Bu sözü de bir türlü anlamış değilim: Şeytan kulağına kurşun…
Yahu tamam, kötü bir ihtimali savuşturmak için söyleniyor da;
şeytanın suçu ne?
Niye hep onun kulağı hedef alınıyor?
Zaten işi gücü yok, bir de kulak travmasıyla uğraşıyor zavallı.

Ama bizde deyimler de, inançlar da bol.
Hele ev içi batıl inançlar…
Ev mi, karargâh mı, esir kampı mı belli değil.

Daha kapıdan girer girmez başlar talimatlar:
— “Oğlum, terliği düz çevir!”
Niye?
Ters durunca evin huzuru mu kaçıyor, terlik mi lanetleniyor, açıklama yok.

— “Evladım, evde ıslık çalınmaz.”
— “Gece sakız çiğnenmez.”
— “Aman yavrum, evde şemsiye açılmaz!”
— “Sakın gece tırnak kesilmez!”

Yahu ben evdeyim değil mi?
Cezaevinde açık görüşte değilim?
Ne yapsam yasak.
Maşallah her hareketin ayrı bir felaket senaryosu var.

Bazıları var ki insanı hafiften tırsıtıyor:
— “Evde ıslık çalma, şeytan gelir!”

Gel de şimdi gönül rahatlığıyla ıslık çal…
Kalabalıkta hadi neyse;
“Bunun batıl inanç olduğunu biliyoruz” diye diye öttürüyorsun.
Ama yalnız kalınca…
Islık dudağa geliyor, akıl geri çekiyor.
Ya gelirse?
Manasız bir korku sarıyor içini.

Bazılarıysa direkt psikolojik yıkım:
— “Gece sakız çiğneme, ölülerin etini çiğnemiş olursun!”

Bunun batıl inanç olduğu gün gibi ortada.
Ama gel de bunu duyduktan sonra gece sakız çiğne…
Ağzında sakız, aklında kabir azabı.
Keyif mi kalır?

Yetmez…
— “Onu yapma, eve hortlak gelir.”
— “Bunu etme, ruhlar doluşur.”
— “Sakın öyle yapma, ev zombi kaynar!”

Yahu ben ne yapsam eve bir yaratık geliyor.
Sayemde ev;
zombiden, hayaletten, hortlaktan geçilmiyor.
Netflix gelse dizi çeker.

Ama işin tuhafı şu:
Bunca batıl inançla büyüyen Gümüşhaneli yine de sağlam durur.
Korkar ama güler.
Tedirgin olur ama yaşamaya devam eder.
Bir yandan “yapma” der,
öbür yandan şeytan kulağına kurşun deyip konuyu kapatır.

Belki de bu yüzden biz böyleyiz…
Hem ürkek,
hem cesur,
hem batıl inançlı,
hem de dalga geçebilecek kadar rahat.

Şeytan kulağına kurşun…
Ama mizah bizden eksik olmasın.