?
Yoksa Millet olarak bu kayıkçı kavgasından dolayı ödediğimiz ağır faturaya mı ?
Komedi burada bitmiyor!
Erdoğan, “Dostum Trumph” dediği ABD başkanına, adeta mazeret beyan edercesine bir tweet atıyor.
 
-“Yargımız bağımsız karar vermiştir.” Demek istiyor ki, dün Brunson tutuklanırken de bana sormadılar, aman benden bilme!..
Trumph, zafer kazanmış bir komutan edasıyla, kinayeli bir şekilde cevap veriyor.
 
-“Sayın Erdoğan’a yardımları için teşekkür ediyorum.” 
“Bu fakir bu görevde iken, bu teröristi kimse bizden alamaz” deyip, üç gün sonra, ”ne yapalım, yargı bağımsızdır!” diyerek rüzgar güllerini kıskandıracak kadar hızla dönen Erdoğan’a, “Dün, bu cümleyi kurarken yargının bağımsız olduğundan haberiniz yok muydu ?” diye sormayacak mıyız?
 
Şu suallerin cevabını beklemek Türk milletinin hakkı değil midir?
 
 
Sayın Erdoğan! Karşılığında, dostun Trumph’tan “teşekkürname” kopardığın, kendisinin de bahsettiği yardımın ne olduğunu, milletimizle ne zaman paylaşacaksınız?
 
Yine bizleri kaygıya sevk eden bir tespit daha var ki, gerçekten üzerinde düşünülmeye değer!
 
Biliyorsunuz birkaç gün önce papaz uçtu. Dünde Suudi Arabistan’ın başkonsolosu…Kısacası uçan uçana. Ak Parti iktidarı maalesef ki gereğini bu olayda da yapmamıştır. Oysa Suudi makamlarından daha ilk günlerde başkonsolosun dokunulmazlığından feragat etmeleri istenmiş olmalı ve başkonsolos hakkında herhangi bir Suudi vatandaş gibi şüpheli tanımlaması altında bir adli takibat başlatılmış olmalıydı. Hangi diyet borcundan ötürüdür bilinmez, iktidar bu adımı atamamış ve başkonsolos elini kolunu sallaya sallaya ülkemizi terk etmiştir
 
Öte yandan olayla ilgili ses kayıtları bulunduğu yolunda basında bilgiler paylaşılmaktadır. Ses kayıtlarına rağmen iktidarın gereken adımları zamanında atmamış olması da ülkemizi töhmet altında bırakmıştır. 
 
Başkonsolosun elini kolunu sallayarak,serbestçe ülkemizinden ayrılmasına göz yumulmasının gerekçesini sarayın başdanışmanı İlnur Çevik’ten öğreniyoruz. İlnur Çevik sarayın “Kaşıkçı” cinayetini deşmeyerek, Suudi Kralına yardım ettiğini söylüyor. Bu devletin ayağa düşürülmesidir. Başdanışmanın fütursuzca sarf ettiği bu sözlerden sonra denmeyecek midir?
 
 
Suudi hükümeti, bu cinayeti işlemek üzere Türkiye’yi özellikle mi seçmiştir. Türkiye, cinayet sonrası bilerek, isteyerek mi bir karatma politikası uygulamaktadır?
 
Bu sorunun cevaplarını acilen Saray’dan bekliyoruz
Dün Merkel bastırdı. Gazeteci Deniz Yücel tahliye edildi. 
Bugün Trumph baskı yaptı, Papaz Brunson yargının elinden alındı. 
Bilesiniz ki yarın bu yöndeki istekler ve baskılar bitmeyecektir.
Bir kere bu yolu açtınız..
 
Washington Postta, Büyükelçi Edelman ve Prof. Barkey’in ortak kaleme aldıkları bir makale var. Bu makalede “Türkiye’de üç ABD konsolosluk görevlisi ev hapishanede ya da ev hapsinde tutuluyor. Bunların da salıverilmesi için ABD yönetiminden çaba göstermesi isteniyor. 
Bu taleplere ve ardından gelebilecek baskılara da boyun eğecek misiniz?
Aklınızı başınıza alın! Milli onurdan tavizler vererek büyük devlet ya da lider olunmaz!
 
Değerli basın mensupları!
Milli meselemiz olan Kıbrıs meselesi ile ilgili ciddi gelişmeler yaşanıyor. 10 Ekim’de “Mısır, Kıbrıs Rum Yönetimi ve Yunanistan İttifakı” nın altıncı zirvesi Girit Adasında gerçekleşti.
 
Zirve sonunda yayımlanan ortak bildiride, Türkiye işgalcilikle suçlanıp Türk askerinin Kıbrıs’ı terk etmesi istenmiştir. İktidara şunu hatırlatmak isterim. Ada üzerindeki garantörlüğünüz sadece kara parçası ile sınırlı olmayıp adanın hava sahasını, münhasır ekonomik bölgesini ve kıta sahanlığını da kapsamaktadır. BU yönde mutlaka gereken tedbirlerin alınması gerekmektedir.
 
Bu bildiride Türkiye’nin Akdeniz’deki varlığı yok sayılmaktadır. Böyle devam derse Kıbrıs meselesi ikinci bir Girit meselesine dönüşme riskini ihtiva etmektedir. Bilinmelidir ki Kıbrıs, bizim kırmızı çizgimizdir.
Yakından takip ettik, etmeye de devam edeceğiz.
Bir diğer hususta İDLİB’in ağır silahlardan arındırılması ve tampon bölge oluşturulması hususudur. Teröristlerin elinden silahları alınmış mıdır? Kimlerden ne miktarda hangi tip ve menşeili silah ve cephane toplandığı konusu açıklanmalıdır.
 
Bu silahlar imha edilmiş midir? Toplanan silahlar içerisinde ülkemizde üretiliş veya ülkemiz çıkışlı olan malzeme ve cephaneye rastlanılmış mıdır? Bu sorunların cevapların açıklanmasını bekliyoruz.
 
Değerli basın mensupları!
16 yıllık AKP iktidarının başarıyla yaptığı tek şey; milletin gerçek sorunlarını, ihtiyaçlarını perdeleyerek sanal bir gündem oluşturmak, sahip olduğu medya gücü ile de toplumsal algıyı yönetmek...
Atatürk’ün miras olarak millete bıraktığı Atatürk Orman Çiftliğine AKSARAY adında bir saray inşa edildiği ve aynı arazi üzerinde ABD Büyükelçiliğine arazi tahsis edildiği hepimizin malumudur. Son günlerde tartışma konusu olan İş Bankasında CHP’ye ait hisselerin devri tam bir hukuksuzluk örneğidir. Bu konu hukukun ihlali açısında ve İş Bankası gelirlerinin tahsis edildiği kurumlar açısından değerlendirilmelidir. 
Hukuku açıdan miras hakkı ve mülkiyet hakkı ihlal edilmektedir. Kaldı ki bu haklar Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Anayasamızla teminat altına alınmıştır.
 
Atatürk’ün vasiyeti ile CHP’ne bırakılmış ve oradan gelecek gelirin de Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumuna tahsis edildiği  bilinmektedir. Hisse devri gerçekleştiğinde Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumu bu gelirlerden mahrum kalacaktır. Türk tarihinin ve dilinin savunucusu olduğunu iddia edeceksiniz, sonra da bu kurumlarımıza ayrılan kaynağı göz dikeceksiniz. Trajikomik bir durum.
 
Bu meselelerin bilmem kaçıncı kez ısıtılarak gündem yapılması, ekonominin, dış politikanın altında acz içinde ezilen
AK Parti hükümetinin, Erdoğan’ın ucuz bir tezgahı, gündem değiştirme hamlesidir. Millet ağır zamları ve hayat pahalılığı altında inim inim inlerken yeni bir “cambaza bak cambaza” oyunudur.
Sermaye ve siyaset bağlantısından şikayet etme, dert yanma hakkı sanıyoruz ki en son AK Partiye yakışmaktadır.
 
AKP’li bakanların, milletvekillerin rant ekonomisinde mahareti, girişimleri ortada iken, siyaset ve ticaret hayatına sınır çizme, mesafe koyma talebi, en son hükümetin dillendireceği şey olsa gerektir.
Varlık fonunu kendine ve damadına bağlayacaksın, tüm AK Partili eski vekilleri ballı – kaymaklı kurullara, banka ve
 
KİT yönetim kurullarına atayacaksın ve bundan zerre rahatsızlık duymayacaksın, sonra da bir siyasi teşekkül neden ticaretin içinde diye dert yanacaksın! 
 
Ortada büyük bir riyakarlık var, ortada yüz kızartan bir samimiyetsizlik var.
Önce tüm kamu bankaları ve KİT yönetim kurullarına atadığın AKP eskilerini çek, ballı – kaymaklı kamu ihalelerini yandaşlara vermekten vazgeç, biz de samimi olduğuna inanalım.
 
Sayın Erdoğan!.. Çevrenizdekileri bu tür algı operasyonları ile meşgul edebilirsiniz ama İYİ Partiyi asla!...
Diyelim ki meclis çoğunluğuna güvenip bir yasa çıkarttınız. Ne olacak? Neyi başarmış olacaksınız?
 
Ülkenin tek problemi bu mudur ki, hisselerin devrini sağlayarak, çiftçinin, işçinin, memurun, sanayicinin sıkıntılarını ortadan kaldırmayı düşlüyorsunuz.
AK Parti, sanal gündemlerle milleti oyalamaya çalışırken hem içeride hem de dışarıda kan kaybetmeye devam ediyor.
 
Sayın Erdoğan!
 
Ülke nüfusunun % 60 nın genç nüfustan oluştuğunu ve bunların neredeyse yarısının işsiz olduğunu kendi idarenizdeki TÜİK’in rakamları söylüyor. İşsizlik oranları % 20 yi aşmış durumda. Bırak İş Bankası hisselerini, gençlere iş bul!
 
Eğitimde ne yaptığını bilmeyen bakanlarla, çocuklarımızı, gençlerimizi oyuncağa çevirdiniz. Bu ülkenin geleceğini kararttınız. Ne okul yönetimi, ne öğretmen, ne öğrenci ne de veli… Eğitimden memnun olan bir kişi kaldı mı? Bırak suni gündem oluşturmayı, eğitimi düzelt!
 
Adalet yerlerde sürünüyor. Sadece mahkeme kapıları önünde adalet arayan milyonlar değil, adalet çalışanları da mutsuz, huzursuz…tahterevalli oyunlarını, yargı meselelerini çöz!
Ülkenin itibarı, dışarıda, maalesef üçüncü dünya ülkeleri seviyesine gerilemiş. Sabah erken kalkan Türkiye’ye posta koyuyor; kavga etmediğimiz hiçbir ülke kalmamış. Ülkede yabancılar gizli kapaklı operasyonlar yapıyor. Bu sorunlar ortada iken suni gündem girişimi neyi çözecek, hangi sorunu giderecek? 
 
 
 
İYİ Parti
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
Supertotobet Giriş - Bahis Siteleri - Tipobet
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Diyabet tüm dünyada hızla ilerliyor
Diyabet tüm dünyada hızla ilerliyor
Yılmaz bekçileriyiz
Yılmaz bekçileriyiz