Manşet

Eğitim İş

Eğitim ve Bilimişgörenleri Sendikası (EĞİTİM – İŞ)’in Öğretmenler Günü araştırması eğitim emekçilerinin durumunun vahametini ortaya koydu.

Araştırmada; ”ZAM, KRİZ, YOKSULLUK; TÜKENİYORUZ!” denildi.

Sendikanın merkez yönetim kurulundan yapılan açıklama da şöyle denildi:

Her 24 Kasım Öğretmenler Günü’nde tüm aktörlerinin öğretmenleri övmek için sıraya girdiği iktidar, yılın geri kalan 364 gününde öğretmeni ve öğretmenliği madden ve manen değersizleştirmeye yönelik politikalarını sürdürmektedir. Bu nedenle uzunca bir zamandır büyük Önder Atatürk’ün “Başöğretmen” sıfatını almasının da yıldönümü olan 24 Kasım Öğretmenler Günü, biz eğitim emekçileri için kutlamanın değil, burulmanın, halimizi anlatmanın gününe dönüşmüştür.

Sendikamızın bu Öğretmenler Günü için yaptığı kapsamlı araştırma ise bu yılın öğretmenler için öncekilerden daha beter geçtiğini, eğitim emekçilerinin geçinmekte zorlandığını, borca battığını, kendi ailelerinin ihtiyaçlarını gideremediğini ve umutsuz olduğunu ortaya koymuştur.

Yüzde 49.43’ü erkek, yüzde 50.57’si kadın toplam 3530 öğretmenin katılımıyla gerçekleştirilen araştırmamıza göre;

  • Araştırmaya göre öğretmenlerin yüzde 23.34’ü eşinin çalış(a)madığını belirtmiştir. Yani neredeyse evli her 4 öğretmenimizin birinin eşi işsizdir ve evin başlıca gelir kaynağı enflasyonla biçilen öğretmen maaşıdır.
  • Araştırmaya katılan öğretmenlerin neredeyse yarısının iki çocuğu olduğu görülmektedir. Bu, evdeki geçim sıkıntısının büyüklüğünü anlamak açısından da önemli bir veridir.
  • Öğretmenlerimizin yüzde 80’inden fazlasının eğitim durumu lisans olarak belirlenmiştir. Bu oranın yüzde 78.13’ünü ise eğitim fakültelerinden mezun olan eğitimciler oluşturmaktadır. Yani ağır bir sefaletin reva görüldüğü bu insanlar, ülke ortalamasına göre yüksek bir eğitim düzeyine sahiptir.
  • Öğretmenlerin ailelerinin gıda ihtiyaçlarını karşılayabilme oranları da vahim düzeydedir. Ailenin gıda ihtiyaçlarını karşılama konusunda katılanların yüzde 4.5’i her zaman, yüzde 19.3’ü çoğu zaman, yüzde 34’ü ise ara sıra zorluk yaşadığını belirtmiştir. Yani öğretmenlerimizin yüzde 95.5’i bir şekilde ailesinin gıda ihtiyaçlarını karşılamakta güçlük çekmektedir.
  • Öğretmenlerin maaşlarının yetersizliği, maaş hesabını kullanma alışkanlıklarından da anlaşılabilmektedir. Katılımcıların yüzde 27.6’sı maaş hesabındaki eksiye gidebilme hakkını her zaman, yüzde 20.7’si ise çoğu zaman kullandıklarını aktarmıştır. Yani öğretmenlerin yüzde 85.3’ü bir şekilde maaş hesaplarındaki eksi bakiye hakkını kullanmak durumunda kalmaktadır.
  • Başkalarının çocuklarını yetiştiren öğretmenlerin, kendi çocuklarının eğitimi açısından maddi olarak yetersiz kaldığı da araştırmanın çarpıcı sonuçlarındandır. Katılımcıların yüzde 9.6’sı her zaman, yüzde 24.8’i ise çoğu zaman, yüzde 29.6’sı ise ara sıra çocuğunun eğitim ihtiyaçlarını gidermekte zorlandığını belirtmiştir. Bu konuda “Hiç zorluk çekmiyorum” diyen öğretmen oranı sadece yüzde 19.1’dir. Ailenin sağlık harcamalarını karşılama konusunda “hiç güçlük çekmiyorum” diyebilen öğretmen oranı ise sadece yüzde 22.3’tür; yüzde 77.7’si bu konuda bir şekilde güçlük yaşamaktadır.
  • Alım gücü düşen, maaşı enflasyon canavarıyla boğuşamayan eğitim emekçisi bankaların kıskacına düşmüştür. “Kredi kartı borcunu ödemekte zorluk yaşıyor musunuz?” sorusunda katılımcıların yüzde 21.’si “her zaman”, yüzde 27.4’ü “çoğu zaman”, yüzde 26’sı “ara sıra” cevabını vermiştir. “Hiç zorluk yaşamıyorum” diyen öğretmenlerin oranı ise sadece yüzde 10’dur; katılımcıların yüzde 90’ı bir şekilde kredi kartı borçlarını ödemek konusunda sıkıntı yaşamaktadır.
  • Öğretmenler hayatlarını idame ettirebilmek, evlerinin ihtiyaçlarını karşılayabilmek için birinci derece yakınlarından destek almak durumunda kalmaktadır. Katılımcıların yüzde 4.7’si her zaman, yüzde 9.1’i çoğu zaman, yüzde 29.1’i ise ara sıra birinci derece yakınlarından maddi destek istemek durumunda kaldığını belirtmiştir. Yani öğretmenlerimizin yüzde 65.1’i geçinemediği için bir şekilde ailelerinden borç para almak zorunda kalmaktadır.
  • Katılımcıların yüzde 3.4’ü her ay, yüzde 8.3’ü çoğu aylarda, yüzde 21.6’sı ise ara sıra borç para bulmak zorunda kaldığını aktarmıştır. Yani öğretmenlerin 60.1’i borç bularak yaşama tutunmaya çalışmaktadır. Bankalara ve şahıslara olan bu borçlanma ritüelinin öğretmenlerdeki yıpratıcı etkisi de araştırmanın çarpıcı sonuçlarındandır. Katılımcıların yüzde 13.9’u borçları yüzünden her zaman, yüzde 23.6’sı çoğu zaman, yüzde 25.3’ü ise ara sıra mesleki motivasyonlarının düştüğünü söylemiştir. Mesleki motivasyonumu hiç kaybetmiyorum diyebilen öğretmenlerin oranı ise sadece yüzde 20.1’dir.
  • Eğitim emekçileri borç edinmekte olduğu gibi borç ödemekte de sıkıntılar yaşamaktadır. Borçları ödemek konusunda öğretmenlerin yüzde 11.4’ü her zaman, yüzde 24.7’si çoğu zaman, yüzde 28’i ise ara sıra sıkıntı yaşadığını belirtmiştir. Yani öğretmenlerin yüzde 85.5’i bir şekilde borçları ödemekte güçlük çekmektedir.
  • Öğretmenlerin yüzde 72.4’ü maaşlarının yaşam standartlarını karşılayacak düzeyde olmadığı konusunda hemfikirdir. Yüzde 20.7’si de maaşın çoğu zaman böyle düşündüğünü belirtmiştir.
  • Öğretmenler kendilerine reva görülen bu düşük ücretlerin, toplumdaki saygınlıklarını da erozyona uğrattığı konusunda hemfikirdir. Katılımcıların yüzde 64.2’si düşük maaşları nedeniyle toplumdaki saygınlıklarının yıprandığını aktarmıştır.
  • Maaşların düşüklüğü, yıpranmış bir psikolojiyi de doğurmaktadır. Düşük maaşlar nedeniyle katılımcıların yüzde 26.4’ü her zaman, yüzde 26.4’ü ise çoğu zaman, yüzde 24’ü ise ara sıra psikolojik sorunlar yaşadığını belirtmiştir.
  • Öğretmenlerin belini büken en büyük kalemlerden birisi de ev kirası olmuştur. Ev kiralarındaki astronomik artışlar nedeniyle katılımcıların yüzde 22.2’si her zaman, yüzde 21.7’si çoğu zaman ödeme güçlüğü yaşadığını aktarmıştır.
  • Alım gücünün düşmesi nedeniyle zaten yoğun mesailerle boğuşan öğretmenler, ek iş aramak durumunda da kalmaktadır. Öğretmenlerin 19.5’i her zaman, yüzde 25.8’i ise çoğu zaman ek iş aradığını belirtmiştir. Yani bir şekilde ek iş arayan öğretmen oranı yüzde 84.3’tür.
  • İktidarın “öğretmenler oturdukları yerden para kazanıyor” diye kara propaganda yürüttüğü online eğitim sürecinin de öğretmenleri ayrıca yıprattığı görülmüştür. Katılmcıların yüzde 26.9’u her zaman, yüzde 34.6’sı ise çoğu zaman online ders vermenin iş yükünü artırdığını kaydetmiştir. Online eğitim beni hiç zorlamıyor diyen öğretmen oranı sadece yüzde 7’dir. Ayrıca öğretmenlerin yüzde 43.1’i her zaman, yüzde 35.1’i ise çoğu zaman online eğitimin verimsiz olduğunu belirtmiştir. Öğretmenlerin yüzde 34.5’i çevrimiçi derslerin teknolojik imkanlar yüzünden her zaman verimsiz geçtiğini söylemiştir. Bu soruya “çoğu zaman” yanıtı veren öğretmen oranı da 44.1’dir.
  • Öğrencilerimden uzak kalmak mesleki motivasyonumu her zaman düşürüyor diyen öğretmen oranının yüzde 39.1, meslektaşlarımdan uzak kalmak mesleki motivasyonumu her zaman düşürüyor diyenlerin oranının da yüzde 31.5 olması, yüz yüze eğitimin sürdürülmesinin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur.
  • Pandemiye karşı gerekli önlemler alınmadığı için her gün risk alarak okula giden öğretmenlerimizin sadece yüzde 7.7’si okul yönetimlerinin pandemiye karşı uygulamalarını başarılı bulmaktadır. MEB’i pandemi konusunda başarılı bulan öğretmen oranı ise sadece yüzde 5’ten azdır. Ayrıca öğretmenlerin yüzde 77.6’sı pandemi sürecinde teknolojik ihtiyaçlarının MEB tarafından hiçbir zaman karşılanmadığını kaydetmiştir.

Araştırmamız, kurucusu olan Başöğretmen’in “Ulusları kurtaranlar, yalnız ve ancak öğretmenlerdir” diyecek kadar vizyonlu olduğu bu ülkede ne yazık ki öğretmenlerin nefes alamadığını ortaya koymaktadır.

Öğretmenlerimiz; maaşları açlık sınırının altında kaldığı için geçinememekte, kendilerine ve sevdiklerine maddi olarak yetemedikleri için özsaygılarını kaybetmekte, liyakatsizce atanan okul yöneticileri tarafından mobbinge maruz kalmakta, devlet adamlığı değil partizanlık yapan mülki amirlerce itibar suikastine uğramaktadır. Eğitimdeki hiçbir değişiklik için fikri sorulmayan öğretmenler, değersiz ve umutsuz hissetmektedir. 24 Kasım dolayısıyla övgülerini şimdiden hazırlayan her siyasi bilmelidir ki bu acı tabloda kendi payları vardır. Ülkenin vekil maaşları öğretmen maaşını geçmemeli ilkesinden geldiği bu noktada öğretmenler için artık ekmek, aslanın ağzında değil, siyasal İslam’ın midesindedir.

Bu tablonun yaratıcıları bilmelidir ki; Başöğretmen Atatürk’ün eğitim neferleri olarak bu karamsar, vahim tabloya rağmen yılmıyoruz!

  • İnsanlık onuruna yaraşır bir ücret alıp, insanca yaşamak istiyoruz!
  • Öğretmenlerin köle değil, geleceğin mimarları olduğunun idrak edilmesini istiyoruz!
  • Sadece öğrencilerimiz ve kendimiz için değil, ülkemizin geleceği için laik, bilimsel, adil ve kamusal eğitim istiyoruz!
  • Meslek onurumuzu geri istiyoruz!

ve kimsenin şüphesi olmasın ki hepsini, omuz omuza mücadele ederek, sesimizi büyüterek elde edeceğiz! Bu sözle tüm eğitim emekçilerinin 24 Kasım Öğretmenler Günü’nü kutluyor, daha güzel günleri birlikte örmeye çağırıyoruz.

                                                                                          
Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı