Onurlu Çözüm
Hamit YILDIZ

Onurlu Çözüm

Advert
Kınalı Hasan’ı bilmeyeniniz yoktur… Saçlarının neden kınalandığı ile ilgili komutanının ısrarlı soruları üzerine annesine mektup yazan Hasan’ın aldığı cevabi mektupta aynen şu ifadeler geçmektedir; “Ey gözümün nuru Hasan’ım,   Köyümüzde rahat rahat oturalım mı? Vatan sevgisi içimizde alev alev yanıyor. Sen ecdadından, babandan aşağı kalamazsın... Ben, senin anan isem. Beni ve seni Allah yarattı, vatan büyüttü. Allah, bu vatan için seni besledi. Bu vatanın ekmeği iliklerinde duruyor...  Sen bu ailenin seçilmiş kurbanısın...  Hasan’ım, söyle zabit efendiye... Bizim köyde kurbanlık ayrılan koyunlar kınalanır... Ben de seni evlatlarımın arasından vatana kurban adadım. Onun için saçını kınalamıştım...  El-hükmü billâh. Allah, seni İsmail Peygamber’in yolundan ayırmasın.  Seni melekler şimdiden rahmetle anacaktır. Gözlerinden öperim...  Anan - Hatice” O eli öpülesi Hatice anamız bu vatan için, bu bayrak için kınalayıp evladını cepheye gönderirken, en ufak bir tereddüt duymadı. Şan ve şerefle dolu tarihimizin her sayfasında, Türk Milleti olarak vatan ve milletin bölünmez bütünlüğü, bizler için her şeyin üstünde oldu. Türk Milleti yüzyıllardır bu idealler uğruna Şehitler verdi, Gazi oldu, ama asla onurlu duruşundan taviz vermedi. Asla el öpmedi ve boyun eğmedi… Ecdadımız Kurtuluş Savaşında yedi düvelle yaptığı mücadele sonrasında, başı dik, alnı açık, aslanlar gibi yapılan ve kazanılan bir mücadele sonrasında, bizlere onur ve gururla üzerinde yaşayacağımız, milli şairin; “şüheda fışkıracak toprağı sıksan Şüheda” ifadesinde olduğu gibi, Şehit kanı ile yoğrulmuş, kutsal vatan topraklarını bizlere emanet etti ve biz de geleceğe tarihten aldığımız bu güçle her zaman büyük bir güvenle baktık. Atatürk’ün “muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur” ifadesinde de bu durum çok güzel bir şekilde ifade edilmektedir.  Son günlerde yaşanan aşağılayıcı ve haddini aşan olaylar, her an böyle bir fırsat kollayan bazı ülkelerin, tarihimizin derinliklerinden gelen milli ve manevi gücümüzü gösteren onurlu duruşumuzda kırılma olduğu izlenimine ulaşmalarını sağlayabilecek cinsten… Şöyle ki, yaklaşık 35 yıla yakın mücadelesini verdiğimiz, uğrunda Şehit verdiğimiz ve Gazi olduğumuz kırmızı çizgilerimizden ödün verir duruma geldik. Diyarbakır’da yapılan gösteriler ikinci bir habur faciası gibidir. Öyle bir pervasızlık ve hainlik sergilenmektedir ki, Türk Bayrağının gölgesinde huzur içinde yaşayan bu kişiler, yaptıkları gösterilerde pkk çaputlarını başköşeye koyarken, bir tane Türk Bayrağı bile açmamışlardır. Hainler ellerinde silah dağdan şehre inip, bildiri okuyup geri dağa dönebilmekte, bu duruma da maalesef sessiz kalınmaktadır… Aslında bugün Şehit aileleri ve Gazilerin bu onursuzluğa tepkisinin ana nedenini Hatice anamızın sözlerinde aramak gerekiyor. Ne diyor kınalı kuzunun annesi; “Köyümüzde rahat rahat oturalım mı? Vatan sevgisi içimizde alev alev yanıyor. Sen ecdadından, babandan aşağı kalamazsın...” diyor. Peki, şu anki durumumuzu ecdadımız görseydi ne derdi acaba? Bizlerle gurur duyarlar mıydı?   Birilerinin her zaman ağızlarında sakız ettiği “terör bitsin de nasıl biterse bitsin” naraları atarak, “ver kurtul” anlayışı ile tavizde sınır tanımaz bakış açısına bürünen bu yaklaşım için, “kral çıplak” diyebilenlere, siz kandan besleniyorsunuz deme cüretini gösterebilen, görsel ve yazılı basın kalemşorlarına buradan tokat gibi bir yanıt vermek istiyorum. Şehit aileleri ve Gaziler sizin hayal bile edemeyeceğiniz kadar terörün bitmesini ve akan kanın durmasını istiyorlar. Ancak “ver kurtul” ile değil, bu zamana kadar uğruna Şehit verilen değerlerden taviz verilerek değil, hainlerin her türlü yaptığı küstahlığa boyun eğerek değil, bu çözüm ancak ve ancak Şehit aileleri ve Gaziler olarak kırmızı çizgilerimizden asla taviz vermeden, bize bu vatanı emanet eden atalarımıza mahcup olmayacak çözümler üretilmesi halinde söz konusu olabilecektir. Pkk çaputunu Diyarbakır meydanında sallarken aynı zamanda bölücü başına özgürlük sloganları atılmasına göz yuman, bebek katilini sanki kurtarıcıymış edasıyla adeta masumlaştıran söylemlerle, muhatap alıp dayatmalarını kabul eden bir bakış açısını desteklemek, Şehit kanları ile sulanan bu kutsal topraklara ihanetten başka bir şey değildir.  Anlamakta zorlananlara burada yeniden belirtmek isterim ki; akan kanın durmasını bizden daha fazla isteyen kimse olamaz. Bu acıların bitmesini, en başta acıyı yaşayanlar ve bağrına kor ateş düşenler ister… Çanakkale savaşında “Çanakkale’yi yunanlılara verelim analar ağlamasın”, “Antep Harbinde Antep’i Fransızlara verelim analar ağlamasın”demeyen; namus, şeref, vatan ve bayrak için canını ortaya koyan Hatice anaların, Kınalı Hasanlar’ın vebalini düşünmezseniz, öbür tarafta bunun hesabını veremezsiniz. Bugün benim Şehit anamın var olan acılarını daha fazla deşmeye kimsenin hakkı yoktur. Allah rızası için başınızı ellerinizin arasına koyun, bir vicdan muhasebesi yapın ve kendinize sorun; “Hatice anam ve Kınalı Hasan bugünleri görseydi ne düşünürdü?”         
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
İstanbul Bilgi Üniversitesi Yazar İnci Aral'ı Ağırladı
İstanbul Bilgi Üniversitesi Yazar İnci Aral'ı Ağırladı
Oturtmuyorlar İnsanı
Oturtmuyorlar İnsanı