Yazıklar Olsun Sana Melih Gökçek!
Hamit YILDIZ

Yazıklar Olsun Sana Melih Gökçek!

Advert
2 Kolunu, bir gözünü ve bir bacağını bu vatana feda etmiş Gazimiz Yılmaz YİĞİT’in Ankara’da Belediye Otobüsünde başına gelenler akıllara durgunluk veriyor…   Kısaca olayı hatırlayalım…   TSK Rehabilitasyon Merkezine giderken bindiği Belediye otobüsünden inmeden önce gayet nazik bir şekilde;     Gazi Yılmaz YİĞİT             :  Abiciğim müsait bir yerde indirebilir misin? Otobüs Şoförü                  :  Sizin kartınız var mıydı?     Elleri olmadığından şoföre hitaben yine nezaketini koruyarak;     Gazi Yılmaz YİĞİT             :  Lütfen bakar mısınız?     Bu söz üzerine Şoför Vahit ÇATAL ne diyor, lütfen dikkatle okuyun. Özellikle vicdanı körelenler, empati yeteneğinden yoksun olanlar çok dikkatli okusunlar;     Otobüs Şoförü                 :  TAMAM UĞRAŞTIRMA BENİ, hadi inin lütfen hemşerim ya, kapıyı açtım. BENİM SÖYLEMEME GEREK YOK!…     Buna rağmen, Gazimiz Yılmaz YİĞİT yine de nezaketini koruyarak;     Gazi Yılmaz YİĞİT             :  Kartımı görmek istiyorsun ben de gösteriyorum neden kızıyorsun? diye haklı olarak soruyor.     Düşünün elleriniz yok, yolcuların içinde sizden kartınızı göstermeniz isteniyor. Biricik yavrunuz yanı başınızda. Büyük bir hassasiyetle kartınızı göstermek istiyorsunuz. Belki yüreğiniz burkuluyor... Allah'ım yanımda keşke bir dostum olsaydı da o gösterseydi diyorsunuz. Siz yalvarırcasına karşınızdaki insana hitap ederken hiç beklemediğiniz ve hak etmediğiniz cümleleri tokat gibi almaya devam ediyorsunuz.     Ben size kartımı göstermek istiyorum, neden kızıyorsunuz diyen Yılmaz YİĞİT’e  bakın ne cevap veriyor;     Otobüs Şoförü                 :  Arkadaşım ben kızmıyorum, ben söylemeden göstereceksin,HAYRET BİR ŞEY YA…     Gazimiz kartını gösterememiş olmanın çaresizliği içerisinde, karşısında kendisini anlamaktan uzak şoföre daha fazla dayanamıyor ve yine de “ABİCİĞİM” diye hitap ederek o kadar yolcunun içerisinde kimlik sormasına istinaden diyor ki;     Gazi Yılmaz YİĞİT             :  Göreceksin ABİCİĞİM, göreceksin, bakacaksın o zaman.     Otobüs şoförü sanki yeni olaya müdahil olmuş ve dünyadan haberi yokmuşçasına kolları protez olan Gazimize ne dese beğenirsiniz;     Otobüs Şoförü                  :  ÇIKARTIP GÖSTERECEKSİN!…     Artık ipler kopuyor ve konuşmalar aynen aşağıdaki gibi devam ediyor;     Gazi Yılmaz YİĞİT             :  Ben nasıl göstereyim, protez diyorum ya, gözüne mi sokayım. Otobüs Şoförü                  :  Ben senin cebine mi elimi sokayım… Gazi Yılmaz YİĞİT             :  Sokacaksın elim yok…     Gelen yanıta bakar mısınız;     Otobüs Şoförü                  :  NE DEMEK ELİM YOK!  Gazi Yılmaz YİĞİT             :  Ben bu ülkeye elimi vermişim kardeşim. Otobüs Şoförü                    :  O zaman durumu izah edeceksin… Gazi Yılmaz YİĞİT             :  Kimsin lan sen ben Gaziyim, çek lan elini. Otobüs Şoförü                   :  YÜRÜ GİT!     Gazimiz plakanı ver diye bağırıyor, otobüs şoförü pişkin pişkin bak plaka orada yazıyor diyor. Gazimiz Yılmaz YİĞİT yine yürekleri dağlayan yanıtı veriyor; “BEN YAZAMIYORUM, ELLERİM PROTEZ”     Bundan sonra Şoförün sözleri yenilir yutulur gibi değil. Aslında başından beri tavır ve konuşmalarının bir özeti şeklinde bu sözler… İnsanın kanını donduran cümleler aynen aşağıdaki gibi;     Otobüs Şoförü                 :  Cama vurma, ENAYİ, bela ya bela… Protez demiyorsun hayır, elimi cebime sok diyorsun… ALLAH GÖRMÜŞTE ELİNİ ALMIŞ İŞTE…     Oradaki vatandaş şoföre hitaben bas bas bağırıyor, sen haksızsın diyor…   Son bir çare, özür dile diyorlar hep bir ağızdan…   Şoför “Yooook, yooook” diyor.   Bana izah edeceksin arkadaş diyen şoför, en son açıklamasında kendini ele veriyor ve diyor ki;   Otobüs Şoförü                 :  Şimdi Gazi olabilir, bindiği zaman yanında çocuğu vardı. Ben çocuk düşmesin diye KOLUNU FARKETTİM, çocuk düşmesin çocuğun kolunu tuttum. Şuraya otursun diye çocuğu eline verdim.   Sonradan kolunun protez olduğunu araca ilk binişinde fark ettiğini ağzından kaçıran otobüs şoförü, “Ben öbür kolunun protez olduğunu bilmiyordum” diye kıvırmaya çalışıyor…   Bu olay bana neyi hatırlattı biliyor musunuz?   Eski Şehit Yakınları ve Gaziler Daire Başkanı Hüseyin DEMİRBAŞ ile yaptığımız bir telefon görüşmesinde bana aynen şu sözleri söylemişti; “Şehit aileleri ve Gaziler gelse kapıma, bana en olmadık sözleri söyleseler, asla onlara kızmam ve zerre yanıt bile veremem. Çünkü onların içerisinde bulundukları psikolojiyi ben yüreğimde yaşıyorum.”   Düşünebiliyor musunuz, bu sözü söyleyen bir Daire Başkanıydı...   Evet işte Sn. Demirbaş, duyarlı, hassas, empati yeteneği olan örnek bir Devlet adamıydı… O olsaydı eğer bu olaya mutlaka müdahale ederdi, buna adım gibi eminim...   Kendisine olabildiğince nazik konuşan ve yalvarırcasına kimliğini göstermeye çalışan Gazi Yılmaz YİĞİT'e sarf edilen cümleler, aslında vicdan ve vefa duygusunun ne kadar köreldiğini de açıkça gözler önüne seriyor...   Ne yazık ki, olay bu kadar net olmasına rağmen, kollarını bacağını ve gözünü bu vatana feda etmiş, bir evin bir oğlu, Kahraman Gazimiz Sn. Yılmaz YİĞİT’e yapılanın hesabını sorması gereken Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih GÖKÇEK, şoförü haklı görmüş. “Şoförümüz, resmen bir ajitasyona getirildiği açık şekilde ortaya çıktığı için görevine iade ettik.”demiş.   Ne hikmetse, dün akşam ak mı, beyaz tv mi nedir bir televizyon kanalında da bangır bangır haber spikeri “Gaziye Hakaret İddiası Fos Çıktı” diye haber yapıyor…   Neyin amacındasın GÖKÇEK?   Neyi savunuyorsun bize?   Diğer otobüs şoförlerine bak ne güzel davranmış, siz de böyle yapın mesajı mı veriyorsun!   Yazıklar olsun sana!   Seni Allah’a havale ediyorum.   Başka bir şey demiyorum…    
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
İstanbul Bilgi Üniversitesi Yazar İnci Aral'ı Ağırladı
İstanbul Bilgi Üniversitesi Yazar İnci Aral'ı Ağırladı
Oturtmuyorlar İnsanı
Oturtmuyorlar İnsanı