Anadolu’nun zengin mutfak kültürü, aynı malzemenin farklı coğrafyalarda bambaşka bir kimliğe bürünmesine imkân tanıyor. Pirinç ve bulgurun sade görünen hâli, Türkiye’nin beş bölgesinde yüzyıllardır süregelen geleneklerle birleşerek adeta bir kültürel hafızaya dönüşüyor. Beş farklı yöreden beş özel pilav tarifi, Anadolu’nun tanelerle yazdığı gastronomi hikâyesine ışık tutuyor.
Siirt’in tören yemeği perde pilavı, yeni bir yuvanın, bereketin ve birlikteliğin sembolü olarak düğün sofralarının değişmez lezzeti. Hamurla kaplanarak fırında mühürlenen bu özel pilav; badem, kuş üzümü ve baharatların uyumuyla nesillerdir yaşatılıyor.
Gaziantep–Kilis–Hatay üçgeninin firik pilavı, tütsülenmiş genç buğdayın isli aromasıyla öne çıkıyor. Bulgurla birleşen firik, bölgenin hem tarım kültürünü hem de kadim üretim biçimlerini yansıtıyor.
Karadeniz’in simge lezzeti hamsili pilav ise bölgenin denizle kurduğu güçlü bağın sofradaki karşılığı. Hamsiyle çevrelenen baharatlı pirinç, Karadeniz mutfağının kimliğini tek tabakta özetliyor.
Doğu Anadolu’nun çaşırlı pilavı, Erzurum, Kars ve Ağrı yaylalarının sert doğasını sofraya taşıyor. Yabani çaşır otu, pirince güçlü ve bitkisel bir aroma ekleyerek bölgenin coğrafi ruhunu yansıtıyor.
Ege ve Trakya’nın sebzeli–otlu pilavları ise enginar, taze otlar ve zeytinyağıyla bölgenin tarımsal çeşitliliğini mutfakta buluşturuyor. Bu pilavlar, bereketli toprakların ritmini sofraya taşıyan hafif fakat karakterli lezzetler sunuyor.
Türkiye’nin pilav haritası, bir yemeğin nasıl coğrafyayla, gelenekle ve yaşam biçimiyle şekillendiğini gösteren benzersiz bir kültürel miras niteliği taşıyor.