Partinin adı nasıl seçildi?

Nurzen Amuran sordu İYİ Parti Isparta Milletvekili Nuri Okutan yanıtladı

Partinin adı nasıl seçildi?

Nurzen Amuran: İYİ Parti kuruluncaya kadar sizlerle söyleşi yapmadık. Kurulduktan sonra ilk kez Sayın Halaçoğlu ile geçtiğimiz hafta bir söyleşi yaptık ve okurlarımıza şunu söyledik. Bu yeni partiyle ilgili eksik kalan bilgileri bir başka milletvekilimizle konuşmak istiyoruz. Geçen hafta sormadığımız soruları size yönelteceğiz.

Meclis kulislerinde gazeteciler arasında partinizin “Türkiyem” adı öne çıkmıştı. Herkes çok beğenmişti. Sonra İYİ Parti olduğu açıklandı. Neden iyi parti adını tercih ettiniz?  Fransa Cumhurbaşkanı Macron'un partisi En Marche Yürüyüş partisinin adına benzer bir deyiş. Klasik adlandırmalardan uzak mı kalmak istediniz?

 

Nuri Okutan: Öncelikle “İYİ Parti”nin ülkemize ve milletimize hayırlı ve uğurlu olmasını temenni ediyorum. “İYİ Parti” ismi 80’e yakın alternatif arasından ciddi elemeler yapılarak seçildi. Sorunuzda belirttiğiniz gibi “Türkiyem Partisi” de o elemeler sırasında gündeme geldi. Ancak hemen isim tescil ve patent haklarının satın alındığı bilgisi geldi. “Türkiyem” ismi üzerinden gitseydik bugünlerde tartışılan isim tescil ve patent hakkı gibi iddialar çok daha yoğun bir şekilde tartışılacaktı. Bizim hareketimiz, ta başından beri iktidara yaranmak isteyenler tarafından yakından takip ediliyordu. Hareketimizin akim kalması ve zora sokulması için mahkemeler yoluyla, isim tescil, patent hakkı vb. her türlü yol ve yöntemlerle engellenmemiz kaçınılmaz olacaktı. Yani isim “Türkiyem” olsaydı partinin kurulması zora girecekti. “Türkiyem” adı altında gölge bir parti kurulması riski mevcuttu. Bunu gördük ve “Türkiyem” ve “Merkez Demokrat Parti” gibi isimleri öne çıkararak “İYİ Parti” ismini ve kuruluş çalışmalarını gizlice yürüttük. Yani bir tür strateji takip edildi. Önümüzdeki engelleri de basın ve kamuoyu zaten takdir edecektir. Parti adını sık sık kamuoyu yoklamaları yaparak test ettik. Orada da “İYİ Parti”, hep önde çıktı. “Türkiyem” adı ile vereceğimiz mesajları “İYİ Parti” ile de verebileceğimiz anlaşıldı. “İYİ Parti” ile hem tarihimiz ve geçmişimizle bir bağ kurduk, hem iyilik kültürü anlayışına vurgu yaptık, hem insanı esas alan, merkeze koyan bir yaklaşımı hem de yeniliği vurgulamış olduk.

 

Amuran: “İYİ Parti” adıyla nasıl bir yorum getiriyorsunuz, biraz daha açar mısınız?
Okutan: İyi; insanı, yeniliği, iyilik kültürünü işaret ediyor, hakkı, onuru, kişi hak ve özgürlüklerini, insan olmayı, eşref-i mahlukat olmayı hatırlatıyor. İyi; kadın erkek, büyük küçük demeden sevgiyi ve saygıyı hak etmeyi ve bunun için her türlü fedakârlığı öngördüğümüzü ifade ediyor. İyi; hangi ırktan, hangi dinden ve hangi siyasi görüşten olursa olsun saygıyı hak etmeyi, fiziki, biyolojik ve ruhsal gelişim özgürlüğüne, duygularına ve düşüncelerine saygı ve hürmeti vurguluyor. İyilik; bizim savaşı, dövüşü, kavgayı ve kötülük düşüncesini ötelediğimiz, nurani melekeleri tercih ettiğimizin vurgusudur.
İyilik; Yardıma muhtaç olanlara, engellilere, yaşlılara, doğaya, hayvanlara hizmet etmeyi, onları korumayı ve kollamayı; kurda, kuşa, hastalara, gariplere, fakire ve fukaraya velhasıl yardıma muhtaç olanlara hizmeti esas almayı vurguluyor. İyilik; bu manada vakıflar, aşhaneler, hanlar, hamamlar, kuş evleri gibi kurumsal mekanlar inşa ederek, kimsesizlerin kimsesi olma kültürüdür. İYİ Parti’nin yeniliğe dair de topluma mesajları var. İYİ Parti’nin siyasete girmesiyle birlikte, hiçbir şey artık eskisi gibi olmayacak. Bu güne kadar dini, milli ve siyasi tüm değerlerimiz üzerinden siyaset yapıldı, değerlerimiz acımasızca sömürüldü ve bunun sonucunda toplum ikiye bölündü. Her şey siyasi rant ve ekonomik ranta çevrildi. Devlet ve milletin değerlerine savaş açıldı ve yıpratıldı. Biz yeni bir dönemi başlatıyoruz. Çalmayacağız, çırpmayacağız, ötekileştirmeyeceğiz, bölmeyeceğiz ve yıkmayacağız. Biz, birleştireceğiz, bütünleştireceğiz, saygı duyacağız, istişareyi ve devlet aklını hâkim kılacağız.

 

 

Nurzen Amuran: Yeni bir parti arayışı hangi ihtiyaçlardan doğdu?
Okutan: Mevcut iktidardan bıkıldığı, işlerin yürümediği, çarkların dönmediği, umutların tükendiği, tek adam rejiminin hâkim kılındığı, 15 yıldır tek başına iktidar olmalarına rağmen ülkemizin borçlandırıldığı, adeta kapitülasyonlar dönemine geri dönüldüğü, ülkenin gelecek 25-30 yılının da ipotek ettirildiği bir hali yaşıyoruz. Ülke sanki savaş şartlarını yaşıyor, adeta milli mücadele yıllarına geri dönmüş durumdayız. Devlet aklı askıya alındı. Devlet örselendi, devleti devlet yapan, yargı, üniversite, idari teşkilatlar, Türk Silahlı Kuvvetleri, emniyet vb. kurumu gibi ne varsa darmadağın edildi. Önce örgütlerle bir olup oralara adam yerleştirdiler ve yıktılar. Devlet işlemez hale geldi. Ne kadar zararlı örgüt varsa işbirliği yapıldı. Adeta “siz dışardan, biz içerden” mantığıyla devlet çökme noktasına getirildi. BOP projelerinin eş başkanlığı yapıldı. Emperyalist güçlerin taşeronluğu yapıldı. Tarihi birikimlerimiz, ikili ilişkilerimiz darmadağın edildi. İçeride ve dışarıda neredeyse barışık olduğumuz kimse kalmadı. “Ya bizdensin, ya düşmanımızsın” yaklaşımı hüküm sürdü. Devletin ve milletin menfaati yerine kendi çıkarlarını ve rantlarını önde tuttular. İsraf, savurganlık, lüks yaşam ve debdebe hâkim oldu. Zenginlikleri hiçbir aritmetik formül veya fizik kuralıyla açıklanamaz oldu. Dolayısıyla bütün bu yaşananlar büyük bir yıpranmaya sebep oldu.
İşte Aziz Atatürk’ün Gençliğe Hitabe’sinde bu günler için söylediği uyarıları doğrular günleri yaşıyoruz. Hülasa ortada bir yıpranma var ve bunu herkes biliyor ve görüyor.

 

BİZ HEM EVRENSELİZ HEM YERLİYİZ KENDİMİZE HAS TECRÜBEMİZ VE BİRİKİMİMİZ VAR. DÜNYAYA DA AÇIĞIZ
Amuran: Avrupa’daki seçimlerde aşırı sağ partiler yükselişe geçti. Oy verenler arasında mevcut iktidarlara duydukları tepki nedeniyle aşırı sağa oy verenler oldu. Bizde ise merkez boşluğu vardı. Partiniz Merkez partisi olmanın hangi özelliklerini taşıyor?
Okutan: Biraz önce değindiğim gibi AKP, milleti etnik kökenlere ayırarak tarif etmeye kalktı. Bir milletin fertleri yerine etnik ve mezhebi tarifler yaptı. Marjinal örgütlerin görüşleri ile devleti ve milleti tarif etti, o dili kullandı. Kendine oy vermeyenleri düşman diye tanımladı. Bu manada insanımızı böldü ve ötekileştirdi. İç politikada sözde çözüm sürecinde bölücülerle, Türk silahlı kuvvetlerini, emniyeti velhasıl devleti yıpratmada FETÖ ile işbirliği yapan bu iktidar değil miydi? Hatırlayın AKP iktidarının dış politikada Esad’dan Barzani’ye kadar işbirliği yapmadığı marjinal kesim ve isim kalmadı. Dolayısıyla AKP’nin merkez siyaseti temsil etmesi ve doldurması asla mümkün değildir. Bu manada AKP istese de merkez olamaz ve merkezi temsil edemez. Türkiye’de merkez uzun süredir boş ve bu boşluğu İYİ Parti olarak biz dolduracağız. Merkez demek milletin değerlerinin merkezi demek. Bu manada bunu AKP yapmadı, ama biz yapacağız.
Son yıllarda, muhalefet tarafında da bir boşluğun olduğu apaçık bir gerçek olarak karşımızda durmaktadır. Sanki bir tiyatro oyununun tarafları gibiler. Kuzu postuna bürünmüş kurtla karşı karşıyayız. Esasen siyaset sosyolojisi ve sosyal taban alt üst edildi. Toplum bölünerek, yeni alanlar ve jargonlar üretildi. Şeyh-mürit ilişkisi siyasete hâkim kılındı. Dolayısıyla siyasette “merkez”, “merkez sağ”veya “merkez sol” gibi kavramların da artık çok fazla bir anlamı kalmadı. Bizim hareketimiz ve kaygımız; siyasette kaybolan dengenin yeniden sağlanması, var olan merkezdeki boşluğun doldurulması değildir. Bizim kaygımız ve itirazımız, memleketin tekrar adeta Sevr ile yüz yüze getirilmesinedir.
Artık bu sorumsuz iktidar sayesinde; büyük tarihi tecrübe olan devlet yönetim aklı devre dışı bırakılarak devlet aleyhinde ne kadar grup, örgüt vb. varsa, marjinal oluşumlarla, emperyal merkezlerle ve onların taşeronları ile işbirliği yapılarak milletin ve devletin beka sorunu ile karşı karşıya gelmesi kaçınılmaz oldu.

Bizim hareketimizin gayesi, yerli ve milli tüm dinamikleri, gönülleri birleştirerek farklılıklarımızı zenginlik olarak görüp, vatanperverlik, vatanseverlik zemininde buluştuğumuz, herkesi İYİ Parti çatısı altında toplayarak, milli ve yerli mücadeleyi başlatmaktır.

Bunun için biz içe yönelik milletimizi, insanımızı dikkate aldığımızda siyasetin tam merkezindeyiz. Bizim için her türlü terör örgütü ve siyasi yandaşları hariç, insanların geçmişte, hatta şimdi hangi ideolojik yapıda olduğu, hangi siyasi yelpazeden olduğu veya geçmişindeki siyasi serüveni önemli değildir. Çıkan çivilerin tekrar çakılması, devletin, milletin yeniden ihata edilerek tekrar ayağa kaldırılması, vatanın ve milletin teker teker insanlarımızın güçlendirilmesi için başlatılan bu mücadelede bizimle yürüyecek herkese eşit mesafedeyiz. Bu manada merkeziz. Yeter ki vatanseverlik zemininde buluşalım. Ülkemizin savrulmasına yeter ki hep birlikte dur diyelim. Bu manada ulusal ve evrensel düzeyde merkezdeyiz. Tarihimizle barışığız. Yaşanan tecrübeler, olumlu ya da olumsuz yanlarıyla bizimdir. Tecrübemiz, Asya’dan Afrika’yı ve Avrupa’yı kapsamaktadır. Vatanımız, Avrupa ile Asya arasında köprü olan Anadolu’dur.

Biz hem evrenseliz hem yerliyiz, kendimize has tecrübemiz ve birikimimiz var, dünyaya da açığız. Hem milliyiz, hem de evrensel anlamda dünya barışına, huzuruna ve refahına katkıda bulunacak işbirliklerine milli menfaatlerimizi de gözeterek açığız.

Biz biliyoruz ki evrensel olmak için yerli ve milli olmalıyız. Kendimiz olarak bütün değerlerimizle, bütün kimliğimiz ve kişiliğimizle ayakta durmalıyız. Emperyal düşüncelerin taşeronluğunu yapmamalıyız.

Ulu önder Atatürk’ün iç ve dış siyasetimiz için belirlediği altın kural “yurtta barış, dünyada barış” anlayışı da tam buna tekabül etmektedir. Biz uluslararası blokların da hiçbir yerinde değiliz. Milli menfaatlerimizi gözeterek bölgesel işbirlikleri de dâhil olmak üzere her tarafla diyaloğa açığız. Yani siyaset dilinde herkesi kucaklayıcı bir dili kullanacağız. Bölünmez bütünlüğümüze halel getirmeden, milli menfaatlerimizi gözeterek, büyük ve müreffeh Türkiye’yi hedeflemek kaydıyla, terör destekçisi, bölücü, yıkıcı ve ayrılıkçı olmamak şartıyla her ideolojiyi saygı ile bakıyoruz. Bütün sosyal katmanlara eşit mesafedeyiz. Ekonominin, ticaretin kendi kuralları içinde işlemesini doğru buluyoruz. Ekmeğimizi büyütmek, işimizi artırmak, birliğimizi ve dirliğimizi pekiştirmek adına ilmi esas alarak insanımızı geliştirmeye önem ve öncelik vereceğiz.

 

DEMOKRASİNİN HUKUKUN VE KUVVETLER AYIRIMININ İŞLEDİĞİ GÜÇLÜ BİR TÜRKİYE İNŞA EDECEĞİZ
Amuran
: Yeniden Parlamenter sisteme dönüş vaadinde bulunuyorsunuz. Önceliğiniz nedir?
Okutan: Bizim geçiş dönemi için önerdiğimiz bir programımız var. Programımız üç temel alanda yeniden inşayı öngörüyor. “Hukuk devletinin ihyası, demokratik nizamın ihyası, haklar ve özgürlükler düzeninin ihyası”. İktidara gelince en geç 1 yıl içinde parlamenter demokratik sisteme geri dönmeyi hedefliyoruz. Parlamenter demokratik sistemin olmazsa olmazı kuvvetler ayrılığıdır. Bu prensibin gerçek manada uygulanması, denge/denetleme sistemimin tam olarak çalışması gerekir. Devlet kurumları ile ayakta durur. Güçlü bir devlete kavuşmamız için güçlü kuruluşlarımız olmalıdır. Ama bunun için kurum ve kuruluşların ve kişilerin gücünü kanunlardan alıyor olması gerekir. Hukukun üstünlüğü prensibine sıkı sıkıya bağlı olmak gerekir. Demokrasinin, hukukun ve kuvvetler ayrımının işlediği güçlü bir Türkiye inşa edeceğiz. Bu manada Kanun Hükmünde Kararname’ler dâhil, Anayasa ve yasalara uymayan ne varsa kaldırıp atacağız. Ülkeyi gerçek manada hukuk devleti yapacağız.

 

Amuran: TSK'nın kurumsal yapısında değişiklikler öngörüyorsunuz. Yeniden eski kurumsal gücüne kavuşması için neler önceliğiniz olacak?

Okutan: Biz son dönemde ordumuzun caydırıcı gücünün zayıflatıldığını düşünüyoruz. Bunu devletimiz ve milletimiz için kabul edilemez buluyoruz. Çünkü bu coğrafyada güçlü bir ordumuz olmadan ayakta kalamayız. Bizim için esas olan Türk ordusunun yeniden caydırıcı bir güce sahip olmasıdır. Bunu sağlamak için ne gerekiyorsa onu yapacağız. TSK devlet ve millet için sadece caydırıcı kurum olmaktan çok bizim için milletimizin tarihi tecrübesini ve değerlerini günümüze taşıyan bir eğitim, kültür yuvası ve ocağıdır. Milletimizin gözünde ve gönlündeki adıyla “asker ocağı”dır. Bu hali ile tarih boyunca devletleşmenin ve milletleşmenin ana taşıyıcı kolonu halindedir. Silahlı kuvvetlerin yine Türk medeniyetinin oluşumundan sanat ve kültür hayatının şekillenmesine kadar pek çok alanda büyük etkisi ve katkısı vardır. Türk Silahlı Kuvvetleri bir ocak, bir yuva bir yurttur. Milletimiz, TSK mensuplarına“Mehmetçik” diyerek, bu kurumu tümüyle kendinden bir parça olarak görmüştür. Bu yüzden sinesinden çıktığı milletin ordusu olma hassasiyetini korumuştur. Zaman zaman sapmalar olmuştur ama o vakitlerde de milletin başı belaya girmiştir. Bazen ordunun kendi içinde da yeniçerilerde olduğu gibi zafiyet olmuştur. Bu da milletin çöküşüne sebep olmuştur ve bize çok pahalıya mal olmuştur. Bize göre ordu, esasen milletin ordusudur. Bu bakımdan Türk milletinin temsil edildiği TBMM Başkomutanlığı altında çalışmalıdır. Yine TBMM içinden çıkan hükümetin de hukuk içinde aldığı kararlara saygılı olmalı ve uygulayıcısı olmalıdır. Diğer taraftan TSK, eğitimi ve okulları da fevkalade önem arz etmektedir. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda da askeri okullardan yetişen subaylar çok önemli roller üstlenmişlerdir. Biz Türk Silahlı Kuvvetleri’ni, okullarını ve kurumlarını yapboz tahtasına dönmemek kaydıyla yeniden ele alacağız. Gayet titiz, dikkatli ve özenli hareket ederek ordumuzu güncel siyasi çekişmelerden uzak tutarak, amacına en iyi hizmet edecek şekilde korumanın ve geliştirmenin gayreti içinde olacağız.

 

Amuran: İlkelerinizden söz ederken özlem duyulan bazı söylemleriniz var: Yolsuzlukla mücadele, hesap verebilir olmak, eleştiriye açık ve özgür düşünceye sahip olmak. Halkın siyasete güveni o kadar azaldı ki onların taleplerini beklentilerini karşılayacak ortamı nasıl sağlayacaksınız?
Okutan: Milletin yolsuzluğa tahammülü kalmadı. Bizim de kalmadı. Bu konuda çok sert uygulamalarımız olacak. Kızılay meydanında insan asacak halimiz yok ama yolsuzluk yapanlarla ilgili, ibreti alemlik uygulamalarımız olacak. Göreceksiniz Kızılay meydanında adam asmaktan beter edeceğiz. Açıklık ve şeffaflık ilkelerine uyacağız. Bizim yandaş işadamlarımız, yandaş basınımız, yandaş kuruluşlarımız olmayacak. Milletin çıkarlarını ön plana alarak çalışacağız. Çalmayacağız, çırpmayacağız, biz çalmayınca altta görev yapanlar da çalamayacaktır. Maden ruhsatları için veya kupon arazi ve imar planları için parti başkanı ya da Başbakanlıktan izin alınırsa, o ülkede her şey olur. Bizim yöneteceğimiz bir Türkiye’de devlet kurumları tekrar işler hale gelecektir. “Devletin malı deniz, yemeyen domuz” anlayışına son verilecek, yandaş sözde din adamlarınca “yolsuzluk, hırsızlık değildir” fetvaları yayınlanmayacak, torpil, kayırmacılık ve parti devleti anlayışı son bulacaktır.

 

Amuran: Uzun yıllar valilik yaptınız. Ödüller aldınız. Değerli yazarımız Yılmaz Özdil’in sizinle ilgili yazdığı bir yazı başarılarınızın bir özetiydi. Eğitime verdiğiniz katkıyı kim unutabilir ki. Bu denli eğitim gönüllüsü olan Nuri Okutan, bugün uygulanan öğretim programları için neler diyor partiniz nasıl bir eğitim sistemi öngörüyor?

Okutan: Bütün devlet ve hayat tecrübemin özeti şudur: “Türkiye ancak nitelikli eğitim ve yüksek teknoloji ile kalkınabilir.” Siyaset yapmaktaki bir gayem de Türkiye’nin nitelikli bir eğitim sistemine sahip olması ve kendimizin yüksek teknoloji üretir hale gelmesidir. İYİ Parti iktidarında eğitim seferberliği başlatılacaktır. Çocuklarımızın çağdaş, Atatürkçü, milli değerlere sahip, iyi bir insan olarak yetiştirilmeleri için, iyi okullarda, günümüz teknolojisinin gerektirdiği altyapı ve fiziki şartlara sahip olmasını sağlayacağız. Öğretmen akademisi açılacak, mesleğine faydalı öğretmenler yetiştirilecektir. Bütün akademiler, teknik öğretmen ihtiyacını da dikkate alarak yapılandırılacaktır. Meslek okullarının öğretmen ihtiyacı karşılanacaktır. Bu arada öğretmen liseleri de eski hüviyetlerine kavuşturulacaktır. Eğitim, eğitimcilere bırakılacak, her türlü siyasi mülahazalardan uzak tutularak, camiye, kışlaya ve okula siyaset sokulmayacaktır.
Bütçeden ayrılan pay uluslararası standartlar seviyesine ulaştırılacaktır. Eğitim Planlama Koordinasyon Kurulu oluşturulacak, günübirlik politikalar yerine uzun vadeli politikalar belirlenecektir. Öğretmenlik, akademik, mali ve sosyal düzenlemelerle saygın ve cazip hale getirilecektir. Okul yönetiminde müdürlük ve başöğretmenlik olarak ikiye ayrılacak, eğitim yönüyle başöğretmenlik, idari yönüyle müdürlük görevli ve yetkili olacaktır. Eğitimin tüm seviyelerinde sanat ve spor eğitimine özel önem verilerek, yetenekli gençlerimizin bu alanlarda önleri açılacaktır. Özel yetenekli ve üstün zekalı öğrenciler tespit edilerek, özel programlarla desteklenmesi sağlanacaktır. Eğitimde çağdaş, zihni açık, hür düşünen, ilmi, öğrenmeyi, bilimsel metotları gerçek rehber edinen, eşyaya hâkim olacak ve bunu insanlığın hizmetine sunacak nesiller yetiştirmek esas hedefimiz olacaktır. Bu manada eğitim bileşenleri dediğimiz, okul, öğrenci, öğretmen ile aile ve eğitim çevresinin birlikte ele alındığı bir yaklaşım esas alınacaktır. Eğitim seferberliği bir imece anlayışı ile herkesin destek olduğu, gelecek nesillerin yetişmesini herkesin öncelikli iş olarak edindiği bir kampanya başlatılacaktır. Vali olarak görev aldığım illerde işte tam da bunu yaptık. Bilhassa öğrencilere ruh veren öğretmenlerin yetiştirilmesi, öğretmen mesleğinin saygınlığının ve cazibesinin artırılması için atılması gereken adımları atacağız, alınması gereken tedbirleri alacağız. Eğitimde, okul öncesine özellikle önem vereceğiz. İnsanların eğitimden alacaklarının yüzde 70’nin 0-7 yaş arasında gerçekleştiği dikkate alındığında ne kadar önemli olduğu daha iyi anlaşılacaktır. Kadınların ve kız çocuklarının eğitimine ayrıca önem vereceğiz. Nesilleri anneler yetiştiriyor, şekil veriyor ve hayata hazırlıyor. Toplum hayatı içinde her katmanda eğitimli kadınların yer almasını sağlayabilirsek, gerçek gelişmeyi ve kalkınmayı sağlamış oluruz. Diğer taraftan eğitimin toplumsal hayatımıza dokunacak ve üretim gücümüzün artışına katkıda bulunacak şekilde gerçekleştirilmesi sağlanacaktır. Hem okullarımız, hem de yaz kursları ve kamplarımız üretim hayatına katkıda bulunacak hale getirilecektir. Hangi meslek grubundan olursa olsun, bir mesleği iyi bilen birisi olarak yetişmesi temin edilecektir.

İYİ PARTİ OLARAK ÇOK GÜÇLÜ BİR KADROYA SAHİBİZ
Amuran: Bürokrasiden geldiniz Bürokraside liyakat esası kalktı. Kadrolara uygun eleman alınmıyor, elemanın talip olduğu kadrolar ehliyete bakılmaksızın dağıtılıyor. Norm kadro sistemi uygulanamadı. Nasıl bir idari yapılanma olmalı?
Okutan: Devlet kademelerine liyakatli, kariyerli ve ehliyetli insanları getirmek için öncelikle sizin de kaliteli, nitelikli, liyakatli ve kariyerli kadronuz olması gerekir. Şunu özellikle belirtmem gerekir ki İYİ Parti olarak çok güçlü bir kadroya sahibiz. Kurucularımız arasında çok Valiler, Büyükelçiler, Generaller, Genel Müdürler velhasıl çok sayıda üst düzey bürokratlar var. Aynı zamanda sizin gibi çok değerli ve yetenekli gazeteciler, sanatçılar, yönetmenler, alanlarında uzman ve söz sahibi akademisyenler ve araştırmacılar var. Yine özel sektörde üst düzey yöneticilik yapmış, kendisini ülkemize ve dünyaya kabul ettirmiş kurucularımız var. Toplumun bütün sosyal katmanlarını temsil eden, hemen her alanda başarılarıyla kendilerini ispatlamış bilgili, birikimli ve kapasiteli velhasıl müthiş bir kadroya sahibiz. Bu manada siyasette en güçlü kadronun İYİ Parti’de olduğunu vurgulamak isterim. İşte biz İYİ Parti olarak bu güçlü kadro ile ülkenin bürokrasisini, kurumlarını ve bir bütün olarak idari teşkilatını şekillendirmeye nihayet devleti ve milleti güçlendirmeye azimliyiz ve kararlıyız. Eğer Türkiye’yi bir bütün halinde tutmak istiyorsak kamu görevine girmek ve kamu hizmetlerinden yararlanmak konusunda her vatandaşa eşit mesafede olan adil bir sistem kurmalıyız. Bizim bürokrasideki hedefimiz küçük ama etkin bir bürokrasidir.
Kamu yönetimi politikamızın odağındaki 3 ilke;

- Demokratik katılım,

- Vatandaşa güven ve

- Toplumsal memnuniyettir.

Mutlu bir millet, güçlü bir devlet anlayışı ile vatandaşın hayatını kolaylaştırmayı, yaşam kalitesini artırmayı amaçlayan, hukuka tam bağlı, katılımcı, üretken, adil, denetlenebilir, milletle barışık bir kamu yönetimi öngörüyoruz. Kamu yönetiminde biraz önce dile getirdiğim amaca yönelik personelin izleyeceği, yol, yöntem ve yönetmelikler ile yine kurumların stratejik planlarını düzenleyen Kamu Hizmetleri İdari Usul Kanunu’nu çıkaracağız. İl Hakem Kurulları oluşturmak suretiyle, vatandaşın kamu hizmetlerinden doğan ihtilaflarını süratli bir şekilde çözeceğiz. Bürokraside ehliyet, liyakat, kariyer, tarafsızlık ve eşitlik ilkelerini önem ve öncelik vererek kamu yönetimini yeniden inşa ve ihya edeceğiz.

Amuran: Ülkemizde mücadele alanlarından en önemlisi kuşkusuz terörle mücadele. Sağ ve solda yapılanmış terör örgütleriyle mücadelede önceliğiniz ne olacak? Terörün yoğun olduğu bölgelerimizde hangi alanlarda diğer bölgelerimizdeki gibi fırsat eşitliğini sağlayacak projelere ağırlık vereceksiniz?
Okutan: Şiddet eylemleri ile başta yaşam hakkı olmak üzere insan hak ve hürriyetlerini ortadan kaldıran, ülkemizi eylem alanı haline getiren ve sınırlarımızı tehdit eden küresel bağlantılı terör unsurları, devleti ele geçirmeye çalışan darbeci yapılanmalar ve milletimizin başına musallat olan başta PKK, FETÖ, Selefi Cihatçı Örgütler olmak üzere tüm terör örgütleriyle askeri, siyasi, ekonomik, sosyal ve psikolojik tüm araçlar kullanılarak kararlı bir mücadele yürütülecektir. FETÖ benzeri bir kalkışmanın bir daha yaşanmaması için her türlü tedbir alınacak ve en önemli iç düşman olan FETÖ ile gerçek ve uzun vadeli bir mücadele başlatacaktır. 15 Temmuz kalkışmasını yapanları, bunlara yardım ve yataklık edenleri ortaya çıkarmak ve adaletin gerçekleşmesini sağlamak FETÖ tarafından şehit edilen 249 şehidimize ve yakınlarına namus borcumuzdur.
Sivil demokratik düzeni tehdit eden, milli iradeye kasteden ve şiddet içeren her türlü terörist faaliyetin daha eyleme dönüşmeden istihbarî ve önleyici tedbirlerle etkisiz hale getirilmesi terörle mücadelede temel önceliğimizdir.

Güvenlik politikalarımızın temel amacı; hukuk devleti ilkelerinden taviz vermeden, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü, Türk Milletinin milli birlik ve beraberliğini, Cumhuriyetin niteliklerini, hür demokratik düzeni, insan hak ve hürriyetlerini, serbest bir iktisadi hayatı tesis ederken, ülkenin huzurunu ve toplumsal barışını hedef alan her türlü suç tehdidini daha suç işlenmeden önce, suçu ve suçluluğu yaratan nedenlere odaklanarak ortadan kaldırmak, etkili tedbirler alarak toplumda güven, barış ve huzur ortamını sağlamaktır. “Suçların Önlenmesine Dair Kanun” çıkarılarak önleyici kolluk güçlendirilecek ve özellikle aile içi şiddet, kadın cinayetleri, cinsel istismar, cinsiyet ayrımcılığı, uyuşturucu temini, çocuk istismarı ve çocuk pornosu başta olmak üzere toplum vicdanını kanatan suçlar için önleyici ve ıslah edici özel tedbirler alınacaktır.

 

Amuran: Halkın refah düzeyini artıracak, ekonomik kalkınmayı sağlayacak, sanayileşme sürecini hızlandıracak bir değişim programınız var mı?
Okutan: Türkiye tüketim ekonomisinden süratle üretim ekonomisine geçmek mecburiyetindedir. Üretim kadar, refahın da bütün toplum kesimlerine adil dağıtılmasını da önemli ve öncelikli olarak değerlendiriyoruz. Ekonomi ile ilgili politikalarımızı liderimiz Sayın Meral Akşener’in yanı sıra bu alanda görevli ve uzman olan partili arkadaşlarımız kamuoyuna açıklayacaklardır. Ben programda yer alan bazı hedeflerimizi dikkatlerinize sunmak istiyorum.
Ekonomi programımızın nihai hedefi dengeli, sürdürülebilir, kapsayıcı ve dışa bağımlılığı azaltacak bir büyüme ve paylaşım modeline geçmektir.

Geniş halk kesimlerinin gelirini süratle iyileştirilmek.

Sosyal yardımların kapsamını ve miktarını artırmak.

Gıda enflasyonunu düşürmek ve tarımda verilen dış açığın son bulması için tarımı desteklemek.

Düşük gelirli vatandaşların borç yükünü azaltmak.

Vergi adaletini sağlayıcı reformları gerçekleştirmek.

Yolsuzluk ve kayırmacılığı engelleyecek güveni tesis etmek.

Ana hedefimiz Dünyanın ilk 10 ekonomisi içine girmek.

Milli gelirimizi ilk beş yılsonunda 14.500 dolar yapmak.

Küresel Refah Endeksinde ilk beş yılsonunda 40 ülke arasında yer almak.

Yılda ortalama bin dolar harcayan 50 milyon turist ağırlamak.

İlk beş yılsonunda işsizlik oranını yüzde 7'nin altına düşürmek…

Teknolojide Endüstri 4,0 devrimini gerçekleştirmek.

 

BİZ İYİ PARTİ OLARAK HER TÜRLÜ SEÇİME HER ZAMAN SEÇİME HAZIRIZ
Amuran: Kuruluş hazırlıklarınız uzun sürdü. Görüldüğü gibi hazır bir seçmen kitleniz oluştu. Siz parti olarak erken seçime hazır mısınız?
Okutan: Erken seçim, baskın seçim veya zamanında seçim fark etmez, biz İYİ Parti olarak her türlü seçime her zaman seçime hazırız. Hazırlıklarımızı ve planlamamızı ona göre yaptık. Partimizi kurduk, yetkili kurullarımızı oluşturduk, Başkanlık divanımız teşekkül etti ve görev alanları belirlendi. Şimdi süratle illerde ve ilçelerde teşkilatlanıyoruz. Eş zamanlı olarak hür türlü çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Gerek yerel seçimler, gerek Cumhurbaşkanlığı seçimi ve gerekse Milletvekili Genel Seçimi için gerekli şartları sağlayacak durumdayız. Her türlü ihtimale karşı hazırlıklıyız, A, B, C planlarımız hazır. Bu manada milletimiz bizi izlemeye devam etsin. İYİ Parti, Türkiye’ye iyi gelecek diyoruz.

 

Amuran: İYİ Parti’nin ekonomi hedeflerini eğitim de alması gereken önlemlerini ve Terörle mücadele tarzının ne olacağını ve bürokraside getirilmesi gereken kriterleri sıraladınız. Aydınlatıcı bilgiler verdiniz. Çok teşekkürler.
Okutan: Ben teşekkür ederim.

 

Nurzen Amuran
Odatv.com

nurzen amuran iyi parti nuri okutan
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Reflüye Karşı Almanız Gereken 9 Önlem
Reflüye Karşı Almanız Gereken 9 Önlem
Helal olsun size
Helal olsun size