TRT World Forum

Ortadoğu’da Son Gelişmeler ve Yaklaşan Tehlikeler

TRT World Forum

İbrahim Kalın: “Batılı devletler, mülteci krizleriyle ancak kapılarına dayandığı zaman ilgileniyorlar.”

Raşid Gannuşi: “Tunuslu Buazizi sadece kendini değil tüm Arap sistemini ateşe verdi.”

Birçok ülkeden yaklaşık dört yüz siyasetçi, iş adamı, akademisyen, aktivist ve gazeteciyi yoğun bir gündemle bir araya getiren TRT World Forum’un ilk gün ikinci oturumunda “Ortadoğu’da Son Gelişmeler ve Yaklaşan Tehlikeler” masaya yatırıldı.

İkinci oturum, TRT World Sunucusu Imran Garda’nın moderatörlüğünde; Raşid Gannuşi (Kurucu, Nahda Hareketi), İbrahim Kalın (T.C. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü), Tarık Yusuf (Direktör, Brookings Doha Center) ve Jonathan Nicolas Powell (Direktör, Inter Mediate) katılımlarıyla gerçekleşti.

Panelde söz alan Raşid Gannuşi (Kurucu, Nahda Hareketi): “Acaba tünelin sonunda ışık var mı? sorusuna yanıt aramak istiyorum. Bölgemizi düşündüğünüzde, yani milyonlarca kişinin topraklarından kopartıldığını düşündüğünüzde iyimser olmak çok kolay olmuyor. Pek çok kişinin yoksullukla mücadele etmek zorunda kaldığını görüyoruz. Bir de üzerine nükleer silahları görünce dünyanın sonunun geldiğini düşünüyorsunuz. Ancak dinlere baktığımızda hoşgörüsüzlük, terör gibi konuları görüyoruz. Yani kadim demokratik toprakların bile giderek artan etnik şovenizmden kurtulamadığını görmekteyiz. İnsanlar terörün kucağına atılıyor. Bunu ABD’de de görüyoruz. Siyasi alanda kaydedilen gelişmelere baktığımız zaman aslında bütün düzenin din temelli olduğunu görüyoruz. Ulus devlet kavramı aslında bize neler olup bittiğini gösteriyor. Özellikle Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşü sonrası dünyanın bu bölgesinde bir huzursuzluk ortaya çıktığını söyleyebiliriz. Genç Tunuslu Buazizi kendisini yakarak tepki verdi. Ancak o aslında kendisini yakmadı, tüm Arap sistemini ateşe verdi. Yeni bir çağın başlangıcı oldu Araplar için. İşte bu nedenden dolayı öyle bir ortam tesis etmeliyiz ki, insanlık onuru herkese verilebilsin. Onlar da kendilerine yakışır bir gelecek kurabilsinler.

Batılı Devletler Kriz Kapılarına Geldiklerinde Konuyla İlgileniyorlar

Panelin bir diğer konuşmacısı Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın:” Sözlerime TRT World’e teşekkür ederek başlamak istiyorum. Umarım bu forum bazı görüşleri netleştirecek ve belirsizliği ortadan kaldırarak zihinlerimizi berraklaştıracak. Yaşadığımız çağda insan hayatı istatistiklerden oluşmaya başladı. Gerçekle olan bağımızı kaybetmeye başlıyoruz. Pek çok kriz ekranlarda izlediğimiz görüntülerden ibaret. Ancak o durumdaki insanlar açısında bakınca medyanın bu haberleri veriş şeklinin ben gerçekten olayın ciddiyetini yansıtmadığını düşünüyorum. Bu krizlerin sebep olduğu gerçek durumu yansıtmıyor. Mülteci krizini ele aldığımızda insanlık çağında yaşıyoruz, mantık çağında yaşıyoruz ancak modern dünyada ise, özellikle Batılı devletlere ithafen bunu söylemek istiyorum. Mülteci krizi ile ancak kapılarına geldikleri zaman ilgileniyorlar. Türkiye’ye de alın siz uğraşın, bizden uzak olsun diyorlar. Ancak bu sorunlar pek çok noktayla ilintili. O nedenle kimse kapısına gelene kadar bu sorunla ilgilenmediği duruşunu muhafaza edemez. Arap baharında ne oldu? Arap Baharı sonrası Mursi demokrasi ile seçilen ilk Cumhurbaşkanı oldu. 1 yıldan kısa sürede kendisine yapılacak darbenin temelleri atıldı. Darbe sonrası sözde Batıdaki destekçileri ise istikrarın daha önemli olduğunu söylediler Mısır için.

Panelin bir diğer konuşmacısı Jonathan Nicolas Powell (Direktör, Inter Mediate): Batı gerçekten PKK’yı, DEAŞ ya da El Kaide gibi görmüyor mu? sorusuna yanıt verdi. Powell: “Biz IRA’yla mücadele ettik, ABD onları fonladı dedik. İnsanlar ABD’den İngiltere’ye silah gönderiyorlardı. Evet, (PKK konusunda) tabi ki Türkiye’nin burada bir davası var. Batı ilk kez çifte standartlıkla suçlanmıyor.

Tarık Yusuf (Direktör, Brookings Doha Center), Libya’da her şeyin ters gitmesini ve Tunus ile Libya arasındaki farkı şöyle anlattı: “Libya hem kendi halkının hem de çoğunluğun gözünde bir başarısızlık örneğidir. Ortada bir hayal kırıklığı var. Neredeyse eski rejimi geri istiyor insanlar. Tunus ile arada temel farklılıklar var. Libya’daki süreç çok şiddetliydi. 42 yıl sonra Arap dünyasının gördüğü en gaddar rejimlerden biriydi. Libya’nın hiçbir şeyi yoktu, kimsesi yoktu. Libya müdahaleler için devrim halinde bir mıknatıs haline geldi. Özellikle devrimden sonra böyle oldu. Libya’nın devriminden bir iki yıl sonra her şey çok istikrarsızdı. Şiddetli değişiklik istikrarsızlığı besleyecektir. Deneyimsiz olan politik elitler o geçiş dönemini yönetmeye çalıştılar. Halbuki Libya’da biz savaşa karar verdik. Dış etkenleri de unutmamak lazım.”

Rached Ghannouchi (Kurucu, Nahda Hareketi) bölgedeki beklentilerin tekrar ayarlanmasının gerekliliği ile ilgili olarak şöyle konuştu: “Uluslar diktatörlere karşı devrimi yaptı. Bazıları kurtulabildi. Geri kalanları bekliyoruz aslında. Çünkü bir devrim oluşturmak, bir bölgede bu devrimin başarılı olacağı anlamına gelmez. O devrimin başarısı için vakit gereklidir. Fransız Devrimi mesela, bir diktatörlükten, demokratik bir rejime yaklaşık 80 yılda geçti. Ama tarih bir ya da iki günde yazılmaz. Bu sebepten ötürü biliyorum ki Arap dünyası Demokratik bir geçiş döneminde ve bu zaman alabilir. Politik elitler bu dönemi kısaltabilir. Suriye’deki elitler bunu şimdiye dek yapamadı. Fakat eninde sonunda bu baskıcılar gidecek ama bu tabi hep bir güç oyunu o alanda. Sonunda özgürlüğe ulaşılacaktır.”

Ghannouchi sözlerine şöyle devam etti: “Tunus’taki durum daha az zaman aldı çünkü Tunus’taki elitler kendi sorunlarını çözebildi. Şiddete başvurmadılar. Tunus’un lokasyonu, Mısır ve Libya kadar stratejik değildi. Biz şanslıydık, çünkü en azından petrolümüz yok. Petrolümüz olsaydı farklı olurdu. Libya’nın petrolü olduğu için uluslararası müdahale ve baskılar daha fazla oldu. Hepsi pastadan dilim kapmaya çalıştı. Bu sebepten ötürü Libya’daki değişim Tunus’taki durumdan daha karmaşık. Ancak Libya’daki sürece rağmen tünelin ucunda ışık var.”

‘Irak’ın Kuzeyinde bir devlet kurmak istiyorlar? Neden buna karşı olunduğunun söylemenin ötesinde, yeni devletlerin olmasıyla ilgili ne söyleyebilirsiniz?’ sorusuna İbrahim Kalın şöyle cevap verdi: “Her etnik grup kendi ülkesini kurmak isterse bunun sonu yok. 20-25 ülke Avrupa’dan, 10-15 tane ABD’de olduğunu düşünürsek bunun bir sonu yok. Referandumun kötü bir fikirdi. Kürtler Irak’ta orta kuşağa ve güneye kıyasla iyi bir konumdaydı. Kendi parlamentoları, güvenlik güçleri vardı. En başından itibaren onları destekledik. En zor zamanlarında yanlarındaydık. Bizim Iraklı Kürtlerle sorunumuz yok. Sadece referandumla ilgili uyguladığımız politikaların tek amacı Irak’ın toprak bütünlüğü ve siyasi egemenliğini korumaktı. Orada başlarsa nerede biteceğini bilemezsiniz. Suriye olabilir, Lübnan’a sıçrayabilir, Yemen’e sıçrayabilir. Yani bir ülkenin parçalanmasına izin verirseniz nereye gideceğini hiç bilemezsiniz.”

trt world forum ibrahim kalın ortadoğu Rached Ghannouchi
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Gümüşhane eğitime önem veren bir il
Gümüşhane eğitime önem veren bir il
Kale Koçkaya İlkokulu’na misafir oldular
Kale Koçkaya İlkokulu’na misafir oldular