Sabah gün doğmadan kepenk açan, gece herkes ışıkları kapattığında hâlâ dükkânın lambasını söndürmeyen bir kesim var bu ülkede. Bayramda yola çıkamazlar, tatil planı yapamazlar. Düğüne gitmek için saat hesaplar, yeni yılı çoğu zaman tezgâhın arkasında karşılarlar. Hasta olsalar bile “bugün kapalıyız” deme hakları yoktur. Çünkü esnaf olmak, sadece bir meslek değil; 24 saat süren bir sorumluluktur.
Esnafın yüzü her zaman güler sanılır. Oysa o gülümsemenin ardında biriken yorgunluk, hesaplanan borçlar, yarına dair endişeler vardır. Kasada para olmasa da müşteri boş çevrilmez; “veresiye” denildiğinde kapı kapanmaz. Hata yapma lüksleri yoktur; çünkü yapılan her yanlış, doğrudan eve ekmek olarak yansır.
Bugün dünya değişiyor. Ticaret büyüyor, sermaye güçleniyor, zincir mağazalar her sokağın başını tutuyor. Bu değişimin tam ortasında ayakta kalmaya çalışan küçük esnaf ise her geçen gün biraz daha sıkışıyor. Belki de en çok yorulan, en çok zorlanan ama en az konuşulan kesim yine onlar.
Bir de işin kimsenin bilmediği tarafı var. Birçok esnaf bu mesleği seçmedi; bu meslek onu seçti. Babadan kalan dükkânı kapatmaya gönlü elvermedi. Çünkü o dükkân sadece dört duvar değil; geçmişin hatırası, ailenin güvencesi, evin direğiydi. Anne-baba yaşlandıkça yük biraz daha ağırlaştı, hayaller ise tezgâhın alt rafına kaldırıldı.
Son dönemde esnafın derdi daha büyük. Artan maliyetler, düşen alım gücü, belirsiz yarınlar… “Nasıl dönecek bu çark?” sorusu artık her gün soruluyor. Açıklanan destekler umut oluyor mu? Kâğıt üzerinde belki. Ama sahada hissedilen başka bir gerçek var: Esnaf hâlâ nefes almakta zorlanıyor.
Bu süreçte devlete düşen sorumluluk kadar, bize de düşen bir pay var. Çünkü esnaf yalnızca ticaret yapan biri değildir. O, mahallenin hafızasıdır. Sabah selamla karşılayan, akşam hâl hatır sorandır. Bir şehrin ruhu, bir sokağın güven duygusudur.
Esnaf ayakta kalamazsa sadece dükkânlar kapanmaz; mahalleler sessizleşir, şehirler kimliğini kaybeder.
Bugüne kadar her krizde fedakârlığı önce esnaf yaptı. Bugün de yine direniyorlar. Ama bu kez yalnız bırakılmamaları gerekiyor. Biraz daha anlayış, biraz daha destek, biraz daha dayanışma…
Çünkü bu ülkenin görünmeyen yükünü yıllardır omuzlayanlar, yine sessizce ayakta kalmaya çalışan esnaflar.
Ve onlar, gerçekten de iyi ki varlar.

