Advert

Ne istiyorsunuz Cumhuriyetten?

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli..

Ne istiyorsunuz Cumhuriyetten?

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, DİB Ali Ermiş’in Atatürk karşıtı Tarihçi olarak bilinen Kadir Mısıroğlu’na ziyaretini sert bir dille eleştirdi.

Haftalık grup toplantısı konuşmasının satır aralarında bu konuya değinen MHP Lideri, ‘Anlayamadığımız, tuhafımıza giden, garipsediğimiz husus, Diyanet İşleri Başkanı’nın, fesli provokatörü ziyaret tarihindeki manidarlıktır’ dedi..

MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin bu konudaki eleştirileri şöyle:

Hassasiyetlerimiz kaşınıyor, değerlerimiz aşındırılıyor.

Toplumsal gerginlikler, fikri ayrılıklar, ideolojik farklılıklar kamçılanıyor, devamlı kanatılıyor.

Laik-anti laik, inanan-inanmayan- Sünni-Alevi, Türk-Kürt ayrımı körükleniyor, milli ve tarihi değerlerimiz üzerinden kutuplaşmalar alçakça kışkırtılıyor.

Atatürk’ü sevenler-sevmeyenler cepheleşmesi tehlikeli şekilde tırmandırılıyor.

Anıtkabir ile Kocatepe arasında aşılmaz bariyerler dikilip, çift taraflı nifak kazıları yapılıyor.

Bu yanlıştır, vahimdir, art niyetliliktir, cepheleşme tetikçiliğidir.

5 Şubat 2008 tarihli Meclis Grup Toplantımızda şöyle haykırmıştım:

“Milliyetçi Hareket Partisi, kimseyi asla bir tercihe ve taraf olmaya zorlamadan, her ikisini de en yüksek seviyede benimseyen ve temsil eden, bu değerler arasındaki rabıta ve bağın kopartılmasına asla izin vermeyen duruşu ile Anıttepe ile Kocatepe arasına çekilmiş çelikten bir halattır.”

Hiç kimse karanlıktan göz kırpmasın, istismardan çıkar elde etmeye kalkışmasın.

Hiç kimse ne tarihi kazanımlardan ne de inançlarımızdan husumet türetmeye cüret etmesin, bunu aklından dahi geçirmesin.

Atatürk de bizimdir, Ankara’da bizimdir, Cami de bizimdir, Cemevi de bizimdir, doğulusu da biziz, batılısı da biziz, güneylisi de bizden, kuzeylisi de bizim ayrılmaz bir parçamızdır.

Biz, kuvveden fiile geçeli asırlar olmuş büyük Türk milletiyiz.

Türkiye’yi tehlikeli bir girdaba çekmek için pusuya yatanlar Anıtkabir ile Kocatepe arasında fitne hatları oluşturmaya, bozgunculuk yapmaya, milli duyguları ve manevi duyarlılıkları pis oyunlarına alet etmeye asla kalkışmasınlar.

Çünkü bedeli çok ağır olacaktır, bunun altından da kalkamayacaklardır.

Maalesef gelişmeler ve gidişat hayra alamet değildir.

İç bunalıma yatırım yapan, birlik ve beraberliğimizi çürütmeye çalışan bir dip akıntı gün geçtikçe hız ve yaygınlık kazanmaktadır.

Atatürk üzerinden Cumhuriyetle hesaplaşılmaktadır.

Atatürk bahanesiyle mukaddesatımıza tahammülsüzlük sergilenmektedir.

İki ayrı kampa ayrılanlar gittikçe azgınlaşmaktadır.

Türklük üzerinden milletle hesap görülmektedir.

Bitmiş ve kapanmış Türkçe ezan tartışmalarıyla maneviyatımız sömürülmekte, milli ve manevi değerlerimiz örselenmektedir.

Bir grup kiralık ve görevli siyasetçi, sözde uzman, yarım aydın zehir saçmakta, milletimizi tahrik etmektedir.

Türkiye üzerinde kumar oynanmaktadır.

Bir yanda bunlar oluyorken, diğer yanda Diyanet İşleri Başkanı’nın geçen hafta gerçekleştirdiği esef verici bir ziyareti tartışmaların odağına oturmuştur.

Diyanet İşleri Başkanı, 9 Kasım saat 14.30’da cüppesini giyip, eline de vereceği hediyesini alarak Atatürk’e hakaret eden, Yunan tezlerine methiyeler düzen fesli Türk düşmanını ziyarete gitmiştir.

Bunun tamamen insani duygularla yapılan hasta ziyareti olduğu bizzat Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından açıklanmıştır.

Kimin nereye gideceği, kimin kiminle görüşeceği veya düşüp kalkacağı, hangi maksatla buluşacağı bizim meselemiz ve ilgi alanımız değildir.

Herkes beşeri münasebetlerinde toplumsal adap ve ahlaki ölçülere uyduğu sürece özgürdür.

Anlayamadığımız, tuhafımıza giden, garipsediğimiz husus, Diyanet İşleri Başkanı’nın, fesli provokatörü ziyaret tarihindeki manidarlıktır.

Diyanet İşleri’nin Sayın Başkanı, sorarım sana, meczubu ziyaret tarihi olarak bula bula 9 Kasımı mı buldun?

Yılın diğer günlerinin suyu mu çıktı? Diğer tarihler torbaya mı girdi?

Durdun durdun da 10 Kasım’dan bir gün önce mi hasta ziyaretini hatırına getirdin?

Mustafa Kemal’e ne inançlarımıza ne de kültürümüze uymayacak şekilde bühtanla saldıran şahsı 10 Kasım’ın arifesinde ziyaret etmek nasıl bir aklın, nasıl bir çarpıklığın mahsulüdür?

10 Kasım saat 9’u 5 geçe kenefe gidin diyen, Yunan galibiyetine özlem çeken bir çukur şahsiyete geçmiş olsun demek, bunu da milletimize kafa tutar gibi uluorta yapmak fesli münafığı manen onaylamak, yanında olmak, arka çıkmak değil midir?

Ne istiyorsunuz Cumhuriyet’ten?

Atatürk düşmanlarına zırh olmak gayeniz nedir? 

Diyanet İşleri Başkanlığı görevi Türkiye Cumhuriyeti’ne söven, kurucu değerlere ihanet eden, kurucu şahsiyetlere galiz ifadelerle yüklenen vatansızları aklama, anma ve alkışlama görevi değildir.

Aksi tavır ayıptır, günahtır

Türk milletinin ortak değerlerine saldıranlara maneviyatımızda cevaz yoktur, yer yoktur, hoşgörü olamayacaktır.

Hangi kurumuş vicdan, hangi satılmış ruh, hangi işgal artığı varsa duysun ve bilsin ki, Gazi Mustafa Kemal Atatürk milletimizin ortak değeridir.

Bu gerçek değişmeyecektir.

Ancak, Atatürk üzerinden, Anıtkabir’e gelen kalabalıklar gerekçesiyle yeni bir karşıtlık oluşturmaya, yeni bir güç devşirmeye de hiç kimse heves etmemelidir.

Bu yolun sonu karanlıktır, çıkmazdır, hüsrandır, buhrandır.

Tartışmaların göbeğindeki Diyanet İşleri Başkanı’nın kendi durumunu gözden geçirip erdemli davranış içinde hareket etmesi ve gereğini derhal yapması samimi tavsiyem ve temennimdir.

devlet bahçeli MHP DİB ali ermiş
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
Supertotobet Giriş - Bahis Siteleri - Tipobet
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
“Nurettin Topçu ve Eğitim Felsefesi”
“Nurettin Topçu ve Eğitim Felsefesi”
Dördüncü aday Canlı mı?
Dördüncü aday Canlı mı?