Manşet

Virüslü Genel Manzara

Olağanüstü bir dönemden geçiyoruz. Dikkatli olmaya mecburuz. Maalesef AB ve uluslararası kuruluşların çoğu kayıpları oynuyor. Her ülke kendini düşünüyor. Bu durumda herşeyi yönetenlerden ve kamu görevlilerinden bekleyemeyiz.
Maalesef yıllardır koruyucu, kollayıcı ve destekleyici sosyal devlet anlayışından uzaklaştık. Devletten de baba mı olurmuş dedik. Herşeyde şahsi çıkar ve kârı ençoklaştırmayı düşündük. Topluma dönük sosyal faydayı ve sosyal adalet kavramını unuttuk. Halkın çıkarının yerini çoğu zaman belirli sermaye çevrelerinin, yakın çevrenin ve bilhassa müteahhitlerin çıkarları aldı.
Kimse hastalığı kendine layık görmüyor. Koruma altında olduğunu zannediyor. Genci yaşlısı virüsü hafife alıyor. Olup bitenlerden ders çıkarmıyor. Acaba neden?
Genelde keyfine ve zevkine çok düşkün olduk. Aristokrat ruhlu vatandaşlar ortaya çıktı. Kibir, gurur ve çevreyi küçümseyici davranışlar arttı. Tevazu kayboldu. Şükretmek unutuldu. Borç harç, her alanda gösteriş tüketimi ve israf patladı. Hemen ve kolay isyan eder olduk. Evinde kütüphanesi olmayanların elinde pahalı telefonlar, altlarında son model arabalar var. Marka merakı her konuda statü sembolü oldu. Davranış ve algılamalarımız kültürel yapı özelliklerimizle çelişti. Moral değerlerimiz aşındı; maddi-manevi tatmin dengesi bozuldu. Meşru-gayri meşru ayırımı zayıfladı. Davranış bozuklukları ve sapma davranışlar normalleşti. Ayağımızı yorganımıza göre uzatma anlayışı terkedildi; doyumsuzluk ortaya çıktı. Komik ve garip bir tüketim yarışı başladı. Fertçilik, faydacılık, maddecilik ve ben merkezcilik öne çıktı. Dayanışma ve Türk milletine, bütüne mensubiyet yerini parçalara aidiyete bıraktı. Bundan dolayı fedakarlıkları ve kuralları dışlayan gençler ve yaşlılar, uyarılara rağmen ölüme meydan okur gibi ortada dolaşıyor. Cehalet de bazılarını cesur yapıyor.
Bazı tedbirler şunlar olabilir:

  • Ücretsiz izin ve özel sektörde işten çıkarmalar önlenmelidir. Mağdur olanların ev kiraları ve ücretleri Fransa’da olduğu gibi büyük oranda devletçe karşılanmalıdır.
  • Büyük fedakarlıklar yapan sağlıkçılara yeni bazı imkan ve hakların getirilmesi isabetlidir. Üç aylık ikramiye verilmesi uygun olabilir. Sadece alkış yetmiyor.
  • Zaruri bir tüketim maddesi olan ekmeğin fiyatı aşağı çekilmelidir.
  • Umreden dönen son kafilenin (11.000 kişi) 14 günlük karantina işlemleri acaba nasıl yürütülüyor? Daha önce dönen yaklaşık 10.000 kişi ne durumdadır bilemiyoruz. Keşke son kafileler gönderilmemiş olsaydı.
  • Elektrik, su ve doğalgaz borçları sadece ertelenmemeli; indirime de gidilebilmelidir.
  • En düşük emekli maaşı asgari ücretin altında olmamalıdır.
  • Havaalanı, köprü, altgeçit gibi yap-işlet-devret şeklindeki yatırımların müteahhitlerine yapılan ve hazineye aşırı yük olan ödemeler bir yıl ertelenmelidir.
  • Türkiye için önceliği olmayan İstanbul Kanalı gibi projelerde erteleme ve tekrar gözden geçirme yapılmalıdır.
  • Sağlık Bakanlığı, sağlıkçılar ve diğer kamu kuruluşlarının başarılı hizmet ve gayretleri takdir edilmelidir.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı