Satrançta Birkaç Hamle Sonrasını Görebilmek
Hamit YILDIZ

Satrançta Birkaç Hamle Sonrasını Görebilmek

Advert
Şehit aileleri ve Gazilerin siyaset üstü olduğunu, yapılan iyi çalışmaları alkışlayacağım gibi, yanlışları da söylemekten geri durmayacağımı daha önce defalarca belirtmiştim.    Bugün geldiğimiz noktada halen PKK’nın taleplerinin bir bir gerçekleştirilmeye devam edildiğini üzülerek görmekteyiz…   Bu talepleri Meclisteki uzantıları eli ile iletiyor ve ne yazık ki gerçekleştirilmesini de sağlıyorlar.    En son haziran ayında BDP tarafından hükümete sunulan 25 maddelik demokratikleşme paketi listesi içerisinde yer alan önerilerin birçoğunun gerçekleşeceği müjdesi verildi bile.   Yamyamlar taleplerinin gerçekleşecek olmasından mutluluk duymaları gerekirken, halen yetersiz naraları ile sonu belli olmayan taviz koparma furyasına olanca hızları ile devam ediyorlar.    Doğuda yeni okulların açılmasına karşı çıkan pkk’nın Meclisteki uzantısı, okul sayısının arttırılmasını, daha eşit şartlarda ve olanaklarda eğitim imkânını talep etmek yerine, ısrarla ana dilde eğitim talebinde bulundular. Bu maksatlı talebi dillendirenler, ileride gerçekleştirmeyi planladıkları özerk kürdistan hayallerine ulaşabilmenin yolunun, ülkenin birlik ve beraberliğinin mihenk taşlarından biri olan “dil birliği”ni zayıflatmak ve kırmak olduğunu çok iyi bilmektedirler. Anadilde eğitimle başlayan furya, zamanla kamuda kürtçenin Devlet kurumlarında da kullanılmak istemesiyle devam edecek, dil birliğinin kaybolduğu bir coğrafyada yaşayan insanların özerklik talepleri baş gösterecektir. Yani kısaca belirtmek gerekirse, anadilde eğitim masum bir talep değildir.    % 3 üzeri oy alan partilere Devlet yardımının kaldırılmasından ziyade, partilere Devlet yardımı yapılması uygulamasına bütünü ile son verilseydi, o zaman alkışlanacak bir karara imza atmış olurlardı. Burada tüyü bitmemiş yetimin hakkı olan Devlet bütçesinden adeta pkk’nın temsilciğini yapan bir partiye yardım yapılacak olmasını ve bu kararın onların talepleri doğrultusunda gerçekleşmesini hazmedebilmek mümkün değildir.   Bunun yanında 11 yıldır dile bile getirilmeyen başörtüsü sorununun, sanki sus payı gibi böyle bir paket içerisinde yer almış olması, her şeye rağmen güzel bir gelişme olmakla birlikte, bu zamana kadar sorunun çözülememiş olması da ayrıca üzüntü vericidir. Yani toplum tarafından tepki alınması ihtimali olan bir çalışma içerisinde, başörtüsü düzenlemesinin sanki yumuşatma kartı gibi kullanılması ve yıllardır var olan bu sorunun çözümü için bu zamana kadar hiçbir şey yapılmamış olması da samimiyet noktasında akıllara soru işareti getirmektedir.   İlkokullarda okutulan andımızın kaldırılması ile ilgili olarak talepte bulunanlar, ABD ve AB’nin de yoğun çabaları sonucunda, nihayet emellerine ulaştılar. Bu noktada siz değerli okuyucularımız, ABD’de ilkokuldan lise eğitimlerini bitirene kadar öğrencilerin her sabah ayağa kalkarak aşağıdaki yemini ettiklerini biliyor musunuz?    “Amerika Birleşik Devletleri’nin bayrağına ve o bayrağın simgelediği cumhuriyete bağlılık için and içiyorum. Herkes için özgürlük ve adaletle,  Allah’ın gözetiminde, bölünmez, tek millet.”   Atatürk Milliyetçiliğindeki Türklük kavramı, ırkçılığı şiddetle reddeden bir kavramdır. “Türk Milleti” Anadolu coğrafyasında yaşayan ve nefes alan, vatanına, bayrağına vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkesi kapsamaktadır. Osmanlı zamanında herkes ben “Osmanlıyım” derdi. Amerika’da da hangi etnik kökenden olursa olsun herkes ben “Amerikalıyım” der. Anayasanın 66. Maddesi; “Türk Devleti'ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk'tür.” Hükmüne amirdir. Peki durum böyle olmasına rağmen aşağıda yer alan andımızdan neden rahatsızlık duymaktadırlar?      Türküm, doğruyum, çalışkanım,   İlkem; küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir.   Ülküm; yükselmek, ileri gitmektir.   Ey Büyük Atatürk!   Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim.   Varlığım Türk varlığına armağan olsun.   Ne mutlu Türküm diyene!     Andımızı bütünü ile kaldırmak yerine, en azından aşağıdaki cümlelerin içerisinde yer aldığı şekilde yeniden revize edilebilirdi;     ….Vatanıma, Milletime, Bayrağıma kurşun sıkmayacağıma ve ihanet etmeyeceğime,   Vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü koruyacağıma   Namusum ve şerefim üzerine ant içerim….   Ancak bu cümlelerin olduğu bir andı da pkk ve Meclisteki uzantısı kabul etmeyecektir. Buradan andımızın tamamen kaldırılmasının yanlış olacağını ve en kötü ihtimalle “yeni bir ant çalışması” yapılarak okullarda okutulmaya devam edilmesinin önemine işaret etmek istiyorum.    Basında henüz resmi makamlar tarafından doğrulanmayan ve 27 Eylül günü Kastamonu Gölköy’de bulunan 5. Jandarma Eğitim Alayında eğitim gören 100-150 kadar erin, yemin törenine katılmayarak yemin etmediğine ilişkin bir haber yayımlandı. Burada yukarıda da belirttiğimiz gibi taviz tavizi doğurmaktadır. Bugün andın kaldırılmasını isteyen zihniyet yarın askerlik yemininin de kaldırılmasını isteyecektir.   Pakete ilişkin yapılan açıklamada siyasi partilere üye olunmasına ilişkin Siyasi Partiler Kanunu'nun 11'inci maddesinde yer alan bazı engellerin kaldırılacağından da bahsediliyor. 11. maddesinde yer alan beş yıl ağır hapis veya beş yıl ve daha fazla hapis cezasına mahkûm olanlar ile Terör eyleminden mahkûm olanlar maddeleri mi kaldırılacak? Bu yasa çalışması ile başta bölücü başı olmak üzere, tüm teröristlerin ileride milletvekili olabilmelerinin yolu mu açılıyor? Önümüzdeki günlerde nasıl bir düzenleme yapılacağını hep birlikte göreceğiz.   Demokratik çözüm paketi adı altında açıklanan pakette yer alan hususlarla ilgili olarak, Vatan ve Bayrak için canlarını feda edan aziz Şehitlerimizin ruhlarını sızlatmaya, canlarından parça veren kahraman Gazilerimizi üzmeye kimsenin hakkı yoktur. Her şey bir yana, bebek katili bir örgütün dayatmaları ile alınacak her türlü karar bizleri derinden üzmekte ve yaralamaktadır. Nereye varacağı belli olmayan sonu gelmez tavizlerin nihai hedefinin, ayrı bir kürt devletine alt yapı oluşturmak olduğu gün gibi ortada iken terörle mücadele etmek yerine halen müzakereye devam denilmesi hem bölücü örgütün gün be gün güçlenmesine vesile olmakta, hem de ileri de önü alınamayacak sorunlara kapı aralamaktadır. Satrançta birkaç hamle ötesini göremeyen her zaman yenilmeye mahkûmdur. Tereddütlerimde inşallah yanılırım, çünkü hepimiz aynı gemideyiz. Allah Devletimize, Vatanımıza, Milletimize zeval vermesin…   Ne Mutlu Türküm Diyene!  
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
İstanbul Bilgi Üniversitesi Yazar İnci Aral'ı Ağırladı
İstanbul Bilgi Üniversitesi Yazar İnci Aral'ı Ağırladı
Oturtmuyorlar İnsanı
Oturtmuyorlar İnsanı