Amerika herşey değildir

Amerika ile ilk ciddi temasımız Sultan III. Selim zamanında oldu

Amerika herşey değildir

Amerika ile ilk ciddi temasımız Sultan III. Selim zamanında oldu (Padişahlık: 7 Nisan 1789 - 29 Mayıs 1807) 

Ticaret için Okyanus’a ve ardından Akdeniz’e gelen Amerikan donanması Türk denizciler tarafından avlanıyor, Cezayir’e getiriliyor, gemilere el konuyor ve mürettebatı esir ediliyordu. 

Amerika, esirlerini ve gemilerini kurtarabilmek için Osmanlı Devleti ile 1796 yılında yaptığı antlaşma ile 642 bin 500 dolar haraç ve 20 yıl, yılda 21 bin 600 dolar (12 bin altın) vergi ödemeyi kabul etmişti. 

III. Selim antlaşmanın Türkçe olacağını, Antlaşmayı Amerikan hâkimi George Washington ile Sultan adına Amerikan hâkimine emsal gördüğü Cezayirli Hasan Paşa imzalayacaktı. 

Bu antlaşma Amerikan tarihinde İngilizce dışında yazıya dökülmüş ilk ve son antlaşmaydı. 

Aradan çok değil 220 yıl geçmiş. Amerika’nın kuruluşundan bu yana ise 240 yıl (4 Temmuz 1776) olmuş. 

Şimdi 240 yıllık bu devlet 10 bin yıllık tarihi olan Türk devletine kafa tutuyor. 

Düşmez kalkmaz bir Allah. 

Amerika ile ikinci önemli temasımız 1950 yılında Kore savaşı nedeni ile oldu. 

Hür dünyayı kurtarmak için Amerika önderliğinde kurulan koalisyon güçlerine erinden generaline 5090 asker verdik. 

24 Kasım 1950 günü tugayımız Çin birlikleri tarafından kuşatıldı. Durumu önceden haber alan Amerikan birlikleri Türk tugayını haberdar etmeden bölgeyi boşalttı ve o gün süngü savaşı sonucu 400 yiğidimizi kaybettik. 
Bu Amerikalıların bizi ilk aldatışı idi. 

Kıbrıs’ta Rumların yıllarca soydaşlarımıza uyguladığı soykırımı önlemek için 1964 yılında yapmayı planladığımız harekâtımıza Amerikan hâkimi Johnson, İnönü’ye ağır dilli bir mektup yazarak adaya çıkmamızı engelledi.

O gün İnönü, “yeni bir dünya kurulur Türkiye orada yerini bulur” demişti. 

Rumların sürdürdüğü soykırım girişimleri sonucu Türkiye’nin 1974 barış harekâtı sonrasında da Amerika Türkiye’ye uzun yıllar ambargo uyguladı. 

1991 yılında Amerika, Çekiç güç programı ile bölgede ortaklar bularak, Büyük Ortadoğu Amerikan İmparatorluğunun temellerini attı.

Ege’de bir NATO tatbikatı sırasında 1 Ekim 1992 günü USS Saratoga (cv-60) uçak gemisinden atılan 2 sea sparrow füzesiyle Muavenet zırhlımız kaptan köşkünden vuruldu ve bir çok şehit verdik. Bu nasıl bir NATO üyeliği ve NATO ortaklığı idi?

1991 Körfez savaşı yıllarında Kuzey Irak’ta Türk yurtları çiğnendi, talan edildi, soydaşlarımız katledildi. 

Felluce ceset tarlalarına dönüştü, Kerkük Kürtlere peşkeş çekildi. 

1 Mart 2003 teskere olayı ise Türkiye’yi işgal gibi görünüyordu.

4 Temmuz 2003 günü Amerikan askerleri, Süleymaniye’deki Türk özel kuvvetler Komutanlığı karargâhını basarak, 11 Türk subayının başına çuval geçirdi ve esir aldı. 

Bu olay iki müttefik ve stratejik ortağın bir diğerine son derece adice ihaneti, kalleşliği değil de neydi? 

Amerikalıların bölgedeki amaçlarını, PKK ile olan işbirliği ve çalışmalarını yakından izleyen Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis'in Ankara’dan Diyarbakır’a gitmek üzere 17 Şubat 1993 günü havalanan uçağının düşmesi muamma olmaktan çıkmıştır. 
2006 - 2007 yıllarında Aselsan’da F - 16 uçakları ve Altay tankı gibi kritik projeler üzerinde Amerikan çıkarlarına ters düşen çalışmalarda bulunan 4 mühendisimizin peş peşe ölümleri bir suikasta uğradıklarını göstermektedir. 

Türk ordusunun, Kuzey Irak’ta 21 Şubat 2008’de başlattığı, Güneş harekâtı isimli dev operasyon yine çok özel stratejik ortaklarımız tarafından durdurulmuştu. Bu da ayrı bir ihanettir. 

Suriye savaşı başladığında sınırlarımıza ABD, Almanya ve Hollanda’dan büyük masraflarla getirtilen Patriot füze savar sistemleri yerleştirildi. Fakat sınırlarımız içine düşen füzelerin hiç birini patriotlar engelleyemedi. Sonra bunları söküp götürdüler. Patriotlar neden geldi neden gitti, şimdi neden ısrarla bize Patriot satma derdindeler?

Malatya – Kürecik’e yerleştirilen füze kalkanı ise doğrudan İsrail’i İran’a karşı korumayı amaçlamaktadır. 

Bu ve benzeri nedenlerle yarıdan fazlası Türk olan İran’la da sürekli aramız açılmaktadır. 

ABD, Suriye’de bize cambaza bak oyununu yutturmuştur. 

Bu yutturmaca içinde açılım vardır, Kobani verdir, Rojova vardır, Fırat’ın doğusu ve batısı vardır. 

Kıbrıs çevresindeki petro - gaz vardır. 
Amerika, açıkça Peşmerge, PYD ve PKK güçleri ile güney sınırlarımızı kuşatan bir ordu kurmuştur. 

Kıbrıs Rum kesimi, Yunanistan ve Avrupa işbirliği ile de Ege ve Akdeniz’de önümüze set çekmiştir. 

Amerikan çıkarlarına hizmet eden NATO, şimdi de yeni yeni haritalarla Güneydoğumuzu “NATO’nun stratejik Kürt koridoru” veya  “NATO’nun stratejik koridoru Kürdistan” şeklinde damgalayarak gözümüzün içine sokmaktadır.

 

 

Bugün de ABD, Türkiye’yi tehdit altında bırakmaktadır. 

Tehdidin asıl amacı Türkiye ile Rusya’nın arasını açmaktır. 

İkinci sınıf memurlarını Türkiye’nin muhatabı ederek, 220 yıl önceki aşağılık durumunu kurtarmaya çalışmaktadır. 

Biz de onun ağzına bakarak, sağa sola bir gece ansızın gelmeyi planlamaktayız. Yunanistan yıllar önce Rusya’dan S - 300 aldı ve bunları Girit’e kurdu. 

Onlara hiç ses çıkartan olmadı. Gerçekte S -400’lerin Patriotlardan üstünlüğü tartışılmaz. 

Aslında ne S - 400 ne de Patriot hiçbir zaman bizim işimize yaramayacaktır. 

Rusya ve Amerika, her ikisi de bize satacakları bu füze sistemleri ile Türkiye’nin bir yıllık sebze ve meyvesine el koyacaktır. 

Öte yandan Hava Kuvvetleri’nin tek eksiği F - 35’midir? 

Güzel bir atasözü vardır: “Sen bir garip kişisin gümüş zurna neyine”. 
Kore savaşından günümüze yanlış dış politikanın kurbanıyız. 

Patriot alsak ne olur, almasak ne olur? 

Bir taraftan askerini terhis ediyorsun, komuta kademesini alışılagelmişin dışında yetiştirmeye çalışıyorsun, muharip gücünü zafiyete uğratıyorsun öte yandan varını yoğunu gereksiz bir silaha yatırıyorsun. 

Komşularla iyi geçinmenin yolları, bu füze sistemlerinden çok daha ucuz ve karlıdır. 


Türkiye her açıdan güçlü bir ülke olmakla beraber politik, ekonomik ve askeri gücünü giderek kaybetmektedir. Giderek fakirleşiyoruz. Ülke birliği tehlikede, çünkü herkes bir tarafa çekiyor. 

6 aydır milletçe seçim ve geçim kavgasına bulaşmış vaziyetteyiz. 

Giderek yalnızlaşıyoruz.


Amerika’nın tehditle ve zoraki silah satarak ekonomimizi iyice zayıflatmasına karşı gerekli cevap ve tedbirler zamanında alınmalıydı. 


82 milyonluk Türkiye’nin onurunu çiğnetmeden eğitimi sonlandırdık dedikleri F - 35 pilotlarını uzatmadan derhal geri çağırmalıydık.   
Tüm yaşananları gözden geçirdiğimizde Amerika’nın bizi sürekli kandırdığı ve işine geldiği gibi kullandığı gün gibi ortadadır. 

Kandırmadan öte, Türkiye’yi istila planları geliştirmektedir. 

30 yıldır Türkiye’yi için için kemiren ve Türkiye’nin asker sivil tüm ana unsurlarını eline geçirmiş olan, artık vakti gelmiştir diyerek 15 Temmuz günü kalkışma girişiminde bulunan bir tarikat liderinin CIA ajanı olduğu ve bu hareketin Türkiye’yi Amerikan mandası haline getirecek bir planının parçası olduğu unutulmamalıdır. 

Bu olaylar gösteriyor ki, artık Amerika Türk halkı tarafından sevilmiyor. Dolayısı ile Amerika’nın aldatıcı, gurur kırıcı, hatta aşağılayıcı siyasetinin ve sözde stratejik işbirliğinin bundan böyle gözden geçirilmesinin önemi ortaya çıkmaktadır.


Stratejik sonuç;


1. ABD’nin, Orta Doğudaki, hatta Dünyadaki en büyük engeli Müslüman Türk devletidir. Tüm haçlı savaşları Türkler tarafından kırılmıştır. 20. Yüzyılın son haçlı seferinin hedefinde de Türkiye bulunmaktadır. Son derece hayati konularda Amerika’nın Türkiye’ye karşı aldatıcı, gurur kırıcı, hatta aşağılayıcı ikiyüzlü davranışları ve sözde stratejik işbirliği bundan böyle yeniden gözden geçirilmelidir. 


2. ABD’nin siyasal, askeri ve stratejik işbirliği tek taraflı ve ABD çıkarlarına hizmet etmektedir. Eşit şartlara dönüştürülmelidir. 


3. Türk generaller, ABD’li generallerin taktim ettiği madalya ve nişanlara rağbet etmemeli, onurlarından ödün vermemelidir. 


4. Eşzamanlı olarak, Türkiye sınırları içinde ve sınırlarımız dışından yurdumuzu tehdit eden terör örgütlerinin tümünden, bölge arındırılmalıdır. 


5. Bölgede mevcut terör örgütlerinin büyük bir kısmı ABD tarafından eğitilmekte, donatılmakta ve kullanılmaktadır.  Bu örgütlerin içinde yer alan ve ABD tarafından müttefik ilan edilen PYD, YPG ve PKK Türk düşmanıdır ve Türk devletini bölerek, toprakları üzerinde bir Kürt devleti kurmayı amaç edinmişlerdir.  Bu amaçların gelişmesinde ABD, 40 yıldır bu örgütlere ve bölgedeki diğer güçlere yardımcı olmaktadır. Amerika bu terör örgütlerini derhal dışlamalı ve Türk düşmanları ile işbirliğinden vaz geçmelidir. 

6. Türk Silahlı Kuvvetleri, bir an evvel ABD’nin ağır silah ve savaş teçhizatı bağımlılığından kurtulmalı, ihtiyacını karşılamada ülke alternatiflerini çeşitlendirmeli, ağır silah sanayiini geliştirmelidir. 


7. Rusya ve İran ile ilişkiler yeniden gözden geçirilmeli ve bu ülkelerle askeri, siyasi, ekonomik ve stratejik işbirliği geliştirilmelidir.


8. Suriye ve Irak’ın kuzeyinde yedi sekiz milyon civarında Türk yaşamaktadır. Bunların haklarını korumak Türkiye Cumhuriyetinin görevidir. Her gün şehit verdiğimiz bölgeden Türkiye’nin, girdiği topraklarda kalıcı olmadığını ilanının hiçbir faydası yoktur.  On bin km. uzaktan gelenler burada kalıcı iseler, bu konuda Türkiye onlardan çok daha fazla hak sahibidir. Zira yüz yıl evvel bizim olan bölge egemen güçler tarafından zorla elimizden alınmıştır.  


9. 7 - 8 yıl içinde civardan toplanarak getirilen Kürt’ler kuzey Suriye’de kantonlar adı altında istilacı ve işgalci olmuşlar, bölgenin gerçek sahibi Türkler yok sayılmış veya yok edilmiştir. Şimdi Bayır Bucak, Cerablus ve Türkmeneli Türk kantonları ilan edilmelidir. 


10. Son 10 yıldır Yunanlılar tarafından işgal edilen 18 ada ve kayalıklarımızı Yunan derhal terk etmelidir.  

 

11. Yenidünya düzeni, Çin ve Şanghay İşbirliği; artan devasa ekonomik gücü, milyarlık insan kaynağı, ağır sanayii, atomu, elektronik ve uzay teknolojisi ile Şanghay işbirliğinin başını çeken siyasi güç olarak Çin, artık ayrı bir kutuptur. 2013 yılında elinde bulunan 3.2 trilyon dolarlık döviz fazlasının 1.9 trilyon dolarlık kısmı ABD devlet tahvilidir. Bu gücün içinde herhangi bir şekilde yer almanın önemi büyüktür, gözden geçirilmelidir.


Amerika her şey değildir.

Prof. Dr. İbrahim Öztek
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
SupertotobetBahis SiteleriTipobetSekabet1xbetbets10https://betting2win.net/
klasbahispokerklasbetistsuperbahismobilbahisbahis siteleri
mobilbahis
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
61 Saat'e teşekkürler
61 Saat'e teşekkürler
Yeşilbük hatırası
Yeşilbük hatırası