KADER
Av. Mehmet Can KUTAYER

KADER

Advert

Merhaba ben Avukat Mehmet Can Kutayer. Bundan böyle en güzel köşe yazılarımla sizlerle birlikte olacağım. Gündoğumuhaber sayfalarından sizlerle hayatı paylaşmaya devam edeceğiz.
 
Saygılarımla..
 
Oh ne ala! herkesin keyfi yerinde. Evlerinde, işyerlerinde televizyon izlerken, radyo dinlerken ne bilelim çocukları ile ilgilenirken sizler, masmavi gökyüzündeki kartalın süzülüşüne hasret, yerin yüzlerce metre altında da bir hayat mücadelesidir madencilik serüveni...
 
Gecesi gündüzü olmayan ne kadar zor zanaattir madencilik.
 
Ne güzel tasvir etmiş şair Orhan Veli;

'Siyah akar Zonguldak deresi,
Yüz karası değil kömür karası,
Böyle kazanılır ekmek parası'

Kimse bilmez metrelerce aşağıda olup biteni. Bir madenci için 7-8 saatlik mücadele biliniz ki, bir ömre bedel.
 
Boşuna söylemezler emeğin alınterinin, başkentidir Zonguldak diye.
 
Ya bir madenci mezarı bir iki adım ötede, ya da bir anıttır yükselen Zonguldak'ta hemen göze çarpanlar.
 
Sizler, bizler ne kadar kalabilirsiniz 7-8 saat yerin 500-600 metre dibinde?
Yaşamla ölüm gider gelir yerin metrelerce dibinde.
 
Hiç unutmam,
 
O zamanlar küçük bir çocuktum. Birden yerin sarsıldığını hissettim aniden. O dönem televizyonlarda o kadar çok yayın yok tabi. Özel televizyonlar bile yeni yeni açılıyor. Bir deprem olur, 'Romanya sallandı' derlerdi bizim oralarda. Bizde, yine 'Romanya sallandı' dedik o an. Etrafımda yüzü gözü bembeyaz kesilmiş insanların sağa sola savrulan ayak seslerini duyunca olayın o kadar basite indirgenmeyeceğini ya da bu kez Romanya'da deprem olmadığını anladık.
 
Beş dakika sonra evimizin karşısında olan TTK’nın 30 numaralı kuyusuna ait olan asansör vincinin toz duman halini hiç unutmadım yıllarca.
 
Hala gözümün önünden gitmez. Acı tablo hala aklımda. 265 kişi. Dile kolay tam 265 kişi o madenin içinde o gün can verdi.
 
TTK (Türkiye Taş Kömürleri Kurumu)’nın 150 yıllık tarihindeki en büyük felakete ben tanıklık ettim. İnsanların acı içinde bekleyişine, acaba babam, eşim, çocuğum ne halde çıkacak diye bekleyişine ben tanıklık ettim. Yüzü gözü kömüre bulanmış cesetlerin çıkarılışına ben tanıklık ettim. İnsanların yıkıldığı, çığlık çığlığa feryadına ben tanıklık ettim. Dile kolay 20 yıl geçmiş üzerinden. Olay tazeliğini koruyor gibi durur hala o kuyuya baktığımda.
 
Elbette, yeteri kadar iş güvenliği sağlansaydı belki bu kadar ölüm olmazdı. Doğru madencilik riskli iştir. Ama bunu minimize edecek olanlar ise yetkililerdir, üst makamlardır. Bunu madenci düşünmez.
 
Kabul ediyorum, 1992 yılın da o döenmin teknolojisiyle böyle bir felaketle karşı karşıya kaldık. Oysa şimdi yıl 2013 yani 21. yüzyıldayız. Ne değişti? Oysa teknoloji ise başdöndürüyor.
Ne ki, Taşeronlaşma başladı. Denetimler yapılmadı ya da tam anlamıyla yapılamadı. Her zaman olduğu gibi madenci değil, dolacak cebin derdine düşüldü. Taşeron işçi Zonguldak madeninin kapısına bir arma gibi asıldı, yıllardır idare edildi.  Tamamlanır dendi. Teknoloji tam anlamıyla kullanılmadı. Vesaire vesaire. Teknik konulara girmeye hiç gerek yok. sözü uzatmaya da, çünkü kısaca 20 senedir hiç bir şey yapmadık yeni bir felaket yaşamadan ne yazık ki.
 
Velhasıl yine ne yazık ki, 8 maden işçimizi daha Zonguldak'ta kaybettik. 8 ocak daha söndü. Suçlu kim şimdi, teknoloji mi, insan mı, siyasetçi mi, ğç kuruşa hayatını toprapa veren işçi mi, böyle giderse 1118’ini daha kaybederiz hiç merak etmeyin. Ama olsun ne de olsa “Ölüm madencinin kaderi” öyle değil mi?, hep öyle düşünmedik mi, her zaman olduğu gibi bu olayı da unutup hiç bir şey olmamış gibi hayata devam etmeyecekmiyiz?

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
Safiye YAZICI     2013-01-12 zonguldak 'in iyieşmez yarası..kaderi demişler...geçiştirmişler,eline diline sağlık mehmetcan.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
2019 Yılı 3. İl Koordinasyon Kurulu Toplantısı
2019 Yılı 3. İl Koordinasyon Kurulu Toplantısı
İYİ Parti olarak biz, güçlendirilmiş parlamenter sistemden yanayız
İYİ Parti olarak biz, güçlendirilmiş parlamenter sistemden yanayız