TEBESSÜM RUHUN NEZAKETİDİR
Mehmet ÖZATA

TEBESSÜM RUHUN NEZAKETİDİR

İnsanoğlu yaşayarak, görerek, gezerek ve okuyarak kendisini eğitir, geliştirir ve tekâmül eder. Tekâmül, olma, olgunlaşma, kemâle erme ve evrim anlamına gelir.
İnsanların hayat ve ahlakla ile ilgili belirlenmiş kuralları yaşayarak öğrenmesidir. 
Selam İbranice Şalom’dan gelir ve barış demektir. 
Rahmetli babam Mustafa Kemal Özata, Osmancık’ta tanısın, tanımasın herkese selam verirdi. Ben de babamdan kazandığım ve çok sevdiğim bu güzel alışkanlıkla her sabah spor yaparken herkesle selamlaşır, iyi günler dileyerek insanları mutlu etmeye çalışırım.
Umarım, bizim kuşak bu güzel selam âdetini Çorum’da devam ettiriyordur.
Özellikle, büyük şehirlerde yaşayan insanlarımız selam, tebessüm ve teşekkür özürlü oldukları için hem kendileri mutsuz oluyor, hem de karşıdaki insanları mutsuz ediyorlar. Aynı apartmanda oturanlar bile birbirlerini tanımıyorlar. Kadın, erkek, genç, çoluk çocuk herkes ellerinde cep telefonları robotlar gibi ortalıkta dolaşıyorlar. 
Maalesef, bu garabetlerini sanki bir meziyetmiş gibi övünerek anlatırlar. 
Tebessüm, ruhun nezaketidir. Ruh güzelliğinin dışa yansımasıdır. Sıcak bir gülüş
karşıdaki insana büyük bir mutluluk verir. Kendisine değer verildiğini hisseden insanlar başkalarına da değer vererek, yaşamı yüceltirler. 
Teşekkür “şükür’den gelir. Teşekkür, yapılan bir iyiliğe karşı minnetini söylemektir. 
Giydiklerimiz içinde bize en çok yakışan tebessüm elbisesidir. 
Tebessüm sevgi ve saygı ifadesidir. Gösterilmeyen, ifade edilmeyen sevgiyi anlamakta, anlatmakta zordur. 
Sevginin olduğu yerde Tanrı’da vardır. Sevgi, selam, tebessüm ve teşekkür hem vereni hem alanı iyileştirir. Sevgi değer vermesini bilmektir. 
Çok sevdiğim ve sık sık paylaştığım çok anlamlı bir öyküde olaylar şöyle gelişir.
Küçük kız, dertli bir yabancıya gülümsedi. Bu gülümseme adamın kendisini daha iyi hissetmesine sebep oldu. Bu hava içinde yakın geçmişte kendisine yardım eden bir dosta teşekkür etmediğini hatırladı. Hemen bir not yazdı, yolladı. 
Arkadaşı bu teşekkürden o kadar keyiflendi ki, her öğlen yemek yediği lokantada garson kıza yüklü bir bahşiş bıraktı. Garson kız ilk defa böyle bir bahşiş alıyordu. 
Akşam eve giderken, kazandığı paranın bir parçasını her zaman köşe başında oturan fakir adamın şapkasına bıraktı. 
Adam öyle ama öyle minnettar oldu ki. İki gündür boğazından bir lokma geçmemişti. Karnını doyurduktan sonra, ıslık çalarak bir apartman bodrumundaki tek odasının yolunu tuttu. Öyle neşeliydi ki, bir saçak altında titreşen köpek yavrusunu görünce, kucağına alıverdi. Küçük köpek gecenin soğuğundan kurtulduğu için mutluydu. Sıcak odada sabaha kadar koşuşturdu. Gece yarısından sonra apartmanı dumanlar sardı. Bir yangın başlıyordu. Dumanı koklayan köpek öyle bir havlamaya başladı ki, önce fakir adam uyandı, sonra bütün apartman halkı. Anneler, babalar dumandan boğulmak üzere olan yavrularını kucaklayıp, ölümden kurtardılar. Bütün bunların hepsi, beş kuruşluk bile maliyeti olmayan bir TEBESSÜMÜN sonucuydu.
Sevgi öyle bir şifadır ki hastalara can verir,
Paylaştıkça çoğalır, yaşama anlam verir,
Sevgisiz gönüller çorak toprağa benzer,
Ne sevecek can verir, ne de bir canan verir…(Mehmet Özata)
29 Aralık Cumartesi günü İstanbul’da yaşayan 38 Osmancık’lı arkadaşımızla Kadıköy  Saray Muhallebicisinde buluşarak hasret giderdik. Yıllar önce babaları veya kendileri Osmancık’ta görev yapmış Prof. Dr. Güngör Evren, Dr. Yüksel Bildirgen, öğretmen Hicran Bıçakcı, öğretmen Nurettin Gökgöz ve Orman şefi Necati Özdemir’in de aramıza katılması bizleri çok mutlu etti.  
5 Ocak Cumartesi günü de 1963  Çorum lisesi mezunu arkadaşlarımla aynı mekanda buluşacağız. Toplantımıza İskilip’ten gelen öğretmen arkadaşımız İsmet Kasımcan da katılacak. O tarihte İstanbul’da olacak arkadaşlarımızı da bekleriz. 

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Anadolu Yıldızlar Ligi Yarı Final Müsabakaları
Anadolu Yıldızlar Ligi Yarı Final Müsabakaları
"Duygusal Zekâ Etkileme ve İkna"