Yirmi yıl önce İstanbul’da bir masa, birkaç sandalye ve kocaman hayallerle başladık.
Hayaller büyüktü…
İmkânlar küçüktü…
Destek mi?
O daha çok ilerideydi. Hatta çoğu zaman yoktu.
*
Biz yola çıkarken “Gurbetten sılaya, sıladan gurbete” dedik.
“Sıradan değil, sıladan haber” diyerek kalemi elimize aldık.
Amacımız belliydi:
Gümüşhane nerede konuşulmuyorsa orada konuşulmak,
nerede unutuluyorsa orada hatırlatmak.
Adını da Vefa koyduk.
Meğer en zor sınavı da o kelimeden sonra verecekmişiz.
*
En Yakın Olanlar En Uzakta Kaldı
İnsan en çok yakınına güveniyor.
Biz de öyle yaptık.
“Nasıl olsa bizimkiler” dedik…
Ama bazı “bizimkiler” haritada yakındı, ruhen epey uzaktı.
*
Yirmi yıl boyunca şunu öğrendik:
Vefa, mesafe tanımaz ama bazı insanlar tanır.
En yakınındaki bazen görmez, en uzaktaki sahip çıkar.
*
Kimi zaman selam vermeyenler oldu,
Kimi zaman görmezden gelenler…
Hatta “bize ne faydası var?” diye ölçenler bile çıktı.
*
Oysa biz faydayı hiç cebimize koymadık
Biz faydayı şehre yazdık.
*
Görmezden Gelinen Gazeteden Aranan Gazeteye
Bir dönem yerel basın “gereksiz”di.
Bir dönem “olsa da olur”du.
Sonra işler değişti.
Bir bakmışız,
daha dün kapısından geçmeyenler telefon açıyor.
Bir zamanlar burun kıvıranlar, şimdi haber soruyor.
*
Biz kimseye “bak demiştik” demedik.
Çünkü vefa, hesap işi değildir.
Ama hafıza işidir.
*
Gümüşhane Bugün Daha Çok Konuşuluyorsa…
Bugün Gümüşhane daha çok konuşuluyorsa,
daha çok tartışılıyorsa,
daha çok biliniyorsa…
Bu sadece siyasetle, projeyle, tabelayla olmadı.
Bu, 20 yıl boyunca susmayan bir kalemle oldu.
*
Gündoğumu Gazetesi,
kimi zaman siyasetçiden önce sordu,
kimi zaman yöneticiden önce gördü,
kimi zaman herkes sustuğunda yazdı.
Dev aynasıyla değil,
gerçek aynasıyla baktı.
*
Vefasızlık da Bir Tür Hatırlanmadır
Vefasızlığı unutmadık.
Ama kinle de hatırlamadık.
Sadece gülümsedik.
Çünkü bazıları vefayı bir semt sandı,
bazıları bir boza markası…
Biz ise 20 yıl yaşattık.
*
Bugün 20. Yıl…
Bugün hâlâ aynı yerdeyiz.
Aynı isimle,
aynı inatla,
aynı inançla…
Yirmi yıl önce bizi görmeyenlere kırgın değiliz.
Ama şunu da söylemeden geçmeyelim:
*
Vefa, en çok yokluğunda anlaşılır.
Biz yok olmadık…
Ama kimlerin yok saydığını hiç unutmadık.
*
Ve yolumuza devam ediyoruz.
Çünkü bu hikâye daha bitmedi.

