'Ah bu avukatlar ne büyük başınız var!'
Av.Oğuzhan İLYAS

'Ah bu avukatlar ne büyük başınız var!'

Sevgili Gündoğumuhaber okurları Gümüşhane yerel haber dünyasına yeni bir ses getiren bununla birlikte sadece yerel haber anlayışına bağlı kalmaksızın dünyadan ve bölgeden çeşitli haberleri de siz değerli okurlarla paylaşan Gündoğumuhaber sayfalarında olmaktan son derece mutluyum. Gümüşhanede habercilik anlayışına çok şey kattığına inandığım Gündoğumuhaber sayfalarında bundan böyle sizlerle birlikte olacağız..  İlk  köşe yazımızı ‘Ah bu avukatlar ne büyük başınız var!’ konulu yazıya ayırdık. En içte sevgi ve saygılarımla Av. Oğuzhan İlyas


“AH BU AVUKATLAR, NE BÜYÜK BAŞINIZ VAR!“
Çağlayan adliyesi belki de İstanbul sınırlarında yer alan en modern, en donanımlı, kanımca en iyi mimari ve dizayna sahip adliye sarayıdır. Avrupa Yakasında Bakırköy, Gaziosmanpaşa, Küçükçekmece, Büyükçekmece adliyeleri hariç olmak üzere diğer bulunan tüm adliyeleri açılışı ile bünyesinde toplamıştır. Çağlayan adliyesinde bundan ötürü birçok hâkim, birçok savcı, birçok avukat,birçok polis, ne yazık ki birçok özel güvenlik görevlisi, birçok kâtip, birçok mübaşir, birçok icra müdürü, birçok icra müdürü yardımcısı, birçok takip elmanı, birçok psikolog, birçok bilirkişi, birçok bankacı, birçok kitapçı, birçok sivil vatandaş ve saymaya zamanımızın yetmediği birçok kişi vardır. Saydığımız bu kişilerden kanunen hâkim, savcı ve avukatların aranmaları yasak olduğu gibi, adliyede yerleşmiş örf ve adetlere göre ise adliye personellerinin, bankacıların hatta takip elemanlarının, hatta ve hatta özel güvenliklerle ahbap ilişkisi kuran tüm vatandaşların da herhangi bir arama işlemine tabi tutulmadan adliyeye giriş yaptığı görülmekte ve bilinmektedir. Hâkim, savcı ve avukatların sahip oldukları kimlik kartları ile turnikeli ve kimlik kartlarının söz konusu bu turnikelere okutulması suretiyle okutan kişinin resminin turnikelerin üzerinde bulunan ekrana ismi ve sicili ile çıktığı bir sistem bulunmaktadır. Normalde uygulanması gereken bu sistem ne yazık ki yukarıda saymış olduğumuzhâkim ve savcıların hiçbirinin, avukatların da bazılarının uyguladığı fuzuli bir sistem olarak öngörülmektedir. Bu anlatımla ilgili olarak, geçenlerde adliyelerin bir tanesinde bizzat şahit olduğum bir olayı sizinle paylaşmak isterim. Bir gün adliye girişindeki kontrol noktasındaydım, o zamanlarda yine avukatların aranması gibi bir tedbir, hukuka aykırı bir uygulama vardı adliyelerin bir tanesinde. Girişe doğru yaklaştım, kimlik kartımı turnikeye okuttum ve tam geçmek üzeydim ki özel güvenlik görevlisi “ avukat bey çantanızı geçiş bandına koyar mısınız? “ dedi.  Neden diye sorduğumda ise “ Savcı beyin emri var! “ dedi. Nerde bu emir çıkar bizde görelim dediğimizde ise “ Avukat bey zorluk çıkarmayın iki dakikanızı alır! “ dedi. Bende bunun üzerine sorduğum bu hukuka uygun soruları zorluk çıkarmak olarak atfedip, hukuka aykırı olarak herhangi bir yazılı emir olmadan, kaldı ki kanuna aykırı böyle bir düzenlenemeyecek olmasına rağmen bu işlemi yasal prosedür olarak mı görüyorsun diye serzenişte bulundum. Neyse çok uzatmadım ve çantamı geçiş bandına koydum, hemen bulunduğum yerin yanından ve ne bir turnikenin, ne bir X-RAY cihazının bulunduğu ayrı bir koridordan geçen ve sonradan savcı olduğunu öğrendiğimşahsı dikkatlice takip ettim ve özel güvenlik görevlisi ile aralarında geçen iş bu talihsiz,her şeyi apaçık ortaya koyan diyaloğa şahit oldum. Ö.G : Beyefendi girişler yan taraftan ! SAV: Ne diyorsun anlamadım. Ö.G : Adliyeye buradan giriş yapılmıyor, girişler yan taraftan x-ray’den! SAV: Ulan dalga mı geçiyorsun benimle sen yeni misin? Ö.G : Yeni başladım işe de siz bunun neden soruyorsunuz ki? SAV:Lan alın şunu başımdan elimden bir kaza çıkacak! Etraftaki diğer güvenlik görevlilerinin olum savcı bey o ne yapıyorsun? Buyurun savcı bey hoş geldiniz demesi üzerine uyanan ve suratı kıpkırmızı olan güvenlik görevlisi; Ö.G : Savcı Bey kusura bakmayın bilmiyordum! SAV: Yarına kadar tüm savcıların ismini şahıslarını ve kim olduklarını ezberle ve öğren aksi  halde ben sana ne yapacağımı biliyorum. Bu konuşmadan sonra şöyle bir kendime, sonra etrafımdakilere ve sonra girecek olduğum adliyeye ve arayacak olduğum adalet duygusunun halen var olup olmadığında baktım ve inanırmısınız o gün o adliyenin kapısından döndüm ve dışarı çıktım. Yukarıda anlattıklarımızla bir bütün halinde düşünmek gerekirse, yaşanılan Sayın Savcı Mehmet Selim Kiraz’ın öldürülmesi gibi elim olayın ve bunun ortaya koyduğu güvenlik zaafının; avukatların yargının kurucu unsurlarından birisi olduğu gerçeği unutularak,  sadece ve temelde avukatların adliyeye girişi ile ilintilendirilerek, yaşanılan olayın haksız ve mesnetsiz biçimde faturası avukatlara çıkarılarak, avukatlar birer “olağan şüpheli” şeklinde görülerek, hedef tahtasına konularak, bugün olduğu gibi adliyede bir tür “sıkıyönetim” rejimi uygulayarak giderilebileceği vehimine dayalı anlayış ve uygulamayı kabul edebilmemisi mümkün değildir. Yaşanılan terör olayı ve saldırısının, avukatlıkla, avukatlarla hiçbir ilgisi bulunmamasına rağmen, günlerdir bazı basın-yayın organlarında ve bir takım yetkililerin açıklamalarında, sistematik olarak bir algı operasyonu ve kara propaganda ile tüm sorumluluğun avukatlara yöneltilmesi, onurla taşınan cübbenin sorumlu tutulmaya çalışılması, avukatların hedef haline getirilmesi çabaları kaygı verici bir boyuta ulaşmıştır. Bu şekilde avukatlar ve savunma kriminalize edilmeye, yargı camiasının dışına itilmeye, görev yapamaz hale getirilmeye, itibarsızlaştırılmaya çalışılmaktadır. Bundan en büyük zararı, hak ve özgürlükleri ihlal edilen, hak arama yollarını kullanmak durumunda olan yurttaşların ve hukuk sisteminin göreceğinin anımsatılması gerekir. Güçlü bir adalet sistemi ancak güçlü bir avukat topluluğu ile mümkündür. Bir kez daha hatırlatılması gerekilir ki, adliyeler birer ticarethane veya alışveriş merkezi değildir. Adliyenin asıl ve gerçek işlevi, adalet dağıtılmasıdır. Avukatlar da bu sürecin bir parçasıdır. Avukatlık Kanununun 2/3.maddesi uyarınca yargı organları, emniyet makamları, diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüsleri, özel ve kamuya ait bankalar, noterler, sigorta şirketleri ve vakıflar avukatlara görevlerinin yerine getirilmesinde yardımcı olmak zorundadır. Bütün bu hükümlerden ve avukatlık mesleğinin mahiyetinden çıkan sonuç şudur ki avukatlar adliyenin asli bir yapı taşıdır.  
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
semanur bayrak     2015-06-28 peki avukatların mesleklerini hukuk aramak değil de ticaret yapmak olarak görmelerine ne denmeli. savcılardan daha çok avukatların eleştirilmesi taraftarıyım
ŞEMSİNUR KOÇ     2015-04-06 güzel yazina yürekten katiliyorum sevgi̇li̇ oğuzhan i̇lyas, bu vesi̇leyle hem seni̇ hmde 5 ni̇san avukatlar gününü kutlayip tebri̇k edi̇yorum başarilar di̇leri̇m
gönül yazıcı     2015-04-06 bizler vekil, sizler asilsiniz. haklarımız bizim değil, sizindir.
RAHMİ SANCAK     2015-04-05 yazik gerçekten toplum olarak bi̇ze yazik, anliyamiyoruz olup bi̇tenleri̇ ne yazik ki̇...
Niyazi AKYAZI     2015-04-05 yazinin tamamina katilmakla bi̇rli̇kte, bu vesi̇le i̇le avukatlarin avukatlar gününü tebri̇k edi̇yorum
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Anadolu Yıldızlar Ligi Yarı Final Müsabakaları
Anadolu Yıldızlar Ligi Yarı Final Müsabakaları
"Duygusal Zekâ Etkileme ve İkna"