Kalkınmışlığın, medeniyetin ve refahın temeli bilinçli bir toplumdur.
Sorgulayan, soru soran, merak eden, hakkını arayan ve “neden?” demekten vazgeçmeyen zihinler yorulmaz. Çünkü onların derdi bağcıyı dövmek değil, üzümü daha iyi yetiştirmektir.
Peki bir şehri yönetsin diye seçtiklerimizden beklentimiz nedir?
Daha iyi hizmet almak değil midir?
*
Yaşadığımız kentin, mahallenin, köyün daha yaşanabilir olması gerekmez mi?
Nefes alan, üreten, umut veren bir şehir istemek çok mu fazla?
“Bana ne” ile başlayan cümlelerin sonu hiçbir yere varmaz. Asıl mesele, yıllardır halının altına süpürülen başlıkları artık yüksek sesle konuşabilmektir.
Yıl 2026…
Ve ortada sahibi aranır gibi duran bir şehir var: Gümüşhane.
*
Turizm: Fotoğraftan Öteye Geçemeyen Hayal
Turizm denince Gümüşhane için ne konuşuluyor?
Bir cam teras fotoğrafı mı, Süleymaniye’den bir kare mi, merada yayılan koyun görüntüsü mü?
Oysa turizm; esnafın kazandığı, şehrin kazandığı, ertesi yıl için planların yapıldığı canlı bir döngüdür.
Otobüslerin uğrayıp geçtiği değil, durup nefes aldığı şehir olmaktır mesele.
*
Kayak Merkezi: Kar Yağdı, Sessizlik Çöktü
Kayak merkezi için yıllarca konuşuldu. Geziler yapıldı, ödenekler dillendirildi, projeler anlatıldı.
2026’ya girerken belki de son yılların en sert kışı yaşandı.
Ama gözler Süleymaniye’yi aradı, karşılık yoktu.
Bu şehirde kar yağarken bile bir turizm hikâyesi yazılamıyorsa, durup düşünmek gerekir.
*
Tarım ve Hayvancılık: Toprak Var, Üretici Yok
Toprağı sıksan mera çıkan bir şehirdeyiz.
Ama ne ekiliyor, ne biçiliyor?
Hayvancılık için biçilmiş kaftan olan Gümüşhane’de üretici hayvanını satmak zorunda kalıyorsa, bu kader değildir.
Bu, planlama eksikliğidir.
*
Büyümeyen Şehir, Kaybolan Köyler
Köyler neden birer birer elden çıkıyor?
İnsanları bu şehirden küstüren sebepler neler?
Göç Gümüşhane’nin kaderi olmak zorunda mı?
Yoksa biz mi bu kaderi kabullendik?
*
Otogar, Otopark, Isınma: Utanç Başlıkları
Bir ilin otogarı yıllarca yapılmaz mı?
“Şehrin aynasıdır” denilen yer hâlâ ortada yoksa, dönüp kendimize bakmamız gerekir.
Isınma sorunu, otopark çilesi…
Hâlâ konuşuyorsak, hâlâ çözülemiyorsa, bu başlıklar utanç hanesine yazılır.
*
Gümüşhanespor: Umut Olması Gereken Yer
Gümüşhanespor’un içine düştüğü hal bu şehre yakışmıyor.
Süper Lig hayali kurmaya gerek yok.
Ama bir 2. Lig umudu bile bu şehri ayağa kaldırır.
*
STK’lar, Lobi ve Temsil Sorunu
Gümüşhane yalnızdır.
Bunu kabullenelim.
Güçlü lobi olmadan, güçlü sivil toplum olmadan bu şehir sesini duyuramaz.
Masa kurulan her yerde Gümüşhane’nin sandalyesi boş kalıyorsa, sorun büyüktür.
*
Gençlik: En Büyük Umut, En Büyük Kayıp
Okuyan, araştıran, dışarıda istikbal arayan gençler…
Peki şehirde kalanlar?
Onlara insan gibi çalışabilecekleri, emeğinin karşılığını alabilecekleri işler sunabiliyor muyuz?
Yoksa gençliği sadece “giderler” diye mi anıyoruz?
*
Projeler: Konuşuldu, Unutuldu
Hızlı tren, Tersun Dağı, büyük yatırımlar…
Bir dönem çok konuşulan projeler neden sessizliğe gömüldü?
Neden bilimsel çalıştaylar, sempozyumlar yapılmıyor?
Üniversite, akademi, mühendislik bu şehrin neresinde?
*
Kültür, Sanat ve Tanıtım
Gümüşhane konaklara sıkışacak kadar küçük bir şehir değildir.
Kadim bir geçmişi, güçlü bir kültürü vardır.
Ama tanıtımda hâlâ çırpınıyoruz.
Hâlâ kendimizi anlatamıyoruz.
*
Sanayi Yoksa Yatırım Olmalı
6. Bölge teşvikleri açıklandı.
Peki kaç çivi çakıldı?
Teşvik kağıt üzerinde kalıyorsa, şehir yerinde sayar.
*
Basın, İletişim, Medya
Telefonun çekmediği köyler var.
Televizyon yok, radyo yok.
Yerel basın can çekişiyor.
Bu sadece gazetecilerin değil, bu şehrin sorunudur.
*
Yaylalar, Elma Bahçeleri, Kuşburnu
Gümüşhane’nin değerleri bir bir elden gidiyor.
Elma ağaçları kesiliyor, kuşburnu unutuluyor.
Oysa milyon dolarlık potansiyel bu topraklarda duruyor.
*
Konservatuvar ve Ziraat Fakültesi
Bu şehir için lüks değil, ihtiyaçtır.
Gümüşhane’nin karakteriyle örtüşür, ruhuna yakışır.
*
Ve Son Söz
Gümüşhane kaderine terk edilemez.
Bu şehir yalnız bırakılıyor. En büyük sorun da budur.
Gümüşhane iki caddeye, iki sözcüye sıkışamaz.
Kucaklaşmalı bu şehir.
Birlik olmalı.
Çünkü Gümüşhane ancak o zaman ayağa kalkar.
Ve o zaman, bu şehri kimse yıkamaz.

