İYİ Parti Samsun Milletvekili Bedri Yaşar ve arkadaşlarınca Marmara Denizi’nde yaşanan müsilaj istilasına dönük önerge meclis genel kurulunda reddedildi..
YAŞAR, önergenin reddine ilişkin tepkisini dile getirerek ‘Deniz kirliliği uyarımız dikkate alınmadı’ dedi.
İYİ Parti Samsun Milletvekili Bedri Yaşar, deniz kirliliğine yönelik sorunlarının araştırılarak, alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne vermiş oldukları önergenin Genel Kurulu’nda iktidarın oylarıyla 27 Ocak 2021 tarihinde reddedildiğini ifade etti.
İYİ Parti Samsun Milletvekili Bedri Yaşar, İktidarın çevre ve deniz kirliliği konusunda bugüne kadar ne kendilerinin, ne partisinin, ne de uzmanların sözünü dinlemediğini hatırlatarak, Marmara Denizi’nde ortaya çıkan kirlenmenin en büyük sorumlusunun önlem almakta geciken iktidar olduğunu vurguladı.
İYİ Parti Samsun Milletvekili Yaşar, Ocak ayında iktidar tarafından gerekli önlemlerin alınması halinde, bugün Marmara Denizi ve diğer denizlerimizin deniz salyası (müsilaj) tehdidi ile karşı karşıya kalmamış olacağını bildirdi.
KİRLENME DEVAM EDİYOR
Evsel atıkların ve sanayi atıklarının derelerden başlayarak, akarsuları ve denizleri kirletmeye devam ettiğine de işaret eden İYİ Parti Samsun Milletvekili Bedri Yaşar, sözlerini şöyle sürdürdü.
AK PARTİ VE MHP OYLARIYLA RED
“Deniz kirliliğine karşı komisyon kurulması ve önlem alınması konusunda Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne 15 Ocak 2020 tarihinde 21 İYİ Parti Milletvekili imzasıyla vermiş olduğumuz Meclis Araştırma Önergemiz 27. Ocak 2021 tarihinde Ak Parti ve MHP oylarıyla reddedilmiştir. Reddedilmemiş olsaydı, bugün ülke olarak daha erken önlem alma şansımız olacaktı.
Aslında önergemizde bugün Marmara Denizi’ni kirleten ve deniz salyası (müsilaj) oluşmasına neden tüm uyarılar yer alıyordu. Onları buradan tekrar hatırlatmak istiyorum. Denizlerimizi kirleten en önemli unsurların başında, sanayi tesislerinden çıkan ve arıtılmadan denize boşaltılan atıklar gelmektedir. Bunların yanında; tarımsal alanlarda erozyon sonucu akarsularla denize karışan toprak ve diğer kirleticiler denizlere sadece toprak değil, tarımsal faaliyetler sonucu akarsulara karışan çeşitli pestisit ve gübre gibi kimyasal atıklar da taşınmaktadır. Gemiler ve diğer deniz araçlarından akan petrol ve yağ atıkları, pis sular ve çöp gibi atıklar da denizlerimizi kirletmektedir.”
*
İYİ Parti
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
Denizlerimizdeki aşırı avlanma, deniz kirliliği ve yeni istilacı balık türleri ile balık rezervlerindeki azalmaya yönelik sorunlarının araştırılarak, alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasa’nm 98. ve TBMM içtüzüğünün 104 ve 105. maddesi uyarınca Meclis araştırması açılmasını için gereğini arz ve teklif ederiz.
Bedri YAŞAR Samsun Milletvekili
*
GEREKÇE
Türkiye sahip olduğu uzun kıyıları ve kumsallan, uygun iklim koşulları ve
doğal güzellikleri sayesinde deniz turizmi konusunda oldukça elverişli bir
konuma sahiptir.
Deniz turizminin yanı sıra su ürünleri konusunda da oldukça şanslı bir
konumda olan Türkiye’de, ne yazık ki son yıllarda avlanan su ürünleri miktarında azalma meydana gelmeye başlamıştır. Bu sezonda da, balıkçılarımız denizden umduklarım bulamamıştır.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, ülkemizde 2002 yılında
566 bin 682 ton su ürünleri avcılığı yapılırken, bu rakam, 2017 yılında, 354 bin 318 tona, 2018 yılında da, 314 bin 94 tona düşmüştür. Bu rakamlar dikkate alındığında, ülkemizde avcılık yoluyla elde edilen su ürünleri miktarı azalmaya başlamıştır.
Bu olumsuz durum, balıkçı tezgâhlarındaki balık çeşitliliğini de, fiyatlarını
da etkilemiştir. Azalan rezervlere bağlı olarak balık fiyatları artmıştır. Son
yıllardaki bu fiyat artışları sofralara direk olarak yansımış ve ülkemizde yıllar itibariyle tüketim azalmıştır.
Dünya’da yıllık kişi başı balık tüketim miktarı ortalaması 19.2 kilogram
civarında gerçekleşmektedir. Bu miktar Avrupa Birliği’nde yıllık kişi başı
ortalama 24 kilogram, İspanya’da 40 kilogram, Yunanistan’da 23 kilogram,
Mısır’da 11,2 kilogram ve Tunus’ta ortalama 9,3 kilogram olarak
gerçekleşmektedir.
Ülkemizde, yıllık kişi başı balık tüketimi 2000 yılında 8 kilogram olarak
gerçekleşirken, azalar rezervler ve artan fiyatlar karşısında bu oran 2017 yılında 5,5 kilogram, 2018 yılında da 6,1 kilogram olarak gerçekleşmiştir.
Uzmanlar, denizlerimizdeki su ürünleri rezervlerinde son yıllarda ortaya
çıkan azalmanın, aşırı avlanma, deniz kirliliği, yeni istilacı balık türleri ve mevsim değişiklikleri gibi nedenlerden kaynaklandığını ifade etmektedir.
Aşırı avlanma balık sürülerini yavaş yavaş azaltmakta ve yok olma
noktasına getirmektedir. Aşırı avlanmaya bağlı olarak dünya rezervlerinin yüzde 30’luk bölümü tükenmiş durumdadır. Dünya’da 2.4 milyar kişi okyanus ve denizleri kirletecek şekilde kıyılarında yaşamaktadır. Ayrıca Dünya ticaretinin yüzde 80’i yine gemilerle okyanuslar ve denizler üzerinden yapılmaktadır. Yine her gün yaklaşık 7000 deniz canlı türü gemi balast sularıyla bir yerden başka bir yere taşınmaktadır.
*
Akdeniz başta olmak üzere denizlerimiz pek çok yabancı türün yaşam
alanına dönüşmeye başlamıştır. Süveyş Kanalı ve gemi balast sulan ile gelen birçok zehirli balık ve denizanası gibi türler turizm ve balıkçılık faaliyetlerini olumsuz yönde etkilemektedir. Özellikle balon balığı başta olmak üzere zehirli balıklar için tedbir alınması gerekmektedir. Sadece Marmara denizine Süveyş kanalı yoluyla ve gemi balast sularıyla ve diğer yollarla gelen 90 kadar yabancı tür bulunmaktadır.
Doğu Akdeniz’de, son 50 yıl içinde görülmeye başlayan ve son 10 yılda
hızla yaygınlaşan Kızıldeniz kökenli deniz balıkları bu bölgedeki biyolojik
çeşitlilik için tehdit oluşturmaya başlamıştır. Bu türlerin Akdeniz’e girmesi daha sonra Batı Akdeniz’e, hatta buradan Karadeniz’e kadar yayılmasından endişe duyulmaktadır.
İstilacı balık türlerinin dışında denizlerimiz için en büyük tehlike, kirliliktir.
Yapılan bütün araştırmalar, maalesef denizlerimizi kirlenmelere karşı yeterince koruyamadığımızı ortaya koymaktadır.
Denizlerimizi kirleten en önemli unsurların başmda, sanayi tesislerinden
çıkan ve arıtılmadan denize boşaltılan atıllar gelmektedir. Bunların yanında; Tarımsal alanlarda erozyon sonucu akarsularla denize karışan toprak ve diğer kirleticiler denizlere sadece toprak değil, tarımsal faaliyetler sonucu akarsulara karışan çeşitli pestisit ve gübre gibi kimyasal atıklar da taşınmaktadır. Gemiler ve diğer deniz araçlarından akan petrol ve yağ atıkları, pis sular ve çöp gibi atıklar da denizlerimizi kirletmektedir.
Ülkemiz balıkçılığının yaklaşık yüzde 70’lik bölümü Karadeniz’den
sağlanmaktadır. Karadeniz’in başı gemilerden atılan atıklarla derttedir.
Gemilerden atılan katı atıkların yaklaşık yüzde 50Tik bölümü yabancı gemilerden atılmaktadır. Bu denizimizin başta çöp olmak üzere kıyı kökenli kirlenme sorunları halen tam olarak çözülememiştir. Ayrıca bu denizimizin, değişik nehirlerden gelen kirleticiler konusunda da ayrıntılı çalışmaya ihtiyacı bulunmaktadır.
Bu nedenle, denizlerimizdeki aşırı avlanma, deniz kirliliği ve yeni istilacı
balık türleri ile balık rezervlerindeki azalmaya yönelik sorunlarının araştırılarak, alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasa’nm 98. ve TBMM içtüzüğünün 104 ve 105. maddesi uyarınca bir Meclis Araştırma Komisyonu kurulması yerinde olacaktır.